Prometheus Hakkında Genel Bilgi

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Titanlar soyundandır. Hesiodos’un söylediğine göre; Titan İapetos’la Okeanos’un kızı kleymene’nin oğludur. ’un annesinin adı kaynaklarda farklılık gösteriyor. Annesi bazı kaynaklar Okeanos kızı Asia, diğer bazı kaynaklarda ise yine Okeanos’un diğer kızı kleymenedir. İapetos’un dört tane oğlu olur; Atlas, Menoitios, ve ’dur. Kardeşlerinden ’a göre zıt kişilikteydi “beceriksizler şahı”diye anılırdı .’un evlendiği karısının adı da yazardan yazara değişir. Genelde Kelaino ve ya Klymenedir. Çocukları ise tufan mitosunda da rol oynayan Deukalion , lykos ve Khimaireus, bunların yanına bazen Aitnaios, Hellen ve Thebede eklenir.
Bu dört kardeşinde kaderi korkunçtur . Bunlardan iki tanesi; Menoitios ile Atlas ’a karşı geldiklerinden, diğer Titanlarla birlikte cezalandırılmışlardır. Atlas dünyanın bittiği yerde Hesperidesler’in önünde gök kubbeyi omuzlarında taşıma cezasına çarptırılmıştı. Homeros’a göreyse; Atlas gökle yeri ayıran sütunları taşır . Menoitos’u yıldırımlara çarparak yerin dibine kapatır. ile ’un ise cezaları başka türlü oldu. ’u ise bir dağa zincirleterek ciğerini bir kartala yedirtir.Diğer kardeşi ’un başına bela olsun diye ilk kadını yaratır ve ona gönderir. Bunların ikisi de insanın yaratılmasında önemli rol oynadılar.
’un böyle korkunç cezaları İapetos oğullarına vermesinin nedenini; bu dört Titan oğlunun aldıkları sıfatlardan anlıyoruz. Bu dört Titan’da akıl yönünden üstündürler ve bu üstünlükleriyle övündükleri gibi, sürekli olarak ’a karşı gelirler . akıl gücünü elinde tutar ve bu gücü başkasında görmesi de onu çok öfkelendirir. Bunun yanında sürekli olarak ’un bu öfkesinin körükler durur. Zekasını ve geleceği önceden görme gücünü ’u aldatmak küçük düşürmek için kullanır.

NİTELİĞİ

İapetosoğulları içinde en akıllı ve en bilge olan , Titanların ayaklanmasında kendi soyunun yenileceğini önceden görmüş, kardeşi ’u da ikna ederek, ’un yani Olymposlular’ın yanında yer almışlardır. ‘Olayları gören’ , ‘önlemleri zamanın da alan zekayı , kurnazlığı, kişilinde somutlaştırmayı da bilmiştir. ’nın doğumunda da yer alan , ondan uygar bir hayat için ne gerekliyse hepsini öğrenmiş ve bunu başına gelecekleri bildiği halde insanlara sunmaktan onların yanında yer almaktan çekinmemiştir.
’un adı önceden gören anlamına gelir. Gaia’nın nasıl ki Kronos’un devrileceğini gördüğü gibi, ’un da bir gün oğlu tarafından devrileceğini bilir. Fakat bu sırrı ’a söylemekten kaçınırdı.

’UN ATEŞİ ÇALMASI

Prometheusun ateşi çalışı

ölümlüleri ve onların koruyucusu ’u cezalandırmak amacıyla, ve bir daha etlerini pişirmesinler diye ateşi saklar. Ne var ki, kurnaz ’u bir kez daha kandırır. Olympos’a çıkar, orada güneşin alev alev yanan tekerleğinden bir kıvılcım çalar ve bunu bir rezene kabı içine koyarak ve insanlara götürür. Başka bir anlatıma göre ateşi ’un ocağından çalmıştır. , ateşi tekrar insanlarda görünce daha çok öfkelenmiş. Hem insanları Hem de kendisine karşı gelen ’u cezalandırmak için yeni çareler düşünmüş.

PROMETHESUSUN CEZALANDIRILMASI

Prometheusun tarafından cezalandırılışı

ateşi çalıp insanlara vermesinden dolayı, ’u korkunç bir cezaya çarptırdı.Onu zincirlerle Kaukasos dağında kayaya bağlatarak, kara ciğerini Ekhidna ile Typhondan doğma bir kartala yedirtti. Kartal her gün gelip karaciğerini yiyiyor, ve yenilen ciğer her gün yeniden oluşuyordu. Bu konuda Hesiodosta olmayan detayları Aiskhylos’un anlattıklarından öğreniyoruz3. ’un geleceğiyle ilgili bir sırrı yalnızca biliyordu. bir kadınla evlenecekti. Bununla çiftleşmesinden doğacak çocuk, ’un egemenliğine son verecekti. bu cocuğun kimden olacağını öğrenmek ve gelecekte de tahtını koruyabilmek için ’un ciğerini yiyen kartalı öldürmesi için Herakles’i gönderdi. Herakles, Ekhidna ve Typhondan doğma kartalı bir okla öldürdü. oğlunun bu başarısından çok memnun olmuştu. ’u yeniden lar katına kabul etti . Başka bir anlatıya göreyse herakles sadece kartalı öldürdü. Fakat ’un zincirlerden kurtulması için tekrar ölümsüz olması gerekmekteydi. İşte bu sırada Kentaurlarla Teselyanın efsanevi
halkı Lapitler arasındaki ta, yanlışlıkla Herakles’in okuyla yaralanan Kentauros Kheiron, bu acıdan kurtulmak için ölmek istedi. Ölümsüz olduğu için ölümsüzlüğünü kabul edecek
birini bulması gerekiyordu. bunu kabul etti ve onu çektiği acılardan kurtardı. Kendiside tekrar özgürlüğüne kavuştu ve ölümsüz oldu. bildiği sırrı açıkladı;
, Nereus kızıTthetise gönül vermişti. Bu birleşmeden doğacak çocuk, babasından daha güçlü olacaktı. ’u tahtından indirecekti. Bu sırrı öğrenen , Thetis’i bir ölümlüyle evlendirmeyi ister. Thetis ise kendisine eş olarak seçilen Peleus’la evlenmemek için, kızlarına has yeteneklerini kullanarak, kılıktan kılığa girdi. Fakat sonunda Peleus’la evlenmeye razı oldu. Peleus’la Thetis, Olyposta, lar sofrasında yapılan evliliklerinden, daha sonra Akhilleus doğdu.

PANDORA

Pandora

’dan sonrada, onun suç ortağı olarak gördüğü, erkekleri cezalandırır. Onlar için kötülük kaynağı olarak gördüğü kadını yaratır. , tanrıçalara benzer görünümde çekici kılmasını ve topraktan su ile yoğurmasını Hephaistosa buyurur. bedenini uyumlu olarak süsler. el işlerini, kumaşlar, dokumasını öğretir. Ve süslü kuşağını beline sarar. Afrodithe yüzüne dayanılmaz arzu ve zarafet serper. Kharitler boynuna altın gerdanlıklar takarlar, horalar çiçeklerle saçlarını donatırlar, haberci ise ona şeytani bir zeka ve kandırma becerisini üfler, ayrıca konuşma yetisini de verir. Son olarak kıza can versinler diye , dört rüzgara esmesini söyledi. Bu yaratılan kadına “bütün ların armağanı” anlamına gelen Pandora adının verirler. Pandora’ya kapalı bir kutu vererek, ’a gönderir. daha önceden kardeşini, Zeusdan hiçbir armağan almaması konusunda uyarmıştır. kardeşinin öğütlerini dinlemedi. Pandora’nın çekiciliğine karşı koyamadı ve onunla evlendi. O zamana kadar insanlar, kötülüğü, hastalığı, sıkıntıyı bilmiyorlardı. Yeryüzüne, bütün kötülükler bir kutunun içinde gönderilmişti. Tek yapılacak hata kutunun açılması olacaktı. Pandora’da merak edip yanında getirdiği kutuyu açınca; acılar,dertler, hastalıklar ,yaşlılık, kıskançlık, delilik, ahlaksızlık ,açlık yeryüzüne yayıldı. Kutudan tam umut dışarı çıkmak üzereydi ki, Pandora kutuyu kapattı.Kutuya sadece umudu sokabilmişti. Umut hala insanlara, kötülüklere karşı durma, acılarını hafifletme cesaretini veriyor.

TUFAN

Pandora’nın yaratılması ve yeryüzüne gönderilmesinden sonra, insan soyu çoğalmaya başlar. Beraberinde kötülüklerde çoğalır. İnsanlar lara yüz çevirirler. , insan ırkını suyla yok etmeye karar verir. Islak kanatlı yelleri sarar ortaya, ırmaklar, dereler, hızla ağaçları, hayvanları, insanları, evleri sürükler. Denizler birbirine karışır. Sonunda tanrı sakinleşince bir kayıktaki kadınla erkeği fark eder; ’un oğlu Deukalion’nu ve ’la Pandoranın kızı Pyrrha’yı tanır. Onları Parnassos’a, su yüzeyinde görülen tek dağa yönlendirir. İkisi de, lara şükrederler. Themis onlara, annelerinin kemiklerini alıp omuzlarının üzerinden atmalarını söyler. Deukalion, bu sözlerden anladığı; her şeyin anası olan yerin kemiklerinden, taşların kastedildiğini anlar. Deukalionun attığı taşlardan erkekler Pyrrha’nın attıklarından kadınlar türer.

* * *

Olympos larının kuvvet ve kudretine karşılık ’da kurnazlık ve zeka vardı. Titanların meşhur isyanları sırasında tarafsızlığını muhafaza etmiş ve baş kaldırmamış bir Titan oğlu olarak ’un gözüne girmeyi başardı. onu Olympos’a ölmezler arasına aldı. Oysa o ve arkadaşlarına karşı kalbinde kin besliyordu. Bu nedenle ları inkar edecek, hiçe sayacak, işleyeceği kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluku insanı yaratarak dedelerinin öcünü almayı planladı.

’un ilk insanı su ile değil kendi gözyaşı ile yoğurduğu balçıktan yarattığı söylenir. İnsan belki de bu yüzden tabiatın en aciz mahlukuydu, kendisini koruyacak hiçbir şeyi yoktu. Fil gibi kuvvetli hortumu, aslan gibi pençesi, kuş gibi kanadı, at gibi koşacak bacakları yoktu. Daha doğuştan ıstırap ve üzüntüler yakasına yapışıyordu. İlk insanlar çiğ meyveler ve kanlı etlerle besleniyordu, güneşsiz oyuklarda barınıyor, sürünerek girdiği mağaralarda geceyi geçiriyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan onları vahşi hayvanlardan korumak ve toprağı sürmeye yarayacak aletler elde etmek için madenleri işlemeyi öğretmek ve ateşi vermeyi düşündü.

İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kaplı olan Ferule’den (Şeytantersi Ağacı) bir dal aldı ve Lemnos Adasına gitti. ’un (Ateş sı) alevler saçan ocağından kızgın bir kıvılcım çaldı. Elindeki sopanın özünün içine sakladı, kendisi de bir siyah bir de beyaz atın arasında tutunarak görünmeden kaçmayı başardı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara götürdü. Derler ki o günden sonra ateş (akıl) beyaz ve siyahın enerjisini almıştır, onunla aydınlık da yaratılır karanlık da.

O günden sonra insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. Yiyecekleri pişiriyor, soğuk havalarda ısınıyor, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak aydınlanıyorlardı. Zamanla zavallılıklarını unutarak, kendilerini larla eşit görmeye başladılar. bunların olacağını bildiğinden insanlığı kutsal ateşten mahrum bırakmıştı. Kendi haberi olmadan ateşi çalan ve insanları şımartan ’a çok kızdı ve onu Kafkas Dağlarının en yalçın tepesine gönderdi. ’u (Yanardağların, ateşin, sanayinin sı/ Aphrodite’in eşi) çağırarak bu saygısız Titan’ı bir kayaya çaktırdı. İlahi demirci istemeyerek de olsa ’a boyun eğdi.

- Ey dedi. Bu çekiçleri ve bu zincirleri görüyor musun? Bunlar senin bahtsızlığını ve benim sonsuz üzüntümü hazırlayacaklar. Seni bu vahşi kayaya çivileyeceğim.Artık sen buradan hiç insan sesi işitmeyeceksin, teselli ve acımak sana yüzünü göstermeyecek, güneşin kızgın ışınlarıyla kuruyarak vücut çiçeğin solacak. Çok sonra gece yıldızlı mantosunun altında geldiğinde sen kalbinde bitmez acılar bulunan bir keder nöbetçisi, bu korkunç yerde, hiç dinlenmeden, uyku nedir bilmeden, dizlerini bükmeden yalnız başına kalacaksın. İniltilerini insafsız kayalardan başka duyan olmayacak. Boş yere feryat edeceksin.

Bunları söyleyen bahtsız ’un ayaklarına, kollarına kırılmaz zinciri geçirdi, sağlam kayaya çaktı. Bununla da bitmedi. Her sabah kocaman bir kartal geliyor ve süzülüp ’un ciğerlerini yiyordu. Sivri tırnaklarını göğsüne batırıyor, ciğerini didikliyordu. Akşama kadar onun yediği ciğer, gece sabaha kadar tekrar eski haline geliyor ve işkence aynen devam ediyordu. Bu işkence 30 sene sürdü, sonra onu affetti ve ölmezler arasına aldı.

Başka bir mite göre de yapmasını bilen bir Titan’dı. sadece bir insan değil birçok adamlar yapmış ve onlara can vermişti. Atölyesinde kollar, bacaklar, gövdeler, kafalar, kalpler yapıp, birbirine ekleyerek tamamladığı heykelleri raflara diziyordu. O sırada Dionysos (Şarap sı) atölyeye geldi, çok çalıştın yoruldun, biraz dinlenip içelim dedi. atölyesine döndüğünde sarhoştu. Bu yüzden bazı hatalar yaptı, küçük bir gövdeye koca bir baş, iri bir gövdeye ait olan kolları küçük bir gövdeye taktı. Derler ki hayatta koca başların, uzun bacakların, düzensiz vücutların sebebi de ’un sarhoş anlarıdır.

Yunanlılara göre sadece erkekleri yaratmıştı. Kadın o devirde mevcut değildi. İnsanların ömürleri güzel geçiyor, neşe içinde yaşıyor, huzur içinde ölüyorlardı. Ne zamanki ateşi elde ettiler, gururlanıp lığa soyundular. Madenleri eritip silahlar yaptılar, birbirlerini boğazladılar, ’un verdiği seytani zekayla erdemlerini kaybedip, kabalaştılar, bütün iyi huyları kalplerinden kovdular. Manevi bir sefalete düştüler. Eğer aklın sembolü olan ilahi ateşi lardan çalıp insanlara vermeseydi, bu mahluk bu kadar sefil olmayacaktı.(Belki akla ikna olup aşkı üzenler Tarkan’ın şarkısındaki gibi o zaman da akıl değil huzur istemeliydiler kim bilir!) ’un kurnazlıkla çaldığı akıl onları şımartınca yalnız erkeklerden ibaret olan bu yüzsüz ve terbiyesiz mahlukların başına bela olarak kadını gönderdi. usta bir Tanrı olan ’u çağırdı ve ona kadını yaratmasını emretti. balçığı su ile yoğurdu ve eşi Aphrodite’i model alarak ilk bakirenin vücudunu yaptı. bitince onun kalbine ruh yerine ’un çaldığı ateşten bir kıvılcım koydu. Bütün tanrı ve tanrıçalar ona bir şeyler armağan etti ve ona Pandora (bütün armağan) ismini verdiler. Aphrodite güzellik, hıyanet ve aldatıcı sözler, da esrarlı bir kutu armağan etti ve ona bu kutuyu asla açmamasını söyledi. Pandora’yı ’un kardeşi ’a hediye olarak gönderdi. Her ne kadar kardeşine ’tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etmemesini söylediyse de Pandora’nın güzelliğine hayran olan onu alıp insanların arasına götürdü. Pandora dünyaya gelir gelmez sabırsızlık ve merakla “Acaba kutunun içinde ne var?” diyerek kapağını açtı. Kutunun içinden hastalık, keder, yalan, riya, şehvet, insanların felaketini hazırlayan ne varsa fırlayıp kuşlar gibi uçuşarak dünyaya yayıldı. Pandora hatasını anlayıp kutuyu kapattı ama geç kalmıştı, bu arada insanları yaşatacak, teselli edecek “ümit” de kutunun içinde kapalı kaldı. ilk kadınla birlikte tüm fenalık ve ıstırapları da dünyaya göndermişti.

Buna rağmen ’un kini sönmedi. Bir tufan çıkararak insanları boğarak öldürmek istedi. Fakat kurnaz bir kayık yaparak kendi oğlu olan 1 erkek (Deukalion/ dindar insan) ve 1 dişiyi (Sofi /dişil enerji, insanlığın ulaşabileceği son nokta, 7.mertebe/’un Meliades perilerinden olma kızı olduğu söyleniyor.) bu kayıkta saklayıp tufandan kurtardı. Derler ki tufandan kurtulan Deukalion ’a bir kurban kesmiş, o da kendisine yalvaran bu dindarı ve eşi olan öz kızını affetmiş ve ilk adağını yerine getireceğini söylemiştir. Deukalion insanlığın tekrar yaratılmasını istedi. Themis’i (adalet tanrıçası) çağırdı. Themis “başınıza birer örtü sarınız, kemerlerinizi çözünüz ve yerden aldığınız taşları arkanıza atınız” dedi. Deukalion’un attığı taşlar erkeklere, Sofi’nin attıkları ise kadınlara dönüştü. Onlar 2. defa taştan yaratıldıklarından her şeye katlandılar. İşte ve insanlığın masalı…

Masallar ,
Evrensel ve sonsuz, yersiz yurtsuz ve
Sahiplenilemeyen,
İnandığınız sürece olan…
En cesur, en ümitli zamanlarımız değil miydi
Çocukluğumuz?
Unuttuk, uzaklaştık,
Büyüdük!
Oysa hep yanımızda değil mi?
Periler, cadılar, kurnaz tilkiler, hain kurtlar,
Şaşkın kargalar, haramiler, krallar, kraliçeler,
Prensler,prensesler…
Herkesin her şeyin masalı yok mu?
Birinin masalıdır belki aslolan yaşam da!
Biz de o masalın kahramanları…
Ancak masallara inananların bildiği gibi,
Tüm masalların ortak yönü sonucudur!

Yunan Mitolojisinde Tufan

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , ,

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Pandora’nın yaratılması ve yeryüzüne gönderilmesinden sonra, insan soyu çoğalmaya başlar. Beraberinde kötülüklerde çoğalır. İnsanlar lara yüz çevirirler. , insan ırkını suyla yok etmeye karar verir. Islak kanatlı yelleri sarar ortaya, ırmaklar, dereler, hızla ağaçları, hayvanları, insanları, evleri sürükler. Denizler birbirine karışır. Sonunda tanrı sakinleşince bir kayıktaki kadınla erkeği fark eder; ’un oğlu Deukalion’nu ve ’la Pandoranın kızı Pyrrha’yı tanır. Onları Parnassos’a, su yüzeyinde görülen tek dağa yönlendirir. İkisi de, lara şükrederler. Themis onlara, annelerinin kemiklerini alıp omuzlarının üzerinden atmalarını söyler. Deukalion, bu sözlerden anladığı; her şeyin anası olan yerin kemiklerinden, taşların kastedildiğini anlar. Deukalionun attığı taşlardan erkekler Pyrrha’nın attıklarından kadınlar türer.

* * *

Olympos larının kuvvet ve kudretine karşılık ’da kurnazlık ve zeka vardı. Titanların meşhur isyanları sırasında tarafsızlığını muhafaza etmiş ve baş kaldırmamış bir Titan oğlu olarak ’un gözüne girmeyi başardı. onu Olympos’a ölmezler arasına aldı. Oysa o ve arkadaşlarına karşı kalbinde kin besliyordu. Bu nedenle ları inkar edecek, hiçe sayacak, işleyeceği kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluku insanı yaratarak dedelerinin öcünü almayı planladı.

’un ilk insanı su ile değil kendi gözyaşı ile yoğurduğu balçıktan yarattığı söylenir. İnsan belki de bu yüzden tabiatın en aciz mahlukuydu, kendisini koruyacak hiçbir şeyi yoktu. Fil gibi kuvvetli hortumu, aslan gibi pençesi, kuş gibi kanadı, at gibi koşacak bacakları yoktu. Daha doğuştan ıstırap ve üzüntüler yakasına yapışıyordu. İlk insanlar çiğ meyveler ve kanlı etlerle besleniyordu, güneşsiz oyuklarda barınıyor, sürünerek girdiği mağaralarda geceyi geçiriyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan onları vahşi hayvanlardan korumak ve toprağı sürmeye yarayacak aletler elde etmek için madenleri işlemeyi öğretmek ve ateşi vermeyi düşündü.

İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kaplı olan Ferule’den (Şeytantersi Ağacı) bir dal aldı ve Lemnos Adasına gitti. ’un (Ateş sı) alevler saçan ocağından kızgın bir kıvılcım çaldı. Elindeki sopanın özünün içine sakladı, kendisi de bir siyah bir de beyaz atın arasında tutunarak görünmeden kaçmayı başardı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara götürdü. Derler ki o günden sonra ateş (akıl) beyaz ve siyahın enerjisini almıştır, onunla aydınlık da yaratılır karanlık da.

O günden sonra insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. Yiyecekleri pişiriyor, soğuk havalarda ısınıyor, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak aydınlanıyorlardı. Zamanla zavallılıklarını unutarak, kendilerini larla eşit görmeye başladılar. bunların olacağını bildiğinden insanlığı kutsal ateşten mahrum bırakmıştı. Kendi haberi olmadan ateşi çalan ve insanları şımartan ’a çok kızdı ve onu Kafkas Dağlarının en yalçın tepesine gönderdi. ’u (Yanardağların, ateşin, sanayinin sı/ Aphrodite’in eşi) çağırarak bu saygısız Titan’ı bir kayaya çaktırdı. İlahi demirci istemeyerek de olsa ’a boyun eğdi.

- Ey dedi. Bu çekiçleri ve bu zincirleri görüyor musun? Bunlar senin bahtsızlığını ve benim sonsuz üzüntümü hazırlayacaklar. Seni bu vahşi kayaya çivileyeceğim.Artık sen buradan hiç insan sesi işitmeyeceksin, teselli ve acımak sana yüzünü göstermeyecek, güneşin kızgın ışınlarıyla kuruyarak vücut çiçeğin solacak. Çok sonra gece yıldızlı mantosunun altında geldiğinde sen kalbinde bitmez acılar bulunan bir keder nöbetçisi, bu korkunç yerde, hiç dinlenmeden, uyku nedir bilmeden, dizlerini bükmeden yalnız başına kalacaksın. İniltilerini insafsız kayalardan başka duyan olmayacak. Boş yere feryat edeceksin.

Bunları söyleyen bahtsız ’un ayaklarına, kollarına kırılmaz zinciri geçirdi, sağlam kayaya çaktı. Bununla da bitmedi. Her sabah kocaman bir kartal geliyor ve süzülüp ’un ciğerlerini yiyordu. Sivri tırnaklarını göğsüne batırıyor, ciğerini didikliyordu. Akşama kadar onun yediği ciğer, gece sabaha kadar tekrar eski haline geliyor ve işkence aynen devam ediyordu. Bu işkence 30 sene sürdü, sonra onu affetti ve ölmezler arasına aldı.

Başka bir mite göre de yapmasını bilen bir Titan’dı. sadece bir insan değil birçok adamlar yapmış ve onlara can vermişti. Atölyesinde kollar, bacaklar, gövdeler, kafalar, kalpler yapıp, birbirine ekleyerek tamamladığı heykelleri raflara diziyordu. O sırada Dionysos (Şarap sı) atölyeye geldi, çok çalıştın yoruldun, biraz dinlenip içelim dedi. atölyesine döndüğünde sarhoştu. Bu yüzden bazı hatalar yaptı, küçük bir gövdeye koca bir baş, iri bir gövdeye ait olan kolları küçük bir gövdeye taktı. Derler ki hayatta koca başların, uzun bacakların, düzensiz vücutların sebebi de ’un sarhoş anlarıdır.

Yunanlılara göre sadece erkekleri yaratmıştı. Kadın o devirde mevcut değildi. İnsanların ömürleri güzel geçiyor, neşe içinde yaşıyor, huzur içinde ölüyorlardı. Ne zamanki ateşi elde ettiler, gururlanıp lığa soyundular. Madenleri eritip silahlar yaptılar, birbirlerini boğazladılar, ’un verdiği seytani zekayla erdemlerini kaybedip, kabalaştılar, bütün iyi huyları kalplerinden kovdular. Manevi bir sefalete düştüler. Eğer aklın sembolü olan ilahi ateşi lardan çalıp insanlara vermeseydi, bu mahluk bu kadar sefil olmayacaktı.(Belki akla ikna olup aşkı üzenler Tarkan’ın şarkısındaki gibi o zaman da akıl değil huzur istemeliydiler kim bilir!) ’un kurnazlıkla çaldığı akıl onları şımartınca yalnız erkeklerden ibaret olan bu yüzsüz ve terbiyesiz mahlukların başına bela olarak kadını gönderdi. usta bir Tanrı olan ’u çağırdı ve ona kadını yaratmasını emretti. balçığı su ile yoğurdu ve eşi Aphrodite’i model alarak ilk bakirenin vücudunu yaptı. bitince onun kalbine ruh yerine ’un çaldığı ateşten bir kıvılcım koydu. Bütün tanrı ve tanrıçalar ona bir şeyler armağan etti ve ona Pandora (bütün armağan) ismini verdiler. Aphrodite güzellik, hıyanet ve aldatıcı sözler, da esrarlı bir kutu armağan etti ve ona bu kutuyu asla açmamasını söyledi. Pandora’yı ’un kardeşi ’a hediye olarak gönderdi. Her ne kadar kardeşine ’tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etmemesini söylediyse de Pandora’nın güzelliğine hayran olan onu alıp insanların arasına götürdü. Pandora dünyaya gelir gelmez sabırsızlık ve merakla “Acaba kutunun içinde ne var?” diyerek kapağını açtı. Kutunun içinden hastalık, keder, yalan, riya, şehvet, insanların felaketini hazırlayan ne varsa fırlayıp kuşlar gibi uçuşarak dünyaya yayıldı. Pandora hatasını anlayıp kutuyu kapattı ama geç kalmıştı, bu arada insanları yaşatacak, teselli edecek “ümit” de kutunun içinde kapalı kaldı. ilk kadınla birlikte tüm fenalık ve ıstırapları da dünyaya göndermişti.

Buna rağmen ’un kini sönmedi. Bir tufan çıkararak insanları boğarak öldürmek istedi. Fakat kurnaz bir kayık yaparak kendi oğlu olan 1 erkek (Deukalion/ dindar insan) ve 1 dişiyi (Sofi /dişil enerji, insanlığın ulaşabileceği son nokta, 7.mertebe/’un Meliades perilerinden olma kızı olduğu söyleniyor.) bu kayıkta saklayıp tufandan kurtardı. Derler ki tufandan kurtulan Deukalion ’a bir kurban kesmiş, o da kendisine yalvaran bu dindarı ve eşi olan öz kızını affetmiş ve ilk adağını yerine getireceğini söylemiştir. Deukalion insanlığın tekrar yaratılmasını istedi. Themis’i (adalet tanrıçası) çağırdı. Themis “başınıza birer örtü sarınız, kemerlerinizi çözünüz ve yerden aldığınız taşları arkanıza atınız” dedi. Deukalion’un attığı taşlar erkeklere, Sofi’nin attıkları ise kadınlara dönüştü. Onlar 2. defa taştan yaratıldıklarından her şeye katlandılar. İşte ve insanlığın masalı…

Masallar ,
Evrensel ve sonsuz, yersiz yurtsuz ve
Sahiplenilemeyen,
İnandığınız sürece olan…
En cesur, en ümitli zamanlarımız değil miydi
Çocukluğumuz?
Unuttuk, uzaklaştık,
Büyüdük!
Oysa hep yanımızda değil mi?
Periler, cadılar, kurnaz tilkiler, hain kurtlar,
Şaşkın kargalar, haramiler, krallar, kraliçeler,
Prensler,prensesler…
Herkesin her şeyin masalı yok mu?
Birinin masalıdır belki aslolan yaşam da!
Biz de o masalın kahramanları…
Ancak masallara inananların bildiği gibi,
Tüm masalların ortak yönü sonucudur!

Yunan Mitolojisinde Pandora

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , , , , , , ,

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

’dan sonrada, onun suç ortağı olarak gördüğü, erkekleri cezalandırır. Onlar için kötülük kaynağı olarak gördüğü kadını yaratır. , tanrıçalara benzer görünümde çekici kılmasını ve topraktan su ile yoğurmasını Hephaistosa buyurur. bedenini uyumlu olarak süsler. el işlerini, kumaşlar, dokumasını öğretir. Ve süslü kuşağını beline sarar. Afrodithe yüzüne dayanılmaz arzu ve zarafet serper. Kharitler boynuna altın gerdanlıklar takarlar, horalar çiçeklerle saçlarını donatırlar, haberci ise ona şeytani bir zeka ve kandırma becerisini üfler, ayrıca konuşma yetisini de verir. Son olarak kıza can versinler diye , dört rüzgara esmesini söyledi. Bu yaratılan kadına “bütün ların armağanı” anlamına gelen Pandora adının verirler. Pandora’ya kapalı bir kutu vererek, ’a gönderir. daha önceden kardeşini, Zeusdan hiçbir armağan almaması konusunda uyarmıştır. kardeşinin öğütlerini dinlemedi. Pandora’nın çekiciliğine karşı koyamadı ve onunla evlendi. O zamana kadar insanlar, kötülüğü, hastalığı, sıkıntıyı bilmiyorlardı. Yeryüzüne, bütün kötülükler bir kutunun içinde gönderilmişti. Tek yapılacak hata kutunun açılması olacaktı. Pandora’da merak edip yanında getirdiği kutuyu açınca; acılar,dertler, hastalıklar ,yaşlılık, kıskançlık, delilik, ahlaksızlık ,açlık yeryüzüne yayıldı. Kutudan tam umut dışarı çıkmak üzereydi ki, Pandora kutuyu kapattı.Kutuya sadece umudu sokabilmişti. Umut hala insanlara, kötülüklere karşı durma, acılarını hafifletme cesaretini veriyor.

Prometheus’un Cezalandırılması

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , , ,

ateşi çalıp insanlara vermesinden dolayı, ’u korkunç bir cezaya çarptırdı.Onu zincirlerle Kaukasos dağında kayaya bağlatarak, kara ciğerini Ekhidna ile Typhondan doğma bir kartala yedirtti. Kartal her gün gelip karaciğerini yiyiyor, ve yenilen ciğer her gün yeniden oluşuyordu. Bu konuda Hesiodosta olmayan detayları Aiskhylos’un anlattıklarından öğreniyoruz3. ’un geleceğiyle ilgili bir sırrı yalnızca biliyordu. bir kadınla evlenecekti. Bununla çiftleşmesinden doğacak çocuk, ’un egemenliğine son verecekti. bu cocuğun kimden olacağını öğrenmek ve gelecekte de tahtını koruyabilmek için ’un ciğerini yiyen kartalı öldürmesi için Herakles’i gönderdi. Herakles, Ekhidna ve Typhondan doğma kartalı bir okla öldürdü. oğlunun bu başarısından çok memnun olmuştu. ’u yeniden lar katına kabul etti . Başka bir anlatıya göreyse herakles sadece kartalı öldürdü. Fakat ’un zincirlerden kurtulması için tekrar ölümsüz olması gerekmekteydi. İşte bu sırada Kentaurlarla Teselyanın efsanevi
halkı Lapitler arasındaki ta, yanlışlıkla Herakles’in okuyla yaralanan Kentauros Kheiron, bu acıdan kurtulmak için ölmek istedi. Ölümsüz olduğu için ölümsüzlüğünü kabul edecek
birini bulması gerekiyordu. bunu kabul etti ve onu çektiği acılardan kurtardı. Kendiside tekrar özgürlüğüne kavuştu ve ölümsüz oldu. bildiği sırrı açıkladı;
, Nereus kızıTthetise gönül vermişti. Bu birleşmeden doğacak çocuk, babasından daha güçlü olacaktı. ’u tahtından indirecekti. Bu sırrı öğrenen , Thetis’i bir ölümlüyle evlendirmeyi ister. Thetis ise kendisine eş olarak seçilen Peleus’la evlenmemek için, kızlarına has yeteneklerini kullanarak, kılıktan kılığa girdi. Fakat sonunda Peleus’la evlenmeye razı oldu. Peleus’la Thetis, Olyposta, lar sofrasında yapılan evliliklerinden, daha sonra Akhilleus doğdu.

Prometheus’un Ateşi Çalması

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , ,

ölümlüleri ve onların koruyucusu ’u cezalandırmak amacıyla, ve bir daha etlerini pişirmesinler diye ateşi saklar. Ne var ki, kurnaz ’u bir kez daha kandırır. Olympos’a çıkar, orada güneşin alev alev yanan tekerleğinden bir kıvılcım çalar ve bunu bir rezene kabı içine koyarak ve insanlara götürür. Başka bir anlatıma göre ateşi ’un ocağından çalmıştır. , ateşi tekrar insanlarda görünce daha çok öfkelenmiş. Hem insanları Hem de kendisine karşı gelen ’u cezalandırmak için yeni çareler düşünmüş.

Yunan Mitolojisinde Prometheus’un Niteliği

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , , ,

İapetosoğulları içinde en akıllı ve en bilge olan , Titanların ayaklanmasında kendi soyunun yenileceğini önceden görmüş, kardeşi ’u da ikna ederek, ’un yani Olymposlular’ın yanında yer almışlardır. ‘Olayları gören’ , ‘önlemleri zamanın da alan zekayı , kurnazlığı, kişilinde somutlaştırmayı da bilmiştir. ’nın doğumunda da yer alan , ondan uygar bir hayat için ne gerekliyse hepsini öğrenmiş ve bunu başına gelecekleri bildiği halde insanlara sunmaktan onların yanında yer almaktan çekinmemiştir.
’un adı önceden gören anlamına gelir. Gaia’nın nasıl ki Kronos’un devrileceğini gördüğü gibi, ’un da bir gün oğlu tarafından devrileceğini bilir. Fakat bu sırrı ’a söylemekten kaçınırdı.

Titanlar soyundan Prometheus

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , ,

Titanlar soyundandır. Hesiodos’un söylediğine göre; Titan İapetos’la Okeanos’un kızı kleymene’nin oğludur. ’un annesinin adı kaynaklarda farklılık gösteriyor. Annesi bazı kaynaklar Okeanos kızı Asia, diğer bazı kaynaklarda ise yine Okeanos’un diğer kızı kleymenedir. İapetos’un dört tane oğlu olur; Atlas, Menoitios, ve ’dur. Kardeşlerinden ’a göre zıt kişilikteydi “beceriksizler şahı”diye anılırdı .’un evlendiği karısının adı da yazardan yazara değişir. Genelde Kelaino ve ya Klymenedir. Çocukları ise tufan mitosunda da rol oynayan Deukalion , lykos ve Khimaireus, bunların yanına bazen Aitnaios, Hellen ve Thebede eklenir.
Bu dört kardeşinde kaderi korkunçtur . Bunlardan iki tanesi; Menoitios ile Atlas ’a karşı geldiklerinden, diğer Titanlarla birlikte cezalandırılmışlardır. Atlas dünyanın bittiği yerde Hesperidesler’in önünde gök kubbeyi omuzlarında taşıma cezasına çarptırılmıştı. Homeros’a göreyse; Atlas gökle yeri ayıran sütunları taşır . Menoitos’u yıldırımlara çarparak yerin dibine kapatır. ile ’un ise cezaları başka türlü oldu. ’u ise bir dağa zincirleterek ciğerini bir kartala yedirtir.Diğer kardeşi ’un başına bela olsun diye ilk kadını yaratır ve ona gönderir. Bunların ikisi de insanın yaratılmasında önemli rol oynadılar.
’un böyle korkunç cezaları İapetos oğullarına vermesinin nedenini; bu dört Titan oğlunun aldıkları sıfatlardan anlıyoruz. Bu dört Titan’da akıl yönünden üstündürler ve bu üstünlükleriyle övündükleri gibi, sürekli olarak ’a karşı gelirler . akıl gücünü elinde tutar ve bu gücü başkasında görmesi de onu çok öfkelendirir. Bunun yanında sürekli olarak ’un bu öfkesinin körükler durur. Zekasını ve geleceği önceden görme gücünü ’u aldatmak küçük düşürmek için kullanır.