<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mitoloji &#187; tanrıça</title>
	<atom:link href="http://www.mitoloji.org/etiket/tanrica/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mitoloji.org</link>
	<description>Mitoloji nedir ?</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 16:12:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Prometheus Hakkında Genel Bilgi</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/prometheus-hakkinda-genel-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/prometheus-hakkinda-genel-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 16:12:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Aitnaios]]></category>
		<category><![CDATA[Deukalion]]></category>
		<category><![CDATA[hermes]]></category>
		<category><![CDATA[Hesiodos]]></category>
		<category><![CDATA[Hesperidesler]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Kelaino]]></category>
		<category><![CDATA[kheiron]]></category>
		<category><![CDATA[Khimaireus]]></category>
		<category><![CDATA[kleymenedir]]></category>
		<category><![CDATA[Krallar]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Nun]]></category>
		<category><![CDATA[Nut]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüz]]></category>
		<category><![CDATA[Olympos]]></category>
		<category><![CDATA[Rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[tanrılar]]></category>
		<category><![CDATA[Thebede]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=628</guid>
		<description><![CDATA[ Prometheus Titanlar soyundandır. Hesiodos’un söylediğine göre; Titan İapetos’la Okeanos’un kızı kleymene’nin oğludur. Prometheus’un annesinin adı kaynaklarda farklılık gösteriyor. Annesi bazı kaynaklar Okeanos kızı Asia, diğer bazı kaynaklarda ise yine Okeanos’un diğer kızı kleymenedir. İapetos’un dört tane oğlu olur; Atlas, Menoitios, Prometheus ve Epimetheus’dur. Kardeşlerinden Epimetheus Prometheus’a göre zıt kişilikteydi “beceriksizler şahı”diye anılırdı .Prometheus’un evlendiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;">[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]</p> <p>Prometheus Titanlar soyundandır. Hesiodos’un söylediğine göre; Titan İapetos’la Okeanos’un kızı kleymene’nin oğludur. Prometheus’un annesinin adı kaynaklarda farklılık gösteriyor. Annesi bazı kaynaklar Okeanos kızı Asia, diğer bazı kaynaklarda ise yine Okeanos’un diğer kızı kleymenedir. İapetos’un dört tane oğlu olur; Atlas, Menoitios, Prometheus ve Epimetheus’dur. Kardeşlerinden Epimetheus Prometheus’a göre zıt kişilikteydi “beceriksizler şahı”diye anılırdı .Prometheus’un evlendiği karısının adı da yazardan yazara değişir. Genelde Kelaino ve ya Klymenedir. Çocukları ise tufan mitosunda da rol oynayan Deukalion , lykos ve Khimaireus, bunların yanına bazen Aitnaios, Hellen ve Thebede eklenir.<br />
Bu dört kardeşinde kaderi korkunçtur . Bunlardan iki tanesi; Menoitios ile Atlas Zeus’a karşı geldiklerinden, diğer Titanlarla birlikte cezalandırılmışlardır. Atlas dünyanın bittiği yerde Hesperidesler’in önünde gök kubbeyi omuzlarında taşıma cezasına çarptırılmıştı. Homeros’a göreyse; Atlas gökle yeri ayıran sütunları taşır . Menoitos’u yıldırımlara çarparak yerin dibine kapatır. Prometheus ile Epimetheus’un ise cezaları başka türlü oldu. Prometheus’u ise bir dağa zincirleterek ciğerini bir kartala yedirtir.Diğer kardeşi epimetheus’un başına bela olsun diye ilk kadını yaratır ve ona gönderir. Bunların ikisi de insanın yaratılmasında önemli rol oynadılar.<br />
Zeus’un böyle korkunç cezaları İapetos oğullarına vermesinin nedenini; bu dört Titan oğlunun aldıkları sıfatlardan anlıyoruz. Bu dört Titan’da akıl yönünden üstündürler ve bu üstünlükleriyle övündükleri gibi, sürekli olarak Zeus’a karşı gelirler . Zeus akıl gücünü elinde tutar ve bu gücü başkasında görmesi de onu çok öfkelendirir. Bunun yanında Prometheus sürekli olarak Zeus’un bu öfkesinin körükler durur. Zekasını ve geleceği önceden görme gücünü Zeus’u aldatmak küçük düşürmek için kullanır.</p>
<p><strong>NİTELİĞİ</strong></p>
<p>İapetosoğulları içinde en akıllı ve en bilge olan Prometheus, Titanların ayaklanmasında kendi soyunun yenileceğini önceden görmüş, kardeşi Epimetheus’u da ikna ederek, Zeus’un yani Olymposlular’ın yanında yer almışlardır. ‘Olayları gören’ , ‘önlemleri zamanın da alan Prometheus zekayı , kurnazlığı, kişilinde somutlaştırmayı da bilmiştir. Athena’nın doğumunda da yer alan Prometheus , ondan uygar bir hayat için ne gerekliyse hepsini öğrenmiş ve bunu başına gelecekleri bildiği halde insanlara sunmaktan onların yanında yer almaktan çekinmemiştir.<br />
Prometheus’un adı önceden gören anlamına gelir. Gaia’nın nasıl ki Kronos’un devrileceğini gördüğü gibi, Zeus’un da bir gün oğlu tarafından devrileceğini bilir. Fakat bu sırrı Zeus’a söylemekten kaçınırdı.</p>
<p><strong>PROMETHEUS’UN ATEŞİ ÇALMASI</strong></p>
<p>Prometheusun ateşi çalışı</p>
<p>Zeus ölümlüleri ve onların koruyucusu Prometheus’u cezalandırmak amacıyla, ve bir daha etlerini pişirmesinler diye ateşi saklar. Ne var ki, kurnaz prometheus Zeus’u bir kez daha kandırır. Olympos’a çıkar, orada güneşin alev alev yanan tekerleğinden bir kıvılcım çalar ve bunu bir rezene kabı içine koyarak ve insanlara götürür. Başka bir anlatıma göre Prometheus ateşi Hephaistos’un ocağından çalmıştır. Zeus, ateşi tekrar insanlarda görünce daha çok öfkelenmiş. Hem insanları Hem de kendisine karşı gelen Prometheus’u cezalandırmak için yeni çareler düşünmüş.</p>
<p><strong>PROMETHESUSUN CEZALANDIRILMASI</strong></p>
<p>Prometheusun Zeus tarafından cezalandırılışı</p>
<p>Zeus ateşi çalıp insanlara vermesinden dolayı, Prometheus’u korkunç bir cezaya çarptırdı.Onu zincirlerle Kaukasos dağında kayaya bağlatarak, kara ciğerini Ekhidna ile Typhondan doğma bir kartala yedirtti. Kartal her gün gelip karaciğerini yiyiyor, ve yenilen ciğer her gün yeniden oluşuyordu. Bu konuda Hesiodosta olmayan detayları Aiskhylos’un anlattıklarından öğreniyoruz3. Zeus’un geleceğiyle ilgili bir sırrı yalnızca Prometheus biliyordu. Zeus bir kadınla evlenecekti. Bununla çiftleşmesinden doğacak çocuk, Zeus’un egemenliğine son verecekti. Zeus bu cocuğun kimden olacağını öğrenmek ve gelecekte de tahtını koruyabilmek için Prometheus’un ciğerini yiyen kartalı öldürmesi için Herakles’i gönderdi. Herakles, Ekhidna ve Typhondan doğma kartalı bir okla öldürdü. Zeus oğlunun bu başarısından çok memnun olmuştu. Prometheus’u yeniden tanrılar katına kabul etti . Başka bir anlatıya göreyse herakles sadece kartalı öldürdü. Fakat Prometheus’un zincirlerden kurtulması için tekrar ölümsüz olması gerekmekteydi. İşte bu sırada Kentaurlarla Teselyanın efsanevi<br />
halkı Lapitler arasındaki savaşta, yanlışlıkla Herakles’in okuyla yaralanan Kentauros Kheiron, bu acıdan kurtulmak için ölmek istedi. Ölümsüz olduğu için ölümsüzlüğünü kabul edecek<br />
birini bulması gerekiyordu. Prometheus bunu kabul etti ve onu çektiği acılardan kurtardı. Kendiside tekrar özgürlüğüne kavuştu ve ölümsüz oldu. Prometheus bildiği sırrı açıkladı;<br />
Zeus, Nereus kızıTthetise gönül vermişti. Bu birleşmeden doğacak çocuk, babasından daha güçlü olacaktı. Zeus’u tahtından indirecekti. Bu sırrı öğrenen Zeus, Thetis’i bir ölümlüyle evlendirmeyi ister. Thetis ise kendisine eş olarak seçilen Peleus’la evlenmemek için, deniz kızlarına has yeteneklerini kullanarak, kılıktan kılığa girdi. Fakat sonunda Peleus’la evlenmeye razı oldu. Peleus’la Thetis, Olyposta, tanrılar sofrasında yapılan evliliklerinden, daha sonra Akhilleus doğdu.</p>
<p><strong>PANDORA</strong></p>
<p>Pandora</p>
<p>Zeus Prometheus’dan sonrada, onun suç ortağı olarak gördüğü, erkekleri cezalandırır. Onlar için kötülük kaynağı olarak gördüğü kadını yaratır. Zeus, tanrıçalara benzer görünümde çekici kılmasını ve topraktan su ile yoğurmasını Hephaistosa buyurur. Athena bedenini uyumlu olarak süsler. el işlerini, kumaşlar, dokumasını öğretir. Ve süslü kuşağını beline sarar. Afrodithe yüzüne dayanılmaz arzu ve zarafet serper. Kharitler boynuna altın gerdanlıklar takarlar, horalar çiçeklerle saçlarını donatırlar, haberci Hermes ise ona şeytani bir zeka ve kandırma becerisini üfler, ayrıca konuşma yetisini de verir. Son olarak kıza can versinler diye Zeus, dört rüzgara esmesini söyledi. Bu yaratılan kadına “bütün tanrıların armağanı” anlamına gelen Pandora adının verirler. Zeus Pandora’ya kapalı bir kutu vererek, Epimetheus’a gönderir. Prometheus daha önceden kardeşini, Zeusdan hiçbir armağan almaması konusunda uyarmıştır. Epimetheus kardeşinin öğütlerini dinlemedi. Pandora’nın çekiciliğine karşı koyamadı ve onunla evlendi. O zamana kadar insanlar, kötülüğü, hastalığı, sıkıntıyı bilmiyorlardı. Yeryüzüne, bütün kötülükler bir kutunun içinde gönderilmişti. Tek yapılacak hata kutunun açılması olacaktı. Pandora’da merak edip yanında getirdiği kutuyu açınca; acılar,dertler, hastalıklar ,yaşlılık, kıskançlık, delilik, ahlaksızlık ,açlık yeryüzüne yayıldı. Kutudan tam umut dışarı çıkmak üzereydi ki, Pandora kutuyu kapattı.Kutuya sadece umudu sokabilmişti. Umut hala insanlara, kötülüklere karşı durma, acılarını hafifletme cesaretini veriyor.</p>
<p><strong>TUFAN</strong></p>
<p>Pandora’nın yaratılması ve yeryüzüne gönderilmesinden sonra, insan soyu çoğalmaya başlar. Beraberinde kötülüklerde çoğalır. İnsanlar tanrılara yüz çevirirler. Zeus, insan ırkını suyla yok etmeye karar verir. Islak kanatlı yelleri sarar ortaya, ırmaklar, dereler, hızla ağaçları, hayvanları, insanları, evleri sürükler. Denizler birbirine karışır. Sonunda tanrı sakinleşince bir kayıktaki kadınla erkeği fark eder; Prometheus’un oğlu Deukalion’nu ve Epimetheus’la Pandoranın kızı Pyrrha’yı tanır. Onları Parnassos’a, su yüzeyinde görülen tek dağa yönlendirir. İkisi de, tanrılara şükrederler. Themis onlara, annelerinin kemiklerini alıp omuzlarının üzerinden atmalarını söyler. Deukalion, bu sözlerden anladığı; her şeyin anası olan yerin kemiklerinden, taşların kastedildiğini anlar. Deukalionun attığı taşlardan erkekler Pyrrha’nın attıklarından kadınlar türer.</p>
<p>* * *</p>
<p>Olympos tanrılarının kuvvet ve kudretine karşılık Prometheus’da kurnazlık ve zeka vardı. Titanların meşhur isyanları sırasında tarafsızlığını muhafaza etmiş ve baş kaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus’un gözüne girmeyi başardı. Zeus onu Olympos’a ölmezler arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kalbinde kin besliyordu. Bu nedenle Tanrıları inkar edecek, hiçe sayacak, işleyeceği kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluku insanı yaratarak dedelerinin öcünü almayı planladı.</p>
<p>Prometheus’un ilk insanı su ile değil kendi gözyaşı ile yoğurduğu balçıktan yarattığı söylenir. İnsan belki de bu yüzden tabiatın en aciz mahlukuydu, kendisini koruyacak hiçbir şeyi yoktu. Fil gibi kuvvetli hortumu, aslan gibi pençesi, kuş gibi kanadı, at gibi koşacak bacakları yoktu. Daha doğuştan ıstırap ve üzüntüler yakasına yapışıyordu. İlk insanlar çiğ meyveler ve kanlı etlerle besleniyordu, güneşsiz oyuklarda barınıyor, sürünerek girdiği mağaralarda geceyi geçiriyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan Prometheus onları vahşi hayvanlardan korumak ve toprağı sürmeye yarayacak aletler elde etmek için madenleri işlemeyi öğretmek ve ateşi vermeyi düşündü.</p>
<p>İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kaplı olan Ferule’den (Şeytantersi Ağacı) bir dal aldı ve Lemnos Adasına gitti. Hephaistos’un (Ateş Tanrısı) alevler saçan ocağından kızgın bir kıvılcım çaldı. Elindeki sopanın özünün içine sakladı, kendisi de bir siyah bir de beyaz atın arasında tutunarak görünmeden kaçmayı başardı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara götürdü. Derler ki o günden sonra ateş (akıl) beyaz ve siyahın enerjisini almıştır, onunla aydınlık da yaratılır karanlık da.</p>
<p>O günden sonra insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. Yiyecekleri pişiriyor, soğuk havalarda ısınıyor, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak aydınlanıyorlardı. Zamanla zavallılıklarını unutarak, kendilerini tanrılarla eşit görmeye başladılar. Zeus bunların olacağını bildiğinden insanlığı kutsal ateşten mahrum bırakmıştı. Kendi haberi olmadan ateşi çalan ve insanları şımartan Prometheus’a çok kızdı ve onu Kafkas Dağlarının en yalçın tepesine gönderdi. Hephaistos’u (Yanardağların, ateşin, sanayinin tanrısı/ Aphrodite’in eşi) çağırarak bu saygısız Titan’ı bir kayaya çaktırdı. İlahi demirci istemeyerek de olsa Zeus’a boyun eğdi.</p>
<p>- Ey Prometheus dedi. Bu çekiçleri ve bu zincirleri görüyor musun? Bunlar senin bahtsızlığını ve benim sonsuz üzüntümü hazırlayacaklar. Seni bu vahşi kayaya çivileyeceğim.Artık sen buradan hiç insan sesi işitmeyeceksin, teselli ve acımak sana yüzünü göstermeyecek, güneşin kızgın ışınlarıyla kuruyarak vücut çiçeğin solacak. Çok sonra gece yıldızlı mantosunun altında geldiğinde sen kalbinde bitmez acılar bulunan bir keder nöbetçisi, bu korkunç yerde, hiç dinlenmeden, uyku nedir bilmeden, dizlerini bükmeden yalnız başına kalacaksın. İniltilerini insafsız kayalardan başka duyan olmayacak. Boş yere feryat edeceksin.</p>
<p>Bunları söyleyen Hephaistos bahtsız Prometheus’un ayaklarına, kollarına kırılmaz zinciri geçirdi, sağlam kayaya çaktı. Bununla da bitmedi. Her sabah kocaman bir kartal geliyor ve süzülüp Prometheus’un ciğerlerini yiyordu. Sivri tırnaklarını göğsüne batırıyor, ciğerini didikliyordu. Akşama kadar onun yediği ciğer, gece sabaha kadar tekrar eski haline geliyor ve işkence aynen devam ediyordu. Bu işkence 30 sene sürdü, sonra Zeus onu affetti ve ölmezler arasına aldı.</p>
<p>Başka bir mite göre de Prometheus heykel yapmasını bilen bir Titan’dı. sadece bir insan değil birçok adamlar yapmış ve onlara can vermişti. Atölyesinde kollar, bacaklar, gövdeler, kafalar, kalpler yapıp, birbirine ekleyerek tamamladığı heykelleri raflara diziyordu. O sırada Dionysos (Şarap Tanrısı) atölyeye geldi, çok çalıştın yoruldun, biraz dinlenip içelim dedi. Prometheus atölyesine döndüğünde sarhoştu. Bu yüzden bazı hatalar yaptı, küçük bir gövdeye koca bir baş, iri bir gövdeye ait olan kolları küçük bir gövdeye taktı. Derler ki hayatta koca başların, uzun bacakların, düzensiz vücutların sebebi de Prometheus’un sarhoş anlarıdır.</p>
<p>Yunanlılara göre Prometheus sadece erkekleri yaratmıştı. Kadın o devirde mevcut değildi. İnsanların ömürleri güzel geçiyor, neşe içinde yaşıyor, huzur içinde ölüyorlardı. Ne zamanki ateşi elde ettiler, gururlanıp Tanrılığa soyundular. Madenleri eritip silahlar yaptılar, birbirlerini boğazladılar, Prometheus’un verdiği seytani zekayla erdemlerini kaybedip, kabalaştılar, bütün iyi huyları kalplerinden kovdular. Manevi bir sefalete düştüler. Eğer Prometheus aklın sembolü olan ilahi ateşi Tanrılardan çalıp insanlara vermeseydi, bu mahluk bu kadar sefil olmayacaktı.(Belki akla ikna olup aşkı üzenler Tarkan’ın şarkısındaki gibi o zaman da akıl değil huzur istemeliydiler kim bilir!) Prometheus’un kurnazlıkla çaldığı akıl onları şımartınca Zeus yalnız erkeklerden ibaret olan bu yüzsüz ve terbiyesiz mahlukların başına bela olarak kadını gönderdi. Zeus usta bir Tanrı olan Hephaistos’u çağırdı ve ona kadını yaratmasını emretti. Hephaistos balçığı su ile yoğurdu ve eşi Aphrodite’i model alarak ilk bakirenin vücudunu yaptı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine Prometheus’un çaldığı ateşten bir kıvılcım koydu. Bütün tanrı ve tanrıçalar ona bir şeyler armağan etti ve ona Pandora (bütün armağan) ismini verdiler. Aphrodite güzellik, Hermes hıyanet ve aldatıcı sözler, Zeus da esrarlı bir kutu armağan etti ve ona bu kutuyu asla açmamasını söyledi. Zeus Pandora’yı Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a hediye olarak gönderdi. Her ne kadar Prometheus kardeşine Zeus’tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etmemesini söylediyse de Pandora’nın güzelliğine hayran olan Epimetheus onu alıp insanların arasına götürdü. Pandora dünyaya gelir gelmez sabırsızlık ve merakla “Acaba kutunun içinde ne var?” diyerek kapağını açtı. Kutunun içinden hastalık, keder, yalan, riya, şehvet, insanların felaketini hazırlayan ne varsa fırlayıp kuşlar gibi uçuşarak dünyaya yayıldı. Pandora hatasını anlayıp kutuyu kapattı ama geç kalmıştı, bu arada insanları yaşatacak, teselli edecek “ümit” de kutunun içinde kapalı kaldı. Zeus ilk kadınla birlikte tüm fenalık ve ıstırapları da dünyaya göndermişti.</p>
<p>Buna rağmen Zeus’un kini sönmedi. Bir tufan çıkararak insanları boğarak öldürmek istedi. Fakat kurnaz Prometheus bir kayık yaparak kendi oğlu olan 1 erkek (Deukalion/ dindar insan) ve 1 dişiyi (Sofi /dişil enerji, insanlığın ulaşabileceği son nokta, 7.mertebe/Zeus’un Meliades perilerinden olma kızı olduğu söyleniyor.) bu kayıkta saklayıp tufandan kurtardı. Derler ki tufandan kurtulan Deukalion Zeus’a bir kurban kesmiş, o da kendisine yalvaran bu dindarı ve eşi olan öz kızını affetmiş ve ilk adağını yerine getireceğini söylemiştir. Deukalion insanlığın tekrar yaratılmasını istedi. Zeus Themis’i (adalet tanrıçası) çağırdı. Themis “başınıza birer örtü sarınız, kemerlerinizi çözünüz ve yerden aldığınız taşları arkanıza atınız” dedi. Deukalion’un attığı taşlar erkeklere, Sofi’nin attıkları ise kadınlara dönüştü. Onlar 2. defa taştan yaratıldıklarından her şeye katlandılar. İşte Prometheus ve insanlığın masalı…</p>
<p>Masallar ,<br />
Evrensel ve sonsuz, yersiz yurtsuz ve<br />
Sahiplenilemeyen,<br />
İnandığınız sürece olan…<br />
En cesur, en ümitli zamanlarımız değil miydi<br />
Çocukluğumuz?<br />
Unuttuk, uzaklaştık,<br />
Büyüdük!<br />
Oysa hep yanımızda değil mi?<br />
Periler, cadılar, kurnaz tilkiler, hain kurtlar,<br />
Şaşkın kargalar, haramiler, krallar, kraliçeler,<br />
Prensler,prensesler…<br />
Herkesin her şeyin masalı yok mu?<br />
Birinin masalıdır belki aslolan yaşam da!<br />
Biz de o masalın kahramanları…<br />
Ancak masallara inananların bildiği gibi,<br />
Tüm masalların ortak yönü sonucudur! </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/prometheus-hakkinda-genel-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yunan Mitolojisinde Tufan</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/yunan-mitolojisinde-tufan.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/yunan-mitolojisinde-tufan.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 16:09:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Deukalion]]></category>
		<category><![CDATA[epimetheus]]></category>
		<category><![CDATA[hephaistos]]></category>
		<category><![CDATA[hermes]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[prometheus]]></category>
		<category><![CDATA[seytan]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıçalar]]></category>
		<category><![CDATA[tanrılar]]></category>
		<category><![CDATA[titan]]></category>
		<category><![CDATA[Titanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code] Pandora’nın yaratılması ve yeryüzüne gönderilmesinden sonra, insan soyu çoğalmaya başlar. Beraberinde kötülüklerde çoğalır. İnsanlar tanrılara yüz çevirirler. Zeus, insan ırkını suyla yok etmeye karar verir. Islak kanatlı yelleri sarar ortaya, ırmaklar, dereler, hızla ağaçları, hayvanları, insanları, evleri sürükler. Denizler birbirine karışır. Sonunda tanrı sakinleşince bir kayıktaki kadınla erkeği fark eder; Prometheus’un [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pandora’nın yaratılması ve yeryüzüne gönderilmesinden sonra, insan soyu çoğalmaya başlar. Beraberinde kötülüklerde çoğalır. İnsanlar tanrılara yüz çevirirler. Zeus, insan ırkını suyla yok etmeye karar verir. Islak kanatlı yelleri sarar ortaya, ırmaklar, dereler, hızla ağaçları, hayvanları, insanları, evleri sürükler. Denizler birbirine karışır. Sonunda tanrı sakinleşince bir kayıktaki kadınla erkeği fark eder; Prometheus’un oğlu Deukalion’nu ve Epimetheus’la Pandoranın kızı Pyrrha’yı tanır. Onları Parnassos’a, su yüzeyinde görülen tek dağa yönlendirir. İkisi de, tanrılara şükrederler. Themis onlara, annelerinin kemiklerini alıp omuzlarının üzerinden atmalarını söyler. Deukalion, bu sözlerden anladığı; her şeyin anası olan yerin kemiklerinden, taşların kastedildiğini anlar. Deukalionun attığı taşlardan erkekler Pyrrha’nın attıklarından kadınlar türer.</p>
<p>* * *</p>
<p>Olympos tanrılarının kuvvet ve kudretine karşılık Prometheus’da kurnazlık ve zeka vardı. Titanların meşhur isyanları sırasında tarafsızlığını muhafaza etmiş ve baş kaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus’un gözüne girmeyi başardı. Zeus onu Olympos’a ölmezler arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kalbinde kin besliyordu. Bu nedenle Tanrıları inkar edecek, hiçe sayacak, işleyeceği kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluku insanı yaratarak dedelerinin öcünü almayı planladı.</p>
<p>Prometheus’un ilk insanı su ile değil kendi gözyaşı ile yoğurduğu balçıktan yarattığı söylenir. İnsan belki de bu yüzden tabiatın en aciz mahlukuydu, kendisini koruyacak hiçbir şeyi yoktu. Fil gibi kuvvetli hortumu, aslan gibi pençesi, kuş gibi kanadı, at gibi koşacak bacakları yoktu. Daha doğuştan ıstırap ve üzüntüler yakasına yapışıyordu. İlk insanlar çiğ meyveler ve kanlı etlerle besleniyordu, güneşsiz oyuklarda barınıyor, sürünerek girdiği mağaralarda geceyi geçiriyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan Prometheus onları vahşi hayvanlardan korumak ve toprağı sürmeye yarayacak aletler elde etmek için madenleri işlemeyi öğretmek ve ateşi vermeyi düşündü.</p>
<p>İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kaplı olan Ferule’den (Şeytantersi Ağacı) bir dal aldı ve Lemnos Adasına gitti. Hephaistos’un (Ateş Tanrısı) alevler saçan ocağından kızgın bir kıvılcım çaldı. Elindeki sopanın özünün içine sakladı, kendisi de bir siyah bir de beyaz atın arasında tutunarak görünmeden kaçmayı başardı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara götürdü. Derler ki o günden sonra ateş (akıl) beyaz ve siyahın enerjisini almıştır, onunla aydınlık da yaratılır karanlık da.</p>
<p>O günden sonra insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. Yiyecekleri pişiriyor, soğuk havalarda ısınıyor, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak aydınlanıyorlardı. Zamanla zavallılıklarını unutarak, kendilerini tanrılarla eşit görmeye başladılar. Zeus bunların olacağını bildiğinden insanlığı kutsal ateşten mahrum bırakmıştı. Kendi haberi olmadan ateşi çalan ve insanları şımartan Prometheus’a çok kızdı ve onu Kafkas Dağlarının en yalçın tepesine gönderdi. Hephaistos’u (Yanardağların, ateşin, sanayinin tanrısı/ Aphrodite’in eşi) çağırarak bu saygısız Titan’ı bir kayaya çaktırdı. İlahi demirci istemeyerek de olsa Zeus’a boyun eğdi.</p>
<p>- Ey Prometheus dedi. Bu çekiçleri ve bu zincirleri görüyor musun? Bunlar senin bahtsızlığını ve benim sonsuz üzüntümü hazırlayacaklar. Seni bu vahşi kayaya çivileyeceğim.Artık sen buradan hiç insan sesi işitmeyeceksin, teselli ve acımak sana yüzünü göstermeyecek, güneşin kızgın ışınlarıyla kuruyarak vücut çiçeğin solacak. Çok sonra gece yıldızlı mantosunun altında geldiğinde sen kalbinde bitmez acılar bulunan bir keder nöbetçisi, bu korkunç yerde, hiç dinlenmeden, uyku nedir bilmeden, dizlerini bükmeden yalnız başına kalacaksın. İniltilerini insafsız kayalardan başka duyan olmayacak. Boş yere feryat edeceksin.</p>
<p>Bunları söyleyen Hephaistos bahtsız Prometheus’un ayaklarına, kollarına kırılmaz zinciri geçirdi, sağlam kayaya çaktı. Bununla da bitmedi. Her sabah kocaman bir kartal geliyor ve süzülüp Prometheus’un ciğerlerini yiyordu. Sivri tırnaklarını göğsüne batırıyor, ciğerini didikliyordu. Akşama kadar onun yediği ciğer, gece sabaha kadar tekrar eski haline geliyor ve işkence aynen devam ediyordu. Bu işkence 30 sene sürdü, sonra Zeus onu affetti ve ölmezler arasına aldı.</p>
<p>Başka bir mite göre de Prometheus heykel yapmasını bilen bir Titan’dı. sadece bir insan değil birçok adamlar yapmış ve onlara can vermişti. Atölyesinde kollar, bacaklar, gövdeler, kafalar, kalpler yapıp, birbirine ekleyerek tamamladığı heykelleri raflara diziyordu. O sırada Dionysos (Şarap Tanrısı) atölyeye geldi, çok çalıştın yoruldun, biraz dinlenip içelim dedi. Prometheus atölyesine döndüğünde sarhoştu. Bu yüzden bazı hatalar yaptı, küçük bir gövdeye koca bir baş, iri bir gövdeye ait olan kolları küçük bir gövdeye taktı. Derler ki hayatta koca başların, uzun bacakların, düzensiz vücutların sebebi de Prometheus’un sarhoş anlarıdır.</p>
<p>Yunanlılara göre Prometheus sadece erkekleri yaratmıştı. Kadın o devirde mevcut değildi. İnsanların ömürleri güzel geçiyor, neşe içinde yaşıyor, huzur içinde ölüyorlardı. Ne zamanki ateşi elde ettiler, gururlanıp Tanrılığa soyundular. Madenleri eritip silahlar yaptılar, birbirlerini boğazladılar, Prometheus’un verdiği seytani zekayla erdemlerini kaybedip, kabalaştılar, bütün iyi huyları kalplerinden kovdular. Manevi bir sefalete düştüler. Eğer Prometheus aklın sembolü olan ilahi ateşi Tanrılardan çalıp insanlara vermeseydi, bu mahluk bu kadar sefil olmayacaktı.(Belki akla ikna olup aşkı üzenler Tarkan’ın şarkısındaki gibi o zaman da akıl değil huzur istemeliydiler kim bilir!) Prometheus’un kurnazlıkla çaldığı akıl onları şımartınca Zeus yalnız erkeklerden ibaret olan bu yüzsüz ve terbiyesiz mahlukların başına bela olarak kadını gönderdi. Zeus usta bir Tanrı olan Hephaistos’u çağırdı ve ona kadını yaratmasını emretti. Hephaistos balçığı su ile yoğurdu ve eşi Aphrodite’i model alarak ilk bakirenin vücudunu yaptı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine Prometheus’un çaldığı ateşten bir kıvılcım koydu. Bütün tanrı ve tanrıçalar ona bir şeyler armağan etti ve ona Pandora (bütün armağan) ismini verdiler. Aphrodite güzellik, Hermes hıyanet ve aldatıcı sözler, Zeus da esrarlı bir kutu armağan etti ve ona bu kutuyu asla açmamasını söyledi. Zeus Pandora’yı Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a hediye olarak gönderdi. Her ne kadar Prometheus kardeşine Zeus’tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etmemesini söylediyse de Pandora’nın güzelliğine hayran olan Epimetheus onu alıp insanların arasına götürdü. Pandora dünyaya gelir gelmez sabırsızlık ve merakla “Acaba kutunun içinde ne var?” diyerek kapağını açtı. Kutunun içinden hastalık, keder, yalan, riya, şehvet, insanların felaketini hazırlayan ne varsa fırlayıp kuşlar gibi uçuşarak dünyaya yayıldı. Pandora hatasını anlayıp kutuyu kapattı ama geç kalmıştı, bu arada insanları yaşatacak, teselli edecek “ümit” de kutunun içinde kapalı kaldı. Zeus ilk kadınla birlikte tüm fenalık ve ıstırapları da dünyaya göndermişti.</p>
<p>Buna rağmen Zeus’un kini sönmedi. Bir tufan çıkararak insanları boğarak öldürmek istedi. Fakat kurnaz Prometheus bir kayık yaparak kendi oğlu olan 1 erkek (Deukalion/ dindar insan) ve 1 dişiyi (Sofi /dişil enerji, insanlığın ulaşabileceği son nokta, 7.mertebe/Zeus’un Meliades perilerinden olma kızı olduğu söyleniyor.) bu kayıkta saklayıp tufandan kurtardı. Derler ki tufandan kurtulan Deukalion Zeus’a bir kurban kesmiş, o da kendisine yalvaran bu dindarı ve eşi olan öz kızını affetmiş ve ilk adağını yerine getireceğini söylemiştir. Deukalion insanlığın tekrar yaratılmasını istedi. Zeus Themis’i (adalet tanrıçası) çağırdı. Themis “başınıza birer örtü sarınız, kemerlerinizi çözünüz ve yerden aldığınız taşları arkanıza atınız” dedi. Deukalion’un attığı taşlar erkeklere, Sofi’nin attıkları ise kadınlara dönüştü. Onlar 2. defa taştan yaratıldıklarından her şeye katlandılar. İşte Prometheus ve insanlığın masalı…</p>
<p>Masallar ,<br />
Evrensel ve sonsuz, yersiz yurtsuz ve<br />
Sahiplenilemeyen,<br />
İnandığınız sürece olan…<br />
En cesur, en ümitli zamanlarımız değil miydi<br />
Çocukluğumuz?<br />
Unuttuk, uzaklaştık,<br />
Büyüdük!<br />
Oysa hep yanımızda değil mi?<br />
Periler, cadılar, kurnaz tilkiler, hain kurtlar,<br />
Şaşkın kargalar, haramiler, krallar, kraliçeler,<br />
Prensler,prensesler…<br />
Herkesin her şeyin masalı yok mu?<br />
Birinin masalıdır belki aslolan yaşam da!<br />
Biz de o masalın kahramanları…<br />
Ancak masallara inananların bildiği gibi,<br />
Tüm masalların ortak yönü sonucudur! </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/yunan-mitolojisinde-tufan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yunan Mitolojisinde Su ve Yeraltı Tanrıları</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/yunan-mitolojisinde-su-ve-yeralti-tanrilari.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/yunan-mitolojisinde-su-ve-yeralti-tanrilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 00:53:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[denizler]]></category>
		<category><![CDATA[Doris]]></category>
		<category><![CDATA[gaia]]></category>
		<category><![CDATA[Hades]]></category>
		<category><![CDATA[Hypnos]]></category>
		<category><![CDATA[kronos]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojisinde]]></category>
		<category><![CDATA[Nareus]]></category>
		<category><![CDATA[okeanos]]></category>
		<category><![CDATA[su tanrısı]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıçalar]]></category>
		<category><![CDATA[tanrılar]]></category>
		<category><![CDATA[Thanatos]]></category>
		<category><![CDATA[Thetis]]></category>
		<category><![CDATA[Timuçin]]></category>
		<category><![CDATA[yeraltı tanrısı]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<category><![CDATA[yunan tanrıları]]></category>
		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=612</guid>
		<description><![CDATA[Su ve Yeraltı Tanrıları
Su ya da deniz tanrıları geniş bir topluluk oluştururlar. Onların başında denizlerin ve dingin suların efendisi Poseidon vardır. (Denizler’i Akdeniz, dingin suları da Karadeniz karşılar.) Deniz tanrılarından biri de Okeanos’tur. Evreni çevreleyen “Okeanos” ırmağının efendisi olan Okeanos dişi titanlardan Tethys’in kocasıdır. Karıkocanın Okeanis denilen birçok kızı vardır. Bu deniz perileri ırmakları ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Su ve Yeraltı Tanrıları</p>
<p>Su ya da deniz tanrıları geniş bir topluluk oluştururlar. Onların başında denizlerin ve dingin suların efendisi Poseidon vardır. (Denizler’i Akdeniz, dingin suları da Karadeniz karşılar.) Deniz tanrılarından biri de Okeanos’tur. Evreni çevreleyen “Okeanos” ırmağının efendisi olan Okeanos dişi titanlardan Tethys’in kocasıdır. Karıkocanın Okeanis denilen birçok kızı vardır. Bu deniz perileri ırmakları ve kaynakları simgeleştirirler. En çok bilinen Styks, Kallirroe ve Arethusa’dır. Su tanrılarından Pontos, Gaia’nın oğludur, adı “deniz uçurumu” anlamına gelir. Büyük oğlu Nareus, Doris’le evlidir. Nareus’un kızları Nareis’ler sayıları otuzla elli arasında düşünülen deniz perileridir. Başlıcaları Thetis, Amphitrite, Galateia’dır. Amphitrite, Poseidon’la evlidir. Triton, Amphitrite’yle Poseidon’un oğludur, bazen korkunç bazen iyilikçi bir tanrı olarak gösterilmiştir. Geleceği bildirir, büyük bir deniz salyangozu kabuğuyla her yerden duyulacak biçimde ses çıkarır. Herakles’le dövüşmüş, Dionysos’a şarabın etkisiyle yenilmiştir. Poseidon’la Amphitrite’nin canavar sürülerine bakar. Geleceği okumak ve istediği biçime girmek yeteneğini Poseidon’dan almıştır. Yer altı tanrılarına gelince, onların başı Zeus’un kardeşi Hades’tir. Yeraltında ayrıca intikam tanrıçaları Erinya’lar vardır. Bunlar ahlak kurallarını korurlar, bu kurallara karşı gelenleri cezalandırırlar. Bu acımasız ama dürüst tanrıçalar Kronos ile Nyks ‘in kızlarıdır. Korkunç canavarlar biçiminde tanıtlanmışlardır. Aile düzenini korurlar, aile düzeyinde cinayetlerle ilgilenirler. Uyku tanrısı Hypnos, Erebos’la Nyks’in oğlu Thanatos’un (Ölüm) ikiz kardeşidir. Yeraltında yaşar, oradan insanlara uyku ve düş gönderir.</p>
<p>DÜŞÜNCE TARİHİ<br />
Afşar Timuçin<br />
Bulut Yayınları<br />
3. Basım, 2000</p>
<p>Sf. 155-179</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/yunan-mitolojisinde-su-ve-yeralti-tanrilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Frigler&#8217;in doğa tanrısı PAN</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/friglerin-doga-tanrisi-pan.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/friglerin-doga-tanrisi-pan.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 12:36:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[artemis]]></category>
		<category><![CDATA[davul]]></category>
		<category><![CDATA[dionysos]]></category>
		<category><![CDATA[euripides]]></category>
		<category><![CDATA[frigler]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[phrygia]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[Tragedya]]></category>
		<category><![CDATA[Tragedyas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=606</guid>
		<description><![CDATA[Frigler&#8217;in doğa tanrısı PAN. Doğayı korumak için ülkesinde dolaşırken güzeller güzeli orman perisi Syrinks&#8217;le karşılaşır. Ona aşık olur, diler döker ama nafile, orman perisi kendini Tanrıça Artemis!e adamıştır. ( Artemis ve rahibeleri sonsuza kadar bakire kalmaya ant içmişlerdi) Tanrı Pan&#8217;dan kurtuluş olmadığını anlayınca kaçar, Pan onu kovalar ve bir pınarın kenarında tam onu yakalayıp sarılmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Frigler&#8217;in doğa tanrısı PAN. Doğayı korumak için ülkesinde dolaşırken güzeller güzeli orman perisi Syrinks&#8217;le karşılaşır. Ona aşık olur, diler döker ama nafile, orman perisi kendini Tanrıça Artemis!e adamıştır. ( Artemis ve rahibeleri sonsuza kadar bakire kalmaya ant içmişlerdi) Tanrı Pan&#8217;dan kurtuluş olmadığını anlayınca kaçar, Pan onu kovalar ve bir pınarın kenarında tam onu yakalayıp sarılmak isteyince, Syrinks, kardeşleri su perilerine yalvarıp yardım ister.<br />
Su perileri Syrinks&#8217;i saza çevirirler, Pan&#8217;ın kolları bir demet saza sarılır. Pan üzüntü içinde derin bir of çeker. Birden ortalığı hüzünlü ve tatlı bir melodi kaplar. Pan anlar ki bu ses sazlardan çıkmıştır. Bari bu şekilde benim ol der. Değişik boylarda yedi saz keser, bunları balmumuyla yan yana yapıştırarak Syrinks adını verdiği müzik aletini icat eder. Bu müzik aletine günümüzde panflüt diyoruz.</p>
<p>Tanrı Pan-YA DAVUL ?</p>
<p>Euripides&#8217;in , Bakkhalar Tragedyasından;</p>
<p>Dionysos şöyle der Bakkha&#8217;lara: &#8220;.. Alın Phrygia&#8217;dan getirdiğimiz davulları, anamız Rhea ve benim için icat edilmiş davulları&#8230;&#8221;<br />
( Rhea, Ana Tanrıçadır)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/friglerin-doga-tanrisi-pan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrılar Tablosunda Olan Değişim</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/tanrilar-tablosunda-olan-degisim.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/tanrilar-tablosunda-olan-degisim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 12:34:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[akalar]]></category>
		<category><![CDATA[aphrodite]]></category>
		<category><![CDATA[apollo]]></category>
		<category><![CDATA[apollon]]></category>
		<category><![CDATA[artemis]]></category>
		<category><![CDATA[Athena]]></category>
		<category><![CDATA[atina]]></category>
		<category><![CDATA[demeter]]></category>
		<category><![CDATA[ephesos]]></category>
		<category><![CDATA[Hera]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[tanrılar]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan]]></category>
		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=604</guid>
		<description><![CDATA[Yunan tanrıları insan biçiminde olmakla ve insana özgü yetkinliklerin ve hatta eksikliklerin en abartılmış biçimleriyle donatılmış bulunmakla birer insan azmanı gibidirler. Yaşamları insan yaşamını, insanın toplumsal, ailevi, bireysel yaşamını andırır ya da yansıtır. Mısır’da olduğu gibi burada da her tanrı bir kentin koruyucusudur: Athena Atina’yı, Artemis Ephesos’u korur. Dinsel yaşam toplumsal yaşama sıkı sıkıya bağlıdır: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yunan tanrıları insan biçiminde olmakla ve insana özgü yetkinliklerin ve hatta eksikliklerin en abartılmış biçimleriyle donatılmış bulunmakla birer insan azmanı gibidirler. Yaşamları insan yaşamını, insanın toplumsal, ailevi, bireysel yaşamını andırır ya da yansıtır. Mısır’da olduğu gibi burada da her tanrı bir kentin koruyucusudur: Athena Atina’yı, Artemis Ephesos’u korur. Dinsel yaşam toplumsal yaşama sıkı sıkıya bağlıdır: tanrılara saygı göstermeyenler topluma karşı suç işlemiş olurlar. Çok karmaşık tanrılar tablosu başlangıçta yalındı, yeni ögeler kazanarak gelişti. Bu gelişimde Yunanlıların başka ülkelerle ilişkilerine girmesi de belirleyici olmuştur. Akalar zamanında tanılar tablosu iki kişilikti, Zeus’un yanında Hera’nın ilk biçimi olsa da Hera’yı andırmayan bir tanrıça yer alıyordu. Zeus çok zaman baba olarak, ışıklı göklerin tanrısı olarak, tanrıça da toprak ve ana olarak düşünülüyordu. Zamanla pekçok değişiklik oldu. Yunan toplumu bir erkekler toplumuydu, bu durum seviciliğin ve oğlancılığın yayılmasını getirdi ve tanrılar düzeninin yapısını da etkiledi. Yunanistan’da dor egemenliği geliştikçe tanrıçalar önemlerini yitirmeye başladılar. Eski Yunanlılar iyi tanrıçaların tümünü Giritlilerden almışlardı. Bu iyi tanrıçaların başında Demeter gelir. Bazı tanrıçalar da Mikenai kaynaklıdır, Hera, Athena, Artemis bunlardandır. Bazı tanrıçalar daha yenidir: Akalar zamanında, yalnız yaşayan Aphrodite de, “bekar” tanrı Apollon da yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/tanrilar-tablosunda-olan-degisim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kheiron (Chiron) &#8211; Yarısı at yarısı insan</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/kheiron-chiron-yarisi-at-yarisi-insan.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/kheiron-chiron-yarisi-at-yarisi-insan.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 08:39:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[akhilleus]]></category>
		<category><![CDATA[apollon]]></category>
		<category><![CDATA[asklepios]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[chiron]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dini]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[Hera]]></category>
		<category><![CDATA[kheiron]]></category>
		<category><![CDATA[kronos]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüz]]></category>
		<category><![CDATA[peleus]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[truva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=537</guid>
		<description><![CDATA[Kheiron (Chiron) kentaurların en bilgilisi, en akıllısıydı. Yarısı at yarısı insandı. Kronos ile Okeanos&#8217;un kızı olan Philyra&#8217;nın oğludu. Tanrı soyundan geldiği için ölümsüzdü. Çok faziletli bir öğretmendi. İhtiraslarını, şehvetini yenmiş büyük bir bilgin ve doktordu. Ölüleri bile canlandırabildiği söylenirdi. En meşhur öğrencisi Akhilleus idi. Türlü öğrencileri olmuş ve hepsini çok iyi yetiştirmiştir. Kheiron&#8217;un ölümü ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kheiron (Chiron) kentaurların en bilgilisi, en akıllısıydı. Yarısı at yarısı insandı. Kronos ile Okeanos&#8217;un kızı olan Philyra&#8217;nın oğludu. Tanrı soyundan geldiği için ölümsüzdü. Çok faziletli bir öğretmendi. İhtiraslarını, şehvetini yenmiş büyük bir bilgin ve doktordu. Ölüleri bile canlandırabildiği söylenirdi. En meşhur öğrencisi Akhilleus idi. Türlü öğrencileri olmuş ve hepsini çok iyi yetiştirmiştir. Kheiron&#8217;un ölümü ise Herakles tarafından oldu. Kronos, deniz perisi Philyra ile birleşmek için at adam biçimine girmiş derlerdi. Kheiron da at adam olarak doğmasının sebebi bu denir. Tesalya&#8217;daki Pelion dağında bir mağarada yaşıyordu. Çok dost, iyiliksever birisiydi. Özellikle Peleus&#8217;u, Akastos&#8217;u, Akastos&#8217;un sarayındaki olaylar sırasında öteki kentaurosların şerrinden korudu. Peleus ile Thetis&#8217;in evlenme fikrini de ortaya atan odur. Tanrıça Thetis kendini değiştirme özelliği sayesinde Peleus&#8217;la evlenmesinden sürekli kaçıyordu. Kheiron, Peleus&#8217;a Thetis&#8217;i nasıl ikna edilebileceğini ve Thetis&#8217;in sürekli metamorfoza uğramasını engellenmesini öğretmiştir. Peleus&#8217;un düğününde dişbudak ağacından elleriyle yaptığı özel bir mızrağı Peleus&#8217;a hediye etmiştir. Bu mızrağı daha sonra Peleus, Truva savaşına katılmasından bir türlü vazgeçiremediği oğlu Akhilleus&#8217;a verecektir. Thetis ölümsüz, Peleus ölümlü olduğundan, doğacak çocuklarının ölümlü olmasından memnun değildi. Akhilleus&#8217;u ölümsüz yapacağım diye az daha öldürecekken Peleus son anda bebek Akhilleus&#8217;u yaralı olarak kurtarmış, Thetis&#8217;i de kovmuştu. Thetis&#8217;ten bu şekilde ayrıldıktan sonra Peleus, yaralı Akhilleus&#8217;u Kheiron&#8217;a iyileştirmesi ve eğitim vermesi amacıyla vermiştir. Kheiron, Akhilleus&#8217;tan başka İason, Asklepios ve başkalarını da yetiştirmiştir. Apollon&#8217;un bile ondan dersler aldığı söylenir. Kheiron eğitimleri sırasında müzik bilgisi, savaş ve av sanatlarını, her türlü yaralara karşı merhemleri, iyileştirici otların kullanımını, tıbbı, cerrahlığı, iyi ahlakı ve türlü erdemleri öğretiyordu. Özellikle Akhilleus&#8217;a hertürlü silahsız ve silahlı savaş sanat tekniklerini öğretmiş, ona yaraları iyileştirmeyi ve tıbbı öğretmiştir. Thetis, Akhilleus&#8217;un vücudundaki ölümlülük tohumlarını yoketmek için ateşe tuttuğundan topuk kemiği onarılmaz şekilde yanmıştı. Kheiron bir devin iskeletinden kemik alıp onun kemiğinin yerine koymuştu. Akhilleus bu cerrahi operasyon sonucu herkesten hızlı koşabilme özelliği kazandı. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/kheiron-chiron-yarisi-at-yarisi-insan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aphrodite &#8211; Adonis</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/aphrodite-adonis.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/aphrodite-adonis.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 08:35:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[adonis]]></category>
		<category><![CDATA[annesi]]></category>
		<category><![CDATA[aphrodite]]></category>
		<category><![CDATA[artemis]]></category>
		<category><![CDATA[bebe]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[bitkilerin]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Dia]]></category>
		<category><![CDATA[ensest]]></category>
		<category><![CDATA[Etrüsk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hasat]]></category>
		<category><![CDATA[hippolyte]]></category>
		<category><![CDATA[inançlar]]></category>
		<category><![CDATA[kalliope]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[mousa]]></category>
		<category><![CDATA[musa]]></category>
		<category><![CDATA[myrra]]></category>
		<category><![CDATA[Orman]]></category>
		<category><![CDATA[persephone]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[theia]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=533</guid>
		<description><![CDATA[Aphrodite &#8211; Adonis
Suriye kralı Theias’ın Myrra ya da Smyrna adında bir kızı vardı. Aphrodite’in öfkesi, onda babasıyla ensest ilişki yapmak isteğini uyandırdı.
Smyrna, dadısı Hippolyte’nin yardımıyla Theias’ı kandırmayı başardı ve on iki gece boyunca onunla birleşti. Ama, on ikinci gece Theias kızının oyununu fark etti ve bıçağını alarak, onu öldürmek için peşine düştü.
Myrrha (myrra), bu tehlike [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aphrodite &#8211; Adonis</p>
<p>Suriye kralı Theias’ın Myrra ya da Smyrna adında bir kızı vardı. Aphrodite’in öfkesi, onda babasıyla ensest ilişki yapmak isteğini uyandırdı.<br />
Smyrna, dadısı Hippolyte’nin yardımıyla Theias’ı kandırmayı başardı ve on iki gece boyunca onunla birleşti. Ama, on ikinci gece Theias kızının oyununu fark etti ve bıçağını alarak, onu öldürmek için peşine düştü.<br />
Myrrha (myrra), bu tehlike karşısında tanrılara sığındı. tanrılar da, onu ağaca dönüştürdüler. On ay sonra ağacın kabuğu kabardı, çatladı ve içinden bir çocuk çıktı. Çocuğa Adonis adını verdiler.<br />
Çocuğun güzelliğinden etkilenen Aphrodite, onu aldı ve yetiştirmesi için gizlice Persephone’ye emanet etti. Ama, Persephone de çocuğu görünce aşık oldu ve onun Aphrodite’ye geri vermek istemedi. İki tanrıça arasındaki bu kavgada Zeus hakemlik yaptı.<br />
Bazı araştırmacılarsa, Zeus adına Mousa (Musa) Kalliope’nin hakemlik ettiğini söylerler. Sonunda, Adonis’in, yılın dört ayını Aphrodite’yle, dört ayını Persephone‘yle, diğer dört ayını da istediği yerde geçirmesine karar verildi. Ama Adonis her zaman yılın üçte ikisini Aphrodite’yle, üçte birini de Persephone’yle geçirdi.<br />
Daha sonraları, Artemis‘in öfkesi (neden ileri geldiği tam olarak bilinmiyor) Adonis’in başına bir yabandomuzunu musallat etti ve bir av sırasında yabandomuzu Adonis’i öldüresiye yaraladı. Bir ağaçtan doğarak yılın üçte birini yer altında geçiren ve geriye kalan zamanda da aşk ve ilkbahar tanrıçasıyla birleşmek için gün ışığına çıkan bu çocuğun kişiliğinde, bitkilerin boy veriş sırrını sembolik bir tarzda dile getiren bir mitosun bu ilk kabataslak şekli, daha sonraları başka unsurlarla süslenip tamamlanmış bir halde Aphrodite’nin lanetinin hangi nedene dayandığı konusunda açık bilgiler verilmiştir. Buna göre: Kinyras’ın (Theia yerine) karısı ve Smyrna’nın annesi olan Kenkhreis, kızının Aphrodite’den daha güzel olduğunu iddia ederek tanrıçayı incitmiş ve tanrıça da bu hatayı cezalandırmak için Smyrna’da, ağır bir suç olan bu aşkı uyandırmıştı. Smyrna, tutkusunun ensest nitelikte olduğunu farkedince, önce kendini asmak ister, ama bu sırada dadısı çıkagelerek ona, tutkusunu tatmin etmesini öğütler. Ensest gerçekleşince, genç kadın utancından ormana gizlenir; burada, Aphrodite kurbanına acıyarak onu ağaca dönüştürür. Ve Smyrrna’nın babası, ağacın kabuğunu kılıcıyla yararak küçük Adonis’i gün ışığına çıkarır.<br />
Ya da, bir yabandomuzu (genç adamın ölüm şeklini önceden haber verircesine) keskin dişleriyle ağacın kabuğunu yararak bebeğin ağaçtan çıkmasını sağlar. Hellenistik şairler, Adonis’i, Nymphalar tarafindan büyütülmüş ve kırda, ormanda sürüleri güder ya da avlanır biçimde tasvir etmişlerdir. Onun ölümüne yol açan felakete gelince, buna Artemis’in değil, Aphrodite’nin aşığı Ares’in kıskançlığının, ya da Apollon’un Aphrodite’den öç alma isteğinin yol açtığı ileri sürülür (çünkü Aphrodite, yıkanırken kendisini çıplak bir halde gören Apollon’un oğlu Erymanthos’u kör etmişti). Adonis miti, kah İdalion tepesinde, kah Lübnan’da geçer. Byblos’tan, Adonis adlı bir ırmak geçmekteydi ve bu ırmak her yıl Adonis’in ölüm yıldönümünün anıldığı günde kızıla boyanmaktaydı. Birçok çiçek miti de Adonis hikayesine bağlanmaktadır; yalnızca kokulu reçinenin (Myrra’nın gözyaşları) mitsel orijini değil, gülünki de ona bağlanıyordu: başlangıçta gülün rengi beyazdı; ama, Aphrodite yaralı arkadaşnın peşinden koşarken ayağına bir diken battı ve kanı, kendisine adanmış olan bu çiçeği kırmızıya boyadı. Dağ lalelerinin de, yaralanan Adonis’in kanından meydana geldiğine inanılıyordu. İdil şairi Bion, tanrıçanın, Adonis’in akan kanı kadar gözyaşı döktüğünü ve her damla gözyaşından bir gülün, her damla kandan bir dağlalesinin oluştuğunu anlatır. Aphrodite, arkadaşının şerefine bir anma günü ihdas etti; bu günü, Suriyeli kadınlar her yıl ilkbaharda kutluyorlardı. Vazolara, sandıklara vs. tohumlar ekilerek, çabuk bitmesi için sıcak suyla sulanıyordu. Bunlara ‘Adonis’in bahçeleri’ adı veriliyordu. Bu şekilde zorlanan bitkiler toprağın üstüne çıktıktan az zaman sonra ölüyor ve böylece Adonis’in kaderini simgelemiş oluyorlardı. Öte yandan, kadınlar da, Aphrodite’nin sevgilisi olan genç adamın kaderi üzerine ayin yaparak ağıtlar yakıyorlardı. Bu mitnin İbrani asıllı olduğu söylenmektedir. tanrının adı İbranice ‘efendi’ anlamına gelen kelimeden türemedir. Adonis kültü, Hellen döneminde Akdeniz dünyasına yayıldı. Adonis mitolojisine ait figürlere Etrüsk aynalarında da rastlanır. Eski Sami kavimlerinin inançlarında bitki ve yeniden doğuş tanrısının adı da Adonistir. ‘Sahip’, ‘efendi’, ‘rabb’ anlamlarına gelmektedir. Dumuzi, Tammuz, Attis kültlerine yakınlık göstermekle beraber ayrıntıları vardır, farklılık gösterir. Kültün menşei Suriye sahilindeki Nega (byblus) dır. Bu bölgedeki orman tanrısı Hay-tau’nun yerine geçti. Ayrıca Ugarit bölgesindeki bitki ve hasat tanrıları Mot ve Aleyin’in rollerini aldı. Mısır ile özdeşleştirildi; Mısır’ın hasat sonrası ölümü bir bakıma tanrının ölümü olarak düşünülürdü. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/aphrodite-adonis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

