Perge Tiyatrosu

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , ,

Perge Tiyatrosu

Perge tiyatrosunda Roma ve Grek mimari özellikleri bir arada görülmektedir. Tonozlarla taşınan diazoma, auditoriumun üst kesimini çeviren sütunlu galeri ve yüksek sahne binası Roma mimari özellikleri gösterir. Buna karşın bir yamaç üzerine inşa edilmiş olması, üstü açık paradoslar ve at nalı biçimli auditorium ve orkestra ise Grek özelliğidir. Yaklaşık 15.000 kişi kapasiteli olan tiyatroya diazomanın iki yanında bulunan kapılar ve paradoslardan geçilerek girilebilmekteydi. 2. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş olan sahne iki katlıydı ve oldukça zengin biçimde bezeliydi. Gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri yapılıyor olması nedeniyle auditoriumun en alt sırasına orkestrayı çevreleyen korkuluklar eklenmiştir. Bir arşitrav yazıtında Marcus Plancius Rutlius Varus isimli Pergeli bir senatörün tiyatro inşaatında finansör olduğu bilgileri vardır. Başka bir yazıtta Tacitus döneminde (272-276) orkestra ve sahnedeki değişikliklere işaret eder. Sahne binasının Dionysos ile ilgili frizi Antoninler (117-193), Kentauromakhia ve Gigantomakhia frizleri Gallienus (260-268) dönemi özellikleri göstermektedirler. Yapının son şeklini alması Nero döneminden (54-68) Tacitus dönemine kadar devam eden süreç içinde gerçekleşmiştir.

Roma ve Grek Tiyatroları Arasındaki Farklar

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

ROMA VE GREK TİYATROLARI ARASINDAKİ FARKLAR

Roma tiyatroları, Grek tiyatrolarını örnek almalarına rağmen belirgin farklılıklar mevcuttur. Bu farklar şunlardır. Grek tiyatrosu teatron ve sceneden oluşurken, Roma tiyatroları tek bir yapıydı. Sahne binası ve auditorium kesintisiz bir çevre duvarı ile bir araya toplanmıştır. Sahne binasının duvarları auditorium ile aynı yüksekliğe çekilerek kapalı bir alan yaratılmış ve seyircinin dış dünya ile ilişkisi kesilerek dikkatin sahnede yoğunlaşması sağlanmaya çalışılmıştır. Kapalı alan oluşumunu biraz daha güçlendiren başka özellikler de mevcuttur. Bunlardan birincisi sahnede gösteri yapanları hava şartlarından korumak için yapılmış olan ahşap çatıdır. Ayrıca bu çatı sesin daha iyi dağılmasını sağlayan akustik bir görev de görmekteydi. Bununla birlikte izleyiciler için dış duvar üzerinde yerleştirilmiş ahşap direklere asılı tenteler bulunmaktaydı. İkinci özellik ise sahne duvarının (scaenae frons) zengin bir biçimde dekore edilmesidir. İki ya da üç katlı inşa edilmiş olan scaenae frons, sütunlar, girinti-çıkıntılar, eğik-düz şekiller ve heykellerle bezenerek düzenlenmiştir. Bu mimari biçim güneş yardımıyla ışık-gölge oyunları oluşturuyor, canlılık ve hareket yaratıyordu.

Romalı mimarlar kemer ve tonoz kullanarak tiyatroları düz bir zemine oturtabilmekteydiler. Bununla birlikte Yunan Tiyatrolarında olduğu gibi tiyatroları bir yamaca yasladıkları da olmuştur. Grek tiyatrolarında görülen at nalı şeklindeki plana sahip orkestra Romalı mimarlar tarafından yarım daire haline getirilmiştir. Böylece auditorimun en ucundaki seyirciler dahi sahneyi iyi bir biçimde görebiliyorlardı. Orkestranın yarım daire şeklini alması auditoriumun da yarım daire kalmasını sağlamıştır. Ancak bunun görülmediği durumlar da söz konusudur. M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren üzerinde oyunların oynandığı proskene genişletilmiş, orkestra işlevini yitirmiştir. Orkestrada önemli kişilere oturma yerleri hazırlanmıştır.

Grek tiyatrolarında sahne binası ve cavea arasında çapraz şekilde yer alan paradoslar auditoryuma paralel biçimde yapılmıştır. Paradosların üzeri tonoz ile kapatılarak, oturma sıralarının bir kısmının taşınması sağlanmıştır. Cavea altındaki tonozlu geçitlerle moneiana ulaşılmakta ve buradan oturma sıralarına geçilmekteydi. Grek tiyatrolarında görülmeyen bir başka özellik ise auditorium kısmının en üst sırasını sütunlu bir galeri inşa edilmiş olmasıdır. Burası izleyicilerin gezinebilecekleri ya da yağmurdan korunabilecekleri bir alandır.

Roma tiyatroları, Grek tiyatrolarını örnek almalarına rağmen belirgin farklılıklar mevcuttur. Bu farklar şunlardır. Grek tiyatrosu teatron ve sceneden oluşurken, Roma tiyatroları tek bir yapıydı. Sahne binası ve auditorium kesintisiz bir çevre duvarı ile bir araya toplanmıştır. Sahne binasının duvarları auditorium ile aynı yüksekliğe çekilerek kapalı bir alan yaratılmış ve seyircinin dış dünya ile ilişkisi kesilerek dikkatin sahnede yoğunlaşması sağlanmaya çalışılmıştır. Kapalı alan oluşumunu biraz daha güçlendiren başka özellikler de mevcuttur. Bunlardan birincisi sahnede gösteri yapanları hava şartlarından korumak için yapılmış olan ahşap çatıdır. Ayrıca bu çatı sesin daha iyi dağılmasını sağlayan akustik bir görev de görmekteydi. Bununla birlikte izleyiciler için dış duvar üzerinde yerleştirilmiş ahşap direklere asılı tenteler bulunmaktaydı. İkinci özellik ise sahne duvarının (scaenae frons) zengin bir biçimde dekore edilmesidir. İki ya da üç katlı inşa edilmiş olan scaenae frons, sütunlar, girinti-çıkıntılar, eğik-düz şekiller ve heykellerle bezenerek düzenlenmiştir. Bu mimari biçim güneş yardımıyla ışık-gölge oyunları oluşturuyor, canlılık ve hareket yaratıyordu.

Romalı mimarlar kemer ve tonoz kullanarak tiyatroları düz bir zemine oturtabilmekteydiler. Bununla birlikte Yunan Tiyatrolarında olduğu gibi tiyatroları bir yamaca yasladıkları da olmuştur. Grek tiyatrolarında görülen at nalı şeklindeki plana sahip orkestra Romalı mimarlar tarafından yarım daire haline getirilmiştir. Böylece auditorimun en ucundaki seyirciler dahi sahneyi iyi bir biçimde görebiliyorlardı. Orkestranın yarım daire şeklini alması auditoriumun da yarım daire kalmasını sağlamıştır. Ancak bunun görülmediği durumlar da söz konusudur. M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren üzerinde oyunların oynandığı proskene genişletilmiş, orkestra işlevini yitirmiştir. Orkestrada önemli kişilere oturma yerleri hazırlanmıştır.

Grek tiyatrolarında sahne binası ve cavea arasında çapraz şekilde yer alan paradoslar auditoryuma paralel biçimde yapılmıştır. Paradosların üzeri tonoz ile kapatılarak, oturma sıralarının bir kısmının taşınması sağlanmıştır. Cavea altındaki tonozlu geçitlerle moneiana ulaşılmakta ve buradan oturma sıralarına geçilmekteydi. Grek tiyatrolarında görülmeyen bir başka özellik ise auditorium kısmının en üst sırasını sütunlu bir galeri inşa edilmiş olmasıdır. Burası izleyicilerin gezinebilecekleri ya da yağmurdan korunabilecekleri bir alandır.

Eski Roma Tiyatrosunda Seyirci

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , ,

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Seyirci

Uzun süren savaşlar arasında tiyatro,savaşçıların eğlenmelerini,oyalanmalarını sağlıyordu. Kanlı gösterilerse öldürme zevkinden uzak kalmamalarını. Yalancı deniz savaşları, yırtıcı hayvanlarla dövüş, insanla hayvan, insanla insan arasında kanlı çatışmalar ve araba yarışlarının yanı sıra tragedya,komedya,mimus ve pantomimus temsilleri veriliyordu. Seyirci eğlenmeyi amaçlamış bir topluluk olduğu için her zaman komediyi tragedyaya tercih eder, tepkisini göstermekten çekinmezdi. Bazen sevmediği bir oyunu yarıda keser, bazen oyuna müdahale ederek seyrini değiştirirdi. Gün boyu yarışmalarında yorulan halk tiyatroda uyumaktan, yemek yemekten,muhabbet etmekten çekinmezdi.

Tiyatroda yerlerin dağılımı , toplumsal sınıflara göre değişiyordu. İmparatorla, LUDİ Şenliği’ne para yardımı yapanların sahnenin iki yanında özel locaları vardı. Senatörler yarım daire orkestra içinde kendilerine ayrılan yerler otururlardı. Soylulara ilk 14 sıra ayrılmıştı. Ondan sonra, sırayla öteki toplumsal sınıflar geliyor,en uzak yerlerde ise yoksul,önemsiz vatandaşlar oturuyorlardı. Biletler para biçimindeydi. Üzerinde bir resim, bir ad, ve bir sayı bulunurdu. Buna göre, bilet sahibinin nereye oturacağı belli oluyordu. Daha sonra Avrupa tiyatrosunda da görülen özel tutulmuş alkışçılar Roma’da da vardı. Bunların parasını oyunun giderlerini karşılayan öderdi. Çünkü oyunun beğenilmesi durumunda giderlerin iki katı kazanç elde edilirdi. Halkın beğenisini kazanmak için bayağılığa,açık saçıklığa kaçan heyecan verici her şeye yer veriliyordu. Bu da Yunanlılar eliyle en yüksek katına yükselen dramatik sanatın Romalılar eliyle nasıl yozlaştığını göstermektedir.

“Hakkınızda hayırlı olsun,dinleyin buyruklarımı. Yosmalardan hiç biri gelip sahnenin önüne oturmayacak. Çavuşların da, çavuşların sopalarının da sesini duymayacağım. Oyuncular sahnede iken meydancı birini yerleştireyim diye ötekinin berikinin önünden geçmeyecek. Yataklarından geç kalkmış olanlar katlansınlar ayakta durmaya. Ne vardı o kadar uyuyacak? Köle takımı uzak olsun buradan! Sütninelere de söyleyelim, meme emen çocukları oyuna getireceklerine evlerinde emzirsinler. Hem kendilerinin dilleri kurumaz,hem de baktıkları yavrucaklar açlıktan ölmez,burada oğlaklar gibi bağrışmaya kalkmazlar.” Plautus- Kartacalı oyununun önsözü…

Eski Roma Tiyatrosunda Dekor

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

Dekor

Tragedya dekorunda; büyük sütunlar,alınlıklar,heykeller ve benzeri süsler bulunur,komedya dekorunda ise balkonlu sırayla pencereleri olan özel evler yer alırdı. Satir dekorları,ağaçlar,dağlar ve benzeri kırsal öğelerle doğa görünümleriydi. Sahnede bir takım mekanik araçlardan yararlanıldığı düşünülmektedir. Çünkü bazı kaynaklarda gözden yok olan tahta dağlar, fışkıran çeşmeler, akan kaynaklar, büyüyen ağaçlardan söz edilmektedir. Roma tiyatrosunun getirdiği yeniliklerden bir tanesi de ön perdenin kullanılışıdır. Bu perde zengin işlemelidir,sahne alanı temsil başında örtülür, sonunda kaldırılırdı.