Prometheus Hakkında Genel Bilgi

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Prometheus Titanlar soyundandır. Hesiodos’un söylediğine göre; Titan İapetos’la Okeanos’un kızı kleymene’nin oğludur. Prometheus’un annesinin adı kaynaklarda farklılık gösteriyor. Annesi bazı kaynaklar Okeanos kızı Asia, diğer bazı kaynaklarda ise yine Okeanos’un diğer kızı kleymenedir. İapetos’un dört tane oğlu olur; Atlas, Menoitios, Prometheus ve Epimetheus’dur. Kardeşlerinden Epimetheus Prometheus’a göre zıt kişilikteydi “beceriksizler şahı”diye anılırdı .Prometheus’un evlendiği karısının adı da yazardan yazara değişir. Genelde Kelaino ve ya Klymenedir. Çocukları ise tufan mitosunda da rol oynayan Deukalion , lykos ve Khimaireus, bunların yanına bazen Aitnaios, Hellen ve Thebede eklenir.
Bu dört kardeşinde kaderi korkunçtur . Bunlardan iki tanesi; Menoitios ile Atlas ’a karşı geldiklerinden, diğer Titanlarla birlikte cezalandırılmışlardır. Atlas dünyanın bittiği yerde Hesperidesler’in önünde gök kubbeyi omuzlarında taşıma cezasına çarptırılmıştı. Homeros’a göreyse; Atlas gökle yeri ayıran sütunları taşır . Menoitos’u yıldırımlara çarparak yerin dibine kapatır. Prometheus ile Epimetheus’un ise cezaları başka türlü oldu. Prometheus’u ise bir dağa zincirleterek ciğerini bir kartala yedirtir.Diğer kardeşi epimetheus’un başına bela olsun diye ilk kadını yaratır ve ona gönderir. Bunların ikisi de ın yaratılmasında önemli rol oynadılar.
’un böyle korkunç cezaları İapetos oğullarına vermesinin nedenini; bu dört Titan oğlunun aldıkları sıfatlardan anlıyoruz. Bu dört Titan’da akıl yönünden üstündürler ve bu üstünlükleriyle övündükleri gibi, sürekli olarak ’a karşı gelirler . akıl gücünü elinde tutar ve bu gücü başkasında görmesi de onu çok öfkelendirir. Bunun yanında Prometheus sürekli olarak ’un bu öfkesinin körükler durur. Zekasını ve geleceği önceden görme gücünü ’u aldatmak küçük düşürmek için kullanır.

NİTELİĞİ

İapetosoğulları içinde en akıllı ve en bilge olan Prometheus, Titanların ayaklanmasında kendi soyunun yenileceğini önceden görmüş, kardeşi Epimetheus’u da ikna ederek, ’un yani Olymposlular’ın yanında yer almışlardır. ‘Olayları gören’ , ‘önlemleri ın da alan Prometheus zekayı , kurnazlığı, kişilinde somutlaştırmayı da bilmiştir. Athena’nın doğumunda da yer alan Prometheus , ondan uygar bir hayat için ne gerekliyse hepsini öğrenmiş ve bunu başına gelecekleri bildiği halde insanlara sunmaktan onların yanında yer almaktan çekinmemiştir.
Prometheus’un adı önceden gören anlamına gelir. Gaia’nın nasıl ki Kronos’un devrileceğini gördüğü gibi, ’un da bir gün oğlu tarafından devrileceğini bilir. Fakat bu sırrı ’a söylemekten kaçınırdı.

PROMETHEUS’UN ATEŞİ ÇALMASI

Prometheusun ateşi çalışı

ölümlüleri ve onların koruyucusu Prometheus’u cezalandırmak amacıyla, ve bir daha etlerini pişirmesinler diye ateşi saklar. Ne var ki, kurnaz prometheus ’u bir kez daha kandırır. Olympos’a çıkar, orada güneşin alev alev yanan tekerleğinden bir kıvılcım çalar ve bunu bir rezene kabı içine koyarak ve insanlara götürür. Başka bir anlatıma göre Prometheus ateşi Hephaistos’un ocağından çalmıştır. , ateşi tekrar insanlarda görünce daha çok öfkelenmiş. Hem insanları Hem de kendisine karşı gelen Prometheus’u cezalandırmak için yeni çareler düşünmüş.

PROMETHESUSUN CEZALANDIRILMASI

Prometheusun tarafından cezalandırılışı

ateşi çalıp insanlara vermesinden dolayı, Prometheus’u korkunç bir cezaya çarptırdı.Onu zincirlerle Kaukasos dağında kayaya bağlatarak, kara ciğerini Ekhidna ile Typhondan doğma bir kartala yedirtti. Kartal her gün gelip karaciğerini yiyiyor, ve yenilen ciğer her gün yeniden oluşuyordu. Bu konuda Hesiodosta olmayan detayları Aiskhylos’un anlattıklarından öğreniyoruz3. ’un geleceğiyle ilgili bir sırrı yalnızca Prometheus biliyordu. bir kadınla evlenecekti. Bununla çiftleşmesinden doğacak çocuk, ’un egemenliğine son verecekti. bu cocuğun kimden olacağını öğrenmek ve gelecekte de tahtını koruyabilmek için Prometheus’un ciğerini yiyen kartalı öldürmesi için Herakles’i gönderdi. Herakles, Ekhidna ve Typhondan doğma kartalı bir okla öldürdü. oğlunun bu başarısından çok memnun olmuştu. Prometheus’u yeniden lar katına kabul etti . Başka bir anlatıya göreyse herakles sadece kartalı öldürdü. Fakat Prometheus’un zincirlerden kurtulması için tekrar ölümsüz olması gerekmekteydi. İşte bu sırada Kentaurlarla Teselyanın efsanevi
halkı Lapitler arasındaki ta, yanlışlıkla Herakles’in okuyla yaralanan Kentauros Kheiron, bu acıdan kurtulmak için ölmek istedi. Ölümsüz olduğu için ölümsüzlüğünü kabul edecek
birini bulması gerekiyordu. Prometheus bunu kabul etti ve onu çektiği acılardan kurtardı. Kendiside tekrar özgürlüğüne kavuştu ve ölümsüz oldu. Prometheus bildiği sırrı açıkladı;
, Nereus kızıTthetise gönül vermişti. Bu birleşmeden doğacak çocuk, babasından daha güçlü olacaktı. ’u tahtından indirecekti. Bu sırrı öğrenen , Thetis’i bir ölümlüyle evlendirmeyi ister. Thetis ise kendisine eş olarak seçilen Peleus’la evlenmemek için, deniz kızlarına has yeteneklerini kullanarak, kılıktan kılığa girdi. Fakat sonunda Peleus’la evlenmeye razı oldu. Peleus’la Thetis, Olyposta, lar sofrasında yapılan evliliklerinden, daha sonra Akhilleus doğdu.

PANDORA

Pandora

Prometheus’dan sonrada, onun suç ortağı olarak gördüğü, erkekleri cezalandırır. Onlar için kötülük kaynağı olarak gördüğü kadını yaratır. , tanrıçalara benzer görünümde çekici kılmasını ve topraktan su ile yoğurmasını Hephaistosa buyurur. Athena bedenini uyumlu olarak süsler. el işlerini, kumaşlar, dokumasını öğretir. Ve süslü kuşağını beline sarar. Afrodithe yüzüne dayanılmaz arzu ve zarafet serper. Kharitler boynuna altın gerdanlıklar takarlar, horalar çiçeklerle saçlarını donatırlar, haberci Hermes ise ona şeytani bir zeka ve kandırma becerisini üfler, ayrıca konuşma yetisini de verir. Son olarak kıza can versinler diye , dört rüzgara esmesini söyledi. Bu yaratılan kadına “bütün ların armağanı” anlamına gelen Pandora adının verirler. Pandora’ya kapalı bir kutu vererek, Epimetheus’a gönderir. Prometheus daha önceden kardeşini, Zeusdan hiçbir armağan almaması konusunda uyarmıştır. Epimetheus kardeşinin öğütlerini dinlemedi. Pandora’nın çekiciliğine karşı koyamadı ve onunla evlendi. O zamana kadar insanlar, kötülüğü, hastalığı, sıkıntıyı bilmiyorlardı. Yeryüzüne, bütün kötülükler bir kutunun içinde gönderilmişti. Tek yapılacak hata kutunun açılması olacaktı. Pandora’da merak edip yanında getirdiği kutuyu açınca; acılar,dertler, hastalıklar ,yaşlılık, kıskançlık, delilik, ahlaksızlık ,açlık yeryüzüne yayıldı. Kutudan tam umut dışarı çıkmak üzereydi ki, Pandora kutuyu kapattı.Kutuya sadece umudu sokabilmişti. Umut hala insanlara, kötülüklere karşı durma, acılarını hafifletme cesaretini veriyor.

TUFAN

Pandora’nın yaratılması ve yeryüzüne gönderilmesinden sonra, soyu çoğalmaya başlar. Beraberinde kötülüklerde çoğalır. İnsanlar lara yüz çevirirler. , ırkını suyla yok etmeye karar verir. Islak kanatlı yelleri sarar ortaya, ırmaklar, dereler, hızla ağaçları, hayvanları, insanları, evleri sürükler. Denizler birbirine karışır. Sonunda tanrı sakinleşince bir kayıktaki kadınla erkeği fark eder; Prometheus’un oğlu Deukalion’nu ve Epimetheus’la Pandoranın kızı Pyrrha’yı tanır. Onları Parnassos’a, su yüzeyinde görülen tek dağa yönlendirir. İkisi de, lara şükrederler. Themis onlara, annelerinin kemiklerini alıp omuzlarının üzerinden atmalarını söyler. Deukalion, bu sözlerden anladığı; her şeyin anası olan yerin kemiklerinden, taşların kastedildiğini anlar. Deukalionun attığı taşlardan erkekler Pyrrha’nın attıklarından kadınlar türer.

* * *

Olympos larının kuvvet ve kudretine karşılık Prometheus’da kurnazlık ve zeka vardı. Titanların meşhur isyanları sırasında tarafsızlığını muhafaza etmiş ve baş kaldırmamış bir Titan oğlu olarak ’un gözüne girmeyi başardı. onu Olympos’a ölmezler arasına aldı. Oysa o ve arkadaşlarına karşı kalbinde kin besliyordu. Bu nedenle ları inkar edecek, hiçe sayacak, işleyeceği kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluku ı yaratarak dedelerinin öcünü almayı planladı.

Prometheus’un ilk ı su ile değil kendi gözyaşı ile yoğurduğu balçıktan yarattığı söylenir. İnsan belki de bu yüzden tabiatın en aciz mahlukuydu, kendisini koruyacak hiçbir şeyi yoktu. Fil gibi kuvvetli hortumu, aslan gibi pençesi, kuş gibi kanadı, at gibi koşacak bacakları yoktu. Daha doğuştan ıstırap ve üzüntüler yakasına yapışıyordu. İlk insanlar çiğ meyveler ve kanlı etlerle besleniyordu, güneşsiz oyuklarda barınıyor, sürünerek girdiği mağaralarda geceyi geçiriyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan Prometheus onları vahşi hayvanlardan korumak ve toprağı sürmeye yarayacak aletler elde etmek için madenleri işlemeyi öğretmek ve ateşi vermeyi düşündü.

İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kaplı olan Ferule’den (Şeytantersi Ağacı) bir dal aldı ve Lemnos Adasına gitti. Hephaistos’un (Ateş sı) alevler saçan ocağından kızgın bir kıvılcım çaldı. Elindeki sopanın özünün içine sakladı, kendisi de bir siyah bir de beyaz atın arasında tutunarak görünmeden kaçmayı başardı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara götürdü. Derler ki o günden sonra ateş (akıl) beyaz ve siyahın enerjisini almıştır, onunla aydınlık da yaratılır karanlık da.

O günden sonra insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. Yiyecekleri pişiriyor, soğuk havalarda ısınıyor, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak aydınlanıyorlardı. Zamanla zavallılıklarını unutarak, kendilerini larla eşit görmeye başladılar. bunların olacağını bildiğinden insanlığı kutsal ateşten mahrum bırakmıştı. Kendi haberi olmadan ateşi çalan ve insanları şımartan Prometheus’a çok kızdı ve onu Kafkas Dağlarının en yalçın tepesine gönderdi. Hephaistos’u (Yanardağların, ateşin, sanayinin sı/ Aphrodite’in eşi) çağırarak bu saygısız Titan’ı bir kayaya çaktırdı. İlahi demirci istemeyerek de olsa ’a boyun eğdi.

- Ey Prometheus dedi. Bu çekiçleri ve bu zincirleri görüyor musun? Bunlar senin bahtsızlığını ve benim sonsuz üzüntümü hazırlayacaklar. Seni bu vahşi kayaya çivileyeceğim.Artık sen buradan hiç sesi işitmeyeceksin, teselli ve acımak sana yüzünü göstermeyecek, güneşin kızgın ışınlarıyla kuruyarak vücut çiçeğin solacak. Çok sonra gece yıldızlı mantosunun altında geldiğinde sen kalbinde bitmez acılar bulunan bir keder nöbetçisi, bu korkunç yerde, hiç dinlenmeden, uyku nedir bilmeden, dizlerini bükmeden yalnız başına kalacaksın. İniltilerini insafsız kayalardan başka duyan olmayacak. Boş yere feryat edeceksin.

Bunları söyleyen Hephaistos bahtsız Prometheus’un ayaklarına, kollarına kırılmaz zinciri geçirdi, sağlam kayaya çaktı. Bununla da bitmedi. Her sabah kocaman bir kartal geliyor ve süzülüp Prometheus’un ciğerlerini yiyordu. Sivri tırnaklarını göğsüne batırıyor, ciğerini didikliyordu. Akşama kadar onun yediği ciğer, gece sabaha kadar tekrar haline geliyor ve işkence aynen devam ediyordu. Bu işkence 30 sene sürdü, sonra onu affetti ve ölmezler arasına aldı.

Başka bir mite göre de Prometheus heykel yapmasını bilen bir Titan’dı. sadece bir değil birçok adamlar yapmış ve onlara can vermişti. Atölyesinde kollar, bacaklar, gövdeler, kafalar, kalpler yapıp, birbirine ekleyerek tamamladığı heykelleri raflara diziyordu. O sırada Dionysos (Şarap sı) atölyeye geldi, çok çalıştın yoruldun, biraz dinlenip içelim dedi. Prometheus atölyesine döndüğünde sarhoştu. Bu yüzden bazı hatalar yaptı, küçük bir gövdeye koca bir baş, iri bir gövdeye ait olan kolları küçük bir gövdeye taktı. Derler ki hayatta koca başların, uzun bacakların, düzensiz vücutların sebebi de Prometheus’un sarhoş anlarıdır.

Yunanlılara göre Prometheus sadece erkekleri yaratmıştı. Kadın o devirde mevcut değildi. İnsanların ömürleri güzel geçiyor, neşe içinde yaşıyor, huzur içinde ölüyorlardı. Ne zamanki ateşi elde ettiler, gururlanıp lığa soyundular. Madenleri eritip silahlar yaptılar, birbirlerini boğazladılar, Prometheus’un verdiği seytani zekayla erdemlerini kaybedip, kabalaştılar, bütün iyi huyları kalplerinden kovdular. Manevi bir sefalete düştüler. Eğer Prometheus aklın sembolü olan ilahi ateşi lardan çalıp insanlara vermeseydi, bu mahluk bu kadar sefil olmayacaktı.(Belki akla ikna olup aşkı üzenler Tarkan’ın şarkısındaki gibi o da akıl değil huzur istemeliydiler kim bilir!) Prometheus’un kurnazlıkla çaldığı akıl onları şımartınca yalnız erkeklerden ibaret olan bu yüzsüz ve terbiyesiz mahlukların başına bela olarak kadını gönderdi. usta bir Tanrı olan Hephaistos’u çağırdı ve ona kadını yaratmasını emretti. Hephaistos balçığı su ile yoğurdu ve eşi Aphrodite’i model alarak ilk bakirenin vücudunu yaptı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine Prometheus’un çaldığı ateşten bir kıvılcım koydu. Bütün tanrı ve tanrıçalar ona bir şeyler armağan etti ve ona Pandora (bütün armağan) ismini verdiler. Aphrodite güzellik, Hermes hıyanet ve aldatıcı sözler, da esrarlı bir kutu armağan etti ve ona bu kutuyu asla açmamasını söyledi. Pandora’yı Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a hediye olarak gönderdi. Her ne kadar Prometheus kardeşine ’tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etmemesini söylediyse de Pandora’nın güzelliğine hayran olan Epimetheus onu alıp insanların arasına götürdü. Pandora dünyaya gelir gelmez sabırsızlık ve merakla “Acaba kutunun içinde ne var?” diyerek kapağını açtı. Kutunun içinden hastalık, keder, yalan, riya, şehvet, insanların felaketini hazırlayan ne varsa fırlayıp kuşlar gibi uçuşarak dünyaya yayıldı. Pandora hatasını anlayıp kutuyu kapattı ama geç kalmıştı, bu arada insanları yaşatacak, teselli edecek “ümit” de kutunun içinde kapalı kaldı. ilk kadınla birlikte tüm fenalık ve ıstırapları da dünyaya göndermişti.

Buna rağmen ’un kini sönmedi. Bir tufan çıkararak insanları boğarak öldürmek istedi. Fakat kurnaz Prometheus bir kayık yaparak kendi oğlu olan 1 erkek (Deukalion/ dindar ) ve 1 dişiyi (Sofi /dişil enerji, insanlığın ulaşabileceği son nokta, 7.mertebe/’un Meliades perilerinden olma kızı olduğu söyleniyor.) bu kayıkta saklayıp tufandan kurtardı. Derler ki tufandan kurtulan Deukalion ’a bir kurban kesmiş, o da kendisine yalvaran bu dindarı ve eşi olan öz kızını affetmiş ve ilk adağını yerine getireceğini söylemiştir. Deukalion insanlığın tekrar yaratılmasını istedi. Themis’i (adalet tanrıçası) çağırdı. Themis “başınıza birer örtü sarınız, kemerlerinizi çözünüz ve yerden aldığınız taşları arkanıza atınız” dedi. Deukalion’un attığı taşlar erkeklere, Sofi’nin attıkları ise kadınlara dönüştü. Onlar 2. defa taştan yaratıldıklarından her şeye katlandılar. İşte Prometheus ve insanlığın masalı…

Masallar ,
Evrensel ve sonsuz, yersiz yurtsuz ve
Sahiplenilemeyen,
İnandığınız sürece olan…
En cesur, en ümitli zamanlarımız değil miydi
Çocukluğumuz?
Unuttuk, uzaklaştık,
Büyüdük!
Oysa hep yanımızda değil mi?
Periler, cadılar, kurnaz tilkiler, hain kurtlar,
Şaşkın kargalar, haramiler, krallar, kraliçeler,
Prensler,prensesler…
Herkesin her şeyin masalı yok mu?
Birinin masalıdır belki aslolan yaşam da!
Biz de o masalın kahramanları…
Ancak masallara inananların bildiği gibi,
Tüm masalların ortak yönü sonucudur!

Yunan Mitolojisinde Törenler, Bayramlar, Şenlikler

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Törenler, Bayramlar, Şenlikler

Törenlere, bayramlara, şenliklere büyük yer veren toplumunda her sitenin kendine göre dinsel davranış formülleri vardı. dinsel bayramlarda müzik yarışmaları, at yarışları, spor gösterileri düzenlenirdi. Bu etkinlik içinde tapınak büyük bir önem kazanmıştı. Büyük tapınakların başlıcaları Delos, Epidauros, Olympieion ve Delphoi tapınaklarıydı. Ege denizinde Mykonos ve Syros arasında bulunan Delos adasında bir tapınak topluluğu vardı. Kutsal Delos adası iyonyalı inançlıların toplaşma yeriydi, burada ve ’e saygı törenleri düzenlenirdi. Hekimlik sı Asklepios’un kutsandığı Epidauros’taki (kuzeydoğu Peleponnesos) tapınaklar toplamı da çok önemliydi, burada ve Aphrodite de saygı görürdü. Delphoi’ide başlıca tapınak tapınağıydı, burada bir de kahinler ocağı vardı. Koloniler kurmak isteyenler buradan görüşler alıp yola çıkarlardı. Kahinler genellikle kolonicileri yüreklendirirlerdi. Atina’daki Olypieion tapınağı adına yapılmıştı. Burada bir de Hera tapınağı vardı. toplumunun dinsel yaşamında kehanet çok önemliydi. Kahin tanrı esinini alan yetkin insandı. Yunanlılar sal güçlerin dünya üzerindeki edimlerini beklemek istemezler, önceden davranıp ların gelecekle ilgili görüşlerini almak isterlerdi. ların insanlara yol göstermesi, önerilerde bulunması ya da onların girişimlerini uygunsuz bulması kehanette açıklığa kavuşurdu. Kehanet bir aracıyı gerektirirdi. Örneğin Delphoi’de insanlara bir genç kızın ağzından, onun sesiyle önerilerde bulunurdu. İnsanın aracı olarak belirmediği durumlarda bir takım seslerin, örneğin rüzgar sesinin yorumuna yönelirdi. Kısacası kehanette larla insanlar arasında büyülü ve dolaylı bir ilişki sözkonusuydu. lara her şey sorulabilirdi. Toplumsal ve bireysel tüm sorunlar üzerine onların görüşü alınabilirdi.

Apollon ve Hyakinthos’un Sümbül Oluşu

Kategori: (Efsaneler, Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 12-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , ,

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

ve Hyakinthos’un Sümbül Oluşu

-HYAKİNTHOS MİTİ

Amyklos’un HYAKİNTOS adında güzel bir oğlu vardı. Çok yakışıklı bir delikanlı olduğundan ışık ve güzel sanatların onun güzelliğine hayran olmuş, ona candan bağlanmıştı. Samimiyetleri ve dostlukları çok ileri gittiğinden boş zamanlarını EUROTAS’ın çiçekli kıyılarında çimenler üstünde disk atmakla geçirirlerdi…Bir gün yine her zamanki gibi aynı yere gitmişler, akan derenin şırıltısını dinleyerek bu eğlenceli oyunla meşgul oluyorlardı. Fakat başı çelenklerle süslü kelebek kanatlı ve sarışın ZEPHİROS da gibi, güzel Hyakintos’a gönül vermişti. Onun ’la sıkı fıkı görüşmesini çekemiyor, adeta kıskançlıktan kuduruyordu.Zephiros, gemicilerin en sevdiği rüzgar olduğu halde görevini yapmıyor hatta kederinin arttığı dönemlerde gemileri kayalara bile çarptırıyordu. İşte Hyakinthos’a hastalık derecesinde bağlanan Zephiros fırsattan yararlanarak, ’un diski Hyakinthos’a attığı sırada bir hareketiyle diskin yolunu şaşırttı ve delikanlının kafasına çarptırdı. Zavallı Hyakinthos hemen yere yığıldı. Kafası patlamış, ağzından burnundan durmadan kan geliyordu.Bu felaket karşısında kalbinden vuruldu. Deli divane oldu. hemen sağlık sı ASKLEPİOS’u çağırdı ve ona en etkili ilaçları koymasını söyledi. Fakat ne yazık ki ilaçlar işe yaramadı ve Hyakinthos can verdi.Kederinden ne yapacağını bilemeyen yaz mevsiminin kızgın sı şöyle bağırdı:-Ey sevgili çocuk, ölüyorsun, senin taze ve güzel gençliğini ben kendi ellerimle yıktım, yok ettim. Madem ki ben seninle mezara, yer altına gelemiyorum, madem ki benim yerim göklerdedir, istiyorum ki seni kendim gibi bir ölümsüz yapayım. İstiyorum ki seni, neşeli ve kudretli olduğum zamanlarda görebileyim, ışıklarımla seni okşayayım, koklayayım. Onun için seni çiçek yapacağım. Sen yaşayacaksın. Ben dünyaya yaklaştığım ve ilkbahar kara kışı bozguna uğrattığı sen topraktan baş kaldıracak fışkıracaksın… bu sözleri söyledikten sonra Hyakinthos’un kanının düştüğü yerden bizim SÜMBÜL dediğimiz çiçek fışkırır boy verir…

Kral Midas’ın Kulaklarının Uzaması

Kategori: (Efsaneler) Yazan: admin, 05-12-2008

Etiketler : , , , , , ,

Midas’ın Kulaklarının Uzaması

patlayacağını düşünüyordu, diğer yandan söylediği taktirde ’ın kendisini öldürmesinden korkuyordu. Sonunda bir gün daha fazla dayanamayarak ıssız bir yerde bir çukur açtı, ve oraya eğilerek yavaşça “Haberiniz varmı, Midas eşek kulaklıdır” diye fısıldadı. Bunu söyleyince üzerinden büyük bir yük kalkmış gibi oldu ve rahatladı. Fakat kazdığı çukurun yanındaki kamışları hesaba katmamıştı. Kamışlar rüzgarla sallandıkları “Midas’ın kulakları eşek kulakları, Midas’ın kulakları eşek kulakları” diye sırrı her tarafa yaydılar.

Shu - Rüzgar ve Havanın Tanrısı

Kategori: (Mısır Mitolojisi) Yazan: admin, 20-10-2008

Etiketler : , , , , , , , ,

Shu - Rüzgar ve havanın sı. Mut ve Geb’in babası. mitolojisindeki Atlas gibi gökyüzünü taşır.