Miletos Tiyatrosu

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , ,

M.Ö. 3. yüzyılın ikinci yarısının başlarında inşa edilmiştir. Bir yamaç üzerine oturmuştur. 3. yüzyılın başından itibaren eklemeler ve onarımlar yapılmıştır. ve yarım daire biçimlidir. İmparatorluk döneminde skeneye bir kat daha eklenerek üç katlı hale getirilmiştir. Sahne ve süslenmiştir. Yine bu dönemde anıtsal giriş ve ile auditorium üzerine sütunlu eklenmiştir. sıralarının orkestradan daha yüksek bir seviyede başlaması burada denilen gladyatör-vahşi dövüşleri düzenlenmiş olduğunu gösterir (aynı özellik Ksanthos Tiyatrosu’nda da görülmektedir). Ayrıca sahnelerinin canlandırılmış olduğu friz parçaları ele geçmiştir. Bununla birlikte üzerinde bir üç ayaklı kazanın iki yanında duran iki antitetik grifonun betimlendiği bir sunağı bulunmuştur. Yaklaşık 15.000 kişi kapasitelidir.

Anadoludaki Roma Tiyatrolarından Bazıları

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , ,

’DAKİ DÖNEMİ TİYATROLARINDAN BAZILARI

Anadolu’da İmparatorluk döneminden kalma çok sayıda bulunmaktadır. Bu tiyatrolarda yerel özellikler ve Roma öğeleri bir arada görülebilmektedir. Anadolu’daki, Roma tiyatrolarının bir kısmı Grek tiyatrolarının Roma mimarisine biçimde yapılan eklemelerle dönüşüme uğramış binalar (, Milet, , gibi), bir kısmı ise yeni inşa edilmiş kamusal yapılardır (, , Limyra, , gibi).

Roma ve Grek Tiyatroları Arasındaki Farklar

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

VE GREK TİYATROLARI ARASINDAKİ FARKLAR

Roma tiyatroları, Grek tiyatrolarını örnek almalarına rağmen belirgin farklılıklar mevcuttur. Bu farklar şunlardır. Grek teatron ve sceneden oluşurken, Roma tiyatroları tek bir yapıydı. Sahne binası ve kesintisiz bir çevre duvarı ile bir araya toplanmıştır. Sahne binasının duvarları ile aynı yüksekliğe çekilerek kapalı bir alan yaratılmış ve seyircinin dış dünya ile ilişkisi kesilerek dikkatin yoğunlaşması sağlanmaya çalışılmıştır. Kapalı alan oluşumunu biraz daha güçlendiren başka özellikler de mevcuttur. Bunlardan birincisi gösteri yapanları hava şartlarından korumak için yapılmış olan ahşap çatıdır. Ayrıca bu çatı sesin daha iyi dağılmasını sağlayan akustik bir görev de görmekteydi. Bununla birlikte izleyiciler için dış duvar üzerinde yerleştirilmiş ahşap direklere asılı tenteler bulunmaktaydı. İkinci özellik ise sahne duvarının () zengin bir biçimde dekore edilmesidir. İki ya da üç katlı inşa edilmiş olan , , girinti-çıkıntılar, eğik-düz şekiller ve heykellerle bezenerek düzenlenmiştir. Bu biçim güneş yardımıyla ışık-gölge oyunları oluşturuyor, canlılık ve hareket yaratıyordu.

Romalı mimarlar kemer ve tonoz kullanarak tiyatroları düz bir zemine oturtabilmekteydiler. Bununla birlikte Yunan Tiyatrolarında olduğu gibi tiyatroları bir yamaca yasladıkları da olmuştur. Grek tiyatrolarında görülen at nalı şeklindeki plana sahip Romalı mimarlar tarafından yarım daire haline getirilmiştir. Böylece auditorimun en ucundaki seyirciler dahi sahneyi iyi bir biçimde görebiliyorlardı. Orkestranın yarım daire şeklini alması auditoriumun da yarım daire kalmasını sağlamıştır. Ancak bunun görülmediği durumlar da söz konusudur. M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren üzerinde oyunların oynandığı proskene genişletilmiş, işlevini yitirmiştir. Orkestrada önemli kişilere yerleri hazırlanmıştır.

Grek tiyatrolarında sahne binası ve arasında çapraz şekilde yer alan paradoslar auditoryuma paralel biçimde yapılmıştır. Paradosların üzeri tonoz ile kapatılarak, oturma sıralarının bir kısmının taşınması sağlanmıştır. altındaki tonozlu geçitlerle moneiana ulaşılmakta ve buradan oturma sıralarına geçilmekteydi. Grek tiyatrolarında görülmeyen bir başka özellik ise auditorium kısmının en üst sırasını sütunlu bir inşa edilmiş olmasıdır. Burası izleyicilerin gezinebilecekleri ya da yağmurdan korunabilecekleri bir alandır.

Roma tiyatroları, Grek tiyatrolarını örnek almalarına rağmen belirgin farklılıklar mevcuttur. Bu farklar şunlardır. Grek tiyatrosu teatron ve sceneden oluşurken, Roma tiyatroları tek bir yapıydı. Sahne binası ve auditorium kesintisiz bir çevre duvarı ile bir araya toplanmıştır. Sahne binasının duvarları auditorium ile aynı yüksekliğe çekilerek kapalı bir alan yaratılmış ve seyircinin dış dünya ile ilişkisi kesilerek dikkatin sahnede yoğunlaşması sağlanmaya çalışılmıştır. Kapalı alan oluşumunu biraz daha güçlendiren başka özellikler de mevcuttur. Bunlardan birincisi sahnede gösteri yapanları hava şartlarından korumak için yapılmış olan ahşap çatıdır. Ayrıca bu çatı sesin daha iyi dağılmasını sağlayan akustik bir görev de görmekteydi. Bununla birlikte izleyiciler için dış duvar üzerinde yerleştirilmiş ahşap direklere asılı tenteler bulunmaktaydı. İkinci özellik ise sahne duvarının (scaenae ) zengin bir biçimde dekore edilmesidir. İki ya da üç katlı inşa edilmiş olan scaenae , sütunlar, girinti-çıkıntılar, eğik-düz şekiller ve heykellerle bezenerek düzenlenmiştir. Bu mimari biçim güneş yardımıyla ışık-gölge oyunları oluşturuyor, canlılık ve hareket yaratıyordu.

Romalı mimarlar kemer ve tonoz kullanarak tiyatroları düz bir zemine oturtabilmekteydiler. Bununla birlikte Yunan Tiyatrolarında olduğu gibi tiyatroları bir yamaca yasladıkları da olmuştur. Grek tiyatrolarında görülen at nalı şeklindeki plana sahip orkestra Romalı mimarlar tarafından yarım daire haline getirilmiştir. Böylece auditorimun en ucundaki seyirciler dahi sahneyi iyi bir biçimde görebiliyorlardı. Orkestranın yarım daire şeklini alması auditoriumun da yarım daire kalmasını sağlamıştır. Ancak bunun görülmediği durumlar da söz konusudur. M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren üzerinde oyunların oynandığı proskene genişletilmiş, orkestra işlevini yitirmiştir. Orkestrada önemli kişilere oturma yerleri hazırlanmıştır.

Grek tiyatrolarında sahne binası ve cavea arasında çapraz şekilde yer alan paradoslar auditoryuma paralel biçimde yapılmıştır. Paradosların üzeri tonoz ile kapatılarak, oturma sıralarının bir kısmının taşınması sağlanmıştır. Cavea altındaki tonozlu geçitlerle moneiana ulaşılmakta ve buradan oturma sıralarına geçilmekteydi. Grek tiyatrolarında görülmeyen bir başka özellik ise auditorium kısmının en üst sırasını sütunlu bir galeri inşa edilmiş olmasıdır. Burası izleyicilerin gezinebilecekleri ya da yağmurdan korunabilecekleri bir alandır.

Eski Roma Tiyatrosunda Seyirci

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , ,

Seyirci

Uzun süren savaşlar arasında ,savaşçıların eğlenmelerini,oyalanmalarını sağlıyordu. Kanlı gösterilerse öldürme zevkinden uzak kalmamalarını. Yalancı deniz savaşları, yırtıcı hayvanlarla dövüş, insanla , insanla arasında kanlı çatışmalar ve araba yarışlarının yanı sıra ,, ve pantomimus temsilleri veriliyordu. Seyirci eğlenmeyi amaçlamış bir topluluk olduğu için her zaman komediyi tragedyaya tercih eder, tepkisini göstermekten çekinmezdi. Bazen sevmediği bir oyunu yarıda keser, bazen oyuna müdahale ederek seyrini değiştirirdi. Gün boyu yarışmalarında yorulan halk tiyatroda uyumaktan, yemek yemekten,muhabbet etmekten çekinmezdi.

Tiyatroda yerlerin dağılımı , toplumsal sınıflara göre değişiyordu. İmparatorla, LUDİ Şenliği’ne para yardımı yapanların sahnenin iki yanında özel locaları vardı. Senatörler yarım daire içinde kendilerine ayrılan yerler otururlardı. Soylulara ilk 14 sıra ayrılmıştı. Ondan sonra, sırayla öteki toplumsal sınıflar geliyor,en uzak yerlerde ise yoksul,önemsiz vatandaşlar oturuyorlardı. Biletler para biçimindeydi. Üzerinde bir resim, bir ad, ve bir sayı bulunurdu. Buna göre, bilet sahibinin nereye oturacağı belli oluyordu. Daha sonra tiyatrosunda da görülen özel tutulmuş alkışçılar ’da da vardı. Bunların parasını oyunun giderlerini karşılayan öderdi. Çünkü oyunun beğenilmesi durumunda giderlerin iki katı kazanç elde edilirdi. Halkın beğenisini kazanmak için bayağılığa,açık saçıklığa kaçan verici her şeye yer veriliyordu. Bu da Yunanlılar eliyle en yüksek katına yükselen dramatik sanatın Romalılar eliyle nasıl yozlaştığını göstermektedir.

“Hakkınızda hayırlı olsun,dinleyin buyruklarımı. Yosmalardan hiç biri gelip sahnenin önüne oturmayacak. Çavuşların da, çavuşların sopalarının da sesini duymayacağım. Oyuncular iken meydancı birini yerleştireyim diye ötekinin berikinin önünden geçmeyecek. Yataklarından geç kalkmış olanlar katlansınlar ayakta durmaya. Ne vardı o kadar uyuyacak? Köle takımı uzak olsun buradan! Sütninelere de söyleyelim, meme emen çocukları oyuna getireceklerine evlerinde emzirsinler. Hem kendilerinin dilleri kurumaz,hem de baktıkları yavrucaklar açlıktan ölmez,burada oğlaklar gibi bağrışmaya kalkmazlar.” - Kartacalı oyununun önsözü…

Eski Roma Tiyatrosunda Dekor

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

; büyük ,alınlıklar,heykeller ve benzeri süsler bulunur, dekorunda ise balkonlu sırayla pencereleri olan özel yer alırdı. dekorları,ağaçlar,dağlar ve benzeri kırsal öğelerle doğa görünümleriydi. bir takım araçlardan yararlanıldığı düşünülmektedir. Çünkü bazı gözden yok olan tahta dağlar, fışkıran çeşmeler, akan kaynaklar, büyüyen ağaçlardan söz edilmektedir. tiyatrosunun getirdiği yeniliklerden bir tanesi de ön perdenin kullanılışıdır. Bu perde zengin işlemelidir,sahne alanı temsil başında örtülür, sonunda kaldırılırdı.

Eski Roma Tiyatrosunda Oyunculuk

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

Oyunculuk

’da tiyatronun gerilemesinin en önemli nedenlerinden biri oyuncunun toplum içindeki durumuydu. Oyunculardan çoğu, Güney İtalya ve Yunanistan’dan getirilmiş kölelerdi. Oyuncuların kazançları seyirci tarafından seyirci beğenisine göre farklılıklar gösteriyordu. Ayrıca büyük armağanlar alır, onur kazanırlardı. Buna rağmen Romalı oyuncular infami olarak damgalanmışlardı,vatandaşlık hakları yoktu. Bir senatörün akrabası bir oyuncuyla evlenirse, bu evlilik temelsiz ya da yok sayılıyor, bir asker sahneye çıkarsa ölümle cezalandırılıyordu. Oyunculuğun dinsel bir temeli olmadığı için, övülmekle birlikte bir meslek olarak aşağı görülüyordu. Bazı oyuncular gerçekten büyük üne erişirlerdi;bunların en ünlüsü İ.Ö. 62’de ölen ’tu. O da bir köleydi ancak çok beğenildiği için edilmişti. Kimi sanatçıları zenginler koruyordu özellikle güzel kadın oyuncuları…Başlangıçta kadın rollerini erkekler oynuyordu ancak ve pantomimusla birlikte kadın oyuncular da sahneye çıkmaya başladı.

Oyunculuğun kuramını yapanlardan Cicero uygulamaya önem veriyor,oyunculardan arayışlar yaparak kendilerini bulmalarını istiyordu. ise yeteneğe inanıyordu. Ona göre yeteneği olmayan eğitimle hiç birşey elde edemezdi. Her iki kuramcı da önem veriyordu. Quantilian, duraklar, sesin yükselip alçalmaları, ses perdeleri ve hız üzerinde önemle durmakta, kişileştirme için gözlemin gerekliliğini belirtmekteydi. Oyuncu zeki olmalı,tepkilerini,düşüncelerini,inançlarını,duygularını iletirken anlamlı ve sözlerinde “Niye?”, “Nerede?”,”Nasıl?”,”Ne?” ile sorularına karşılık verebilmeli, şartların gerekliliğine göre davranabilmeliydi. Cicero’ya göre, kendisi duygulanmayan oyuncu,syirciyi duygulandıramaz. Horace da “Benim ağlamamı istiyorsan, önce sen üzül” der. ise duygulanmaktan yana değildir. Yani, bu dönemdeki görüş ayrılıkları daha sonraki yüzyılların tartışmalarıyla paralellik göstermektedir. Quantilian her duygunun belli bir görünüşü,ses tonu ve tavrı olduğunu belirterek, kitabında bunları sınıflandırmıştır.

Eski Roma Oyun Yerleri ve Tiyatroları

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , ,

OYUN YERLERİ VE TİYATROLAR

Romalılar için “ekmek ve sirk” gereksinmesinin önemi; oyun yazarlığını, değerli olan dramatik sanatı öldürdü. İddi dramatik yazarın karşısında yalnız ve pantomimus değil,sirk de büyük bir rakip olarak dikilmişti. Seksen binden çok seyirci alan , gibi büyük oyun yerleri, kanlı gladyatör ve dövüşlerini görmeye gelen halkla dolup taşıyordu. Kimi kez suyla dolduruluyor,NAUMACHİA denilen yalancı su savaşları düzenleniyordu. Bu yüzden, ’da gerçek bir dramatik sanatın var olduğu söylenemez. Bunun yanı sıra Romalılar mimarlıkta ustaydılar ve tiyatroya katkıları da yine mimarlık yoluyla olmuştur.

İ.Ö. 55’te kalıcı yoktu. Gösteriler için tahtadan bir skene ve önüne yüksek bir sahne yapılırdı. Oturacak yer yoktu, seyirci ya ayakta durur ya da sandalyesini yanında getirirdi. İ.Ö. 194’te halk senatörlere yer sağlandığını görerek öfkelendi. İ.Ö. 174’te ilk taştan skene yapıldı ama seyirci için yine oturacak yer yoktu. Sonunda İ.Ö. 185’te tiyatroda oturmak, yasa çıkartılarak yasaklandı. İ.Ö. 55 yılında ilk taş Pompei’de yapıldı.

, Yunan tiyatro yapısında bir takım değişiklikler yapmıştır. Bu değişikliklerin en önemlisi seyircilerin oturduğu ’nın skene ile bir bütün oluşturmasıdır. Nitekim çağdaş tiyatro yapıları da bu fikirden doğmuştur. Dış duvarları çok süslüdür. Seyircinin dağılması için kemerli geçit yerleri, VOMİTORİİ vardır. Yunan ’nun tam daire orkestrası burada yarım daire olmuş ve taş kaplanmıştır, protokol seyircisi için kullanılmaktadır. Sahne, bir buçuk metre yüksekliğinde, derinliği altı metre,uzunluğu otuz buçuk metre kadardır. Eski skene çok ayrıntılı,süslü bir binadır, yüksektir. Binanın girişinde süslü bir kapı, bunun iki yanında daha küçük kapı bulunmaktadır. Simetrik ,süslü üçgen alınlıklar,oyuklar ve heykeller vardır.

Yarım dairelik alanı, direkli ve damlı bir revak bulunmakta,buradan seyirciyi güneşten korumak için tenteneler gerilmektedir. Bazı küçük tiyatroların üzeri tamamen kapatılmıştır. Yunan tiyatrosunda üstü açık olan giriş yerlerinin üstü kapatılmış ve tünel biçimini almıştır. Ayrıca orta sıralara gidişi sağlamak için, seyir yerleri altından tünel yapılmıştır. Roma yapıları içinde, Yunanistan’da olduğunun tersine, dağ yamaçlarına yapılmış yapılar çok seyrektir. Bir ikisi dışında tüm Roma Tiyatroları düzlüğe yapılmıştır ve tek parçadır. Oyun yeri ve seyir yeri bir bütün içinde birleşmiştir. Ayrıca Roma’da tiyatronun oynandığı yer bir bütün halini almıştır. Grek tiyatrosu yalınlığı içinde güzel olmakla birlikte henüz bir bina niteliğinde değildi. Roma tiyatrolarının Yunan tiyatrolarından çok daha süslü ve gelişmiş olduğu söylenebilir. Roma İmparatorluğu bu tiyatrolardan 125’ini İngiltere’den Kuzey Afrika’ya Portekiz’den ’ya dek yaymıştır. Yunan ve tiyatroların bulunduğu Doğu eyaletlerinde bu tiyatrolar değiştirilerek Roma tiyatrolarına benzetilmiş ve böylece tiyatrolar hayvan dövüşleri,gladyatör dövüşleri ve yalancı su savaşları için kullanılabilmiştir. Bunun gibi, Atina’daki Tiyatrosu da Neron çağında Roma anlayışına göre değiştirilmiştir. Çağımıza bozulmadan kalan en iyi örnekler, Güney Fransa’da Orange’daki tiyatro ile Anadolu’daki tiyatrolarıdır.