Yunan ve Roma Mitolojisi-Colette Estin-Helene Laporte

Kategori: (Mitoloji) Yazan: admin, 05-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , ,

Yunan ve Roma Mitolojisi

Yunan ve Roma Mitolojisi
Rengarenk bir kitap! Çok lezzetli, cıvıl cıvıl, mitolojinin çok sevimli aktarıldığı, bol resimli, çok eğlenceli olan bu el kitabı, eski Yunan ve eski Roma’yı, Mithosları, Tanrı ve Tanrıçaları, zamanın kişilerini anlatırken, Antik Çağ’ın özlü sözlerini de paylaşıyor bizimle.. En sevdiğim yanı da bu zaten.. Sayfaların üst bölümü, Antik kaynaklarda geçen bu güzel sözlere ayrılmış.
Colette Estin ve Helene Laporte’nin yazdığı, Musa Eran’ın Türkçeye çevirdiği, TÜBİTAK yayını olan kitabın arka kapağında ufak bir not var: “Doğa olaylarıyla ve insanlık tarihiyle ilgili hayal ürünü öykülerin toplamı olan mitoloji aslında, tıpkı bilim gibi, insanın evreni ve dünyayı anlama, açıklama çabasının bir ürünü..”
Evet, yaşamı boyunca dünyayı anlamaya, anlamlandırmaya çalışan insanoğlunun yaratıcı düşüncesinin bu kitapta, satırlara nasıl güzel oturduğuna ve satırlara eşlik eden resimlerin güzelliğine hayran olacaksınız..

Bilun Şen

Agamemnon

Kategori: (Mitoloji) Yazan: admin, 05-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Agamemnon Yunan mythos’unda tektir, eşsiz bir tiptir, yalnız İlyada’da değil, efsaneler boyunca onun simgelediği kavramı onun kadar etkin ve belirgin niteliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. Agamemnon kraldır, krallar kralıdır, her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında, onları ordularıyla birlikte yöneten başkomutandır. Buyruğuna tek bu kurultayda da başlıca kural danışmadır. Yunan mythos’u tanrılar tanrısı Zeus’un üstünde, ondan üstün bir güç bulunduğunu gösterdiği gibi, krallar kralı Agamemnon’un kişiliğinde de krallığın erdemlerini, hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. Bu bakımdan destana olduğu kadar, tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon.

İlyada’nın üçüncü bölümünde Helene surların üstüne dizilmiş, savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon’u “hem iyi bir kral, hem güçlü bir savaşçı” olarak tanıtır. Agamemnon’un krallık yetkisi Zeus’tan gelmiştir. Homeros onun asasının, kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. II, 100vd.), soyunu Pelops’a kadar götürür, başka bir efsane koluna göre Agamemnın’un ilk atası Tantalos’tu.(Tab. 14 ve 15). İlyada’da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez, krallık normal yoldan Pelops’tan Atreus’a, Atreus’tan Thyestes’e ve ondan Agamemnon’a akarılır; Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonucunda işlenen korkunç suçlar daha çok tragedyaya konu olmuştur (Atreus). Ama destan Agamemnon’u bir krala özgü bütün nitelikleriyle canlandırır. Bu kral portresi üstünde durmaya değer.

İlyada’nın konusu, Agamemnon ile Akhilleus arasındaki kavga Agamemnon yüzünden kopar. Ve bu kavgada krallar kralının tutumu, karakteri ve kişiliği bütün açıklığıyla ortaya serilir. Agamemnon kraldır ve her kral gibi kendi çıkarını, istek ve buyruklarını emrindeki insanlarınkinden üstün görmekte ve bu inanışa göre davranmaktadır. Tutsağı Khryseis’i geri vermek istememesi, vermek zorunda kalınca Akhilleus’unkini almakta hiçbir sakınca görmemesi kavganın asıl nedenidir. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun paylar, tersler, hiç sayar (İl. I, 102 vd.)
…Kalktı hırslaGücü yaygın Agamemnon, yiğit Atreus oğlu,kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği,yanıyordu iki gözüm yalım yalım…

Apollon’un Akha’lara gönderdiği salgının nedenini bilen Kalkhas bu öfke karşısında çekinir gerçeği söylemeye (İl. I, 78 vd.).
Kızdıracağım biliyorum Akha’ların saydığı adamı,o adamın bütün Argos’lulara her yerde sözü geçer.Kral azgın olur kızınca çok ayak takımından birine,bir zaman öfkesini yenerse de, unutamaz kinini,dışarı vurana dek taşır yüreğince onu.

Ama Agamemnon ne Kalkhas’ı dinler, ne de onun sözlerine uyulmazsını salık veren Akhilleus’u, bildiğini yapar. Bu davranışı tepki uyandırır. Tepkinin, yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus’tan gelmemesi, ordunun alt tabakasını, simgeleye bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkat çeker. Halkın yöneticisini eleştirmesi dünya yazınında ilk kez görülmektedir burada. Bu eleştiri Akhilleus’un ağzından şöyle dile gelir.

“Ey doymak bilmez adam… Seni gidi edepsiz, çıkarına düşkün yürek… Seni şarap fıçısı, seni it gölü, seni geyik yürekli… Halkını kemiren bir kralsın sen.” (İl. I, 122, vd.).

Ama yiğidin sözlerinde daha da şaşırtıcıdır Thersites’in, halktan bir adamın kralı kınaması (Thersites). Bu eleştiri yalnız kral değil, feodal Akha düzeninin tümünü kapsamaktadır (İl. II, 225 vd.).
Gene mi bir isteğin var, Atreus oğlu?Barakaların tunçla, kadınla dolu.Bir şehri alır almaz biz Akha’laronları sana verdiydik ilk peşin.Bir de altın mı istiyor canın şimdi?Tutup getirelim Troya’lılardan birini,gelsin babası kurtulmalık versin sana,altınla versin sana öyle mi?Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa, düşüp kalkmaya,Bütün gözlerden uzakta, kapatmaya kendine?Başbuğusun, yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen.Size diyorum Akha oğulları, hey,Akha oğulları denmez size artık,Akha kadınları demeli,sizi aşağılık herifler sizi,Hadi yurda dönelim gemilerimizle,tek başına bırakalım Troya’da onu,otursun onur payının üstüne.Yardım etmeyelim de görsün sonunu,Saygısızlık etti Akhilleus’a, en üstün yiğidimize,aldı onur payını yoksun bıraktı onu.Akhilleus’un içinde büyük bir kin yok gene de,hem gevşek davranmasaydı sana, Atreus oğlu, bu senin son küfrün olurdu ona.

Bu sorunu Akha ordusunun nasıl çözümlediği de ilginçtir. Athena’nın verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp söyle yatıştırır herkesi (İl. II, 193 vd.):
…bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne?Akha oğullarını yokluyor şimdi o,ama ezecek yakında başlarını…Öfkelenip de Akha’lara yıkım getirmesin sakın,Zeus’un beslediği kralların amansızdır öfkesi… daha güçlüdür onlar senden.Sense savaştan anlamaz korkağın birisin.Ne kurultayda geçer sözün, ne savaşta geçer.Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki.Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz, bir tek baş olmalı, bir tek kral.Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkilerisize krallık etsin diye verdi Agamemnon’a!

Agamemnon gene de bir zorba olarak gösterilmez İlyada’da, aslında talihsiz bir adamdır: Akhilleus’u kırdığına bin pişman olur, barışmak için ödün vermeye hazırdır. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra, bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl.XIX, 85 vd.). her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon’un: Aulis’te avlanırken Artemis’i kızdırması, bu yüzden kızı İphigeneia’yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). Karısının ve onun aşığı olan kendi amcaoğlunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik, yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimstra, Aigisthos).

İlyada onun kahramanlıklarını ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur, ama Agamemnon burada da tam başarılı değildir, ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir, ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. Onun kişiliğinde Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini ortaya sermek istemişlerdir sanki.

Roma Mitolojisindeki Yabancı Tanrılar

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 28-11-2008

Etiketler : , , , , , , , ,

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Roma devleti etrafındaki bölgeleri fethettikçe komşu kültür ve toplulukların yerel tanrıları da Roma mitolojisine giriş yapmıştır. Romalılar geleneksel olarak yeni fethedilen yerlerin tanrılarına da kendi özgün tanrıları ile bir tutmuş aynı saygı ve onuru bahşetmişlerdir. Birçok seferde yeni fethedilen bölgenin tanrılarının da Roma’da yeni tapınaklarda yer almaları için davette bulunulmuştur. Bu nedenle Roma’ya özgü olmayan birçok farklı kült, tanrı ve tanrıça Roma mitolojisine giriş yapmış kimi zaman bu yeni tanrı ve tanrıçalar hali hazırda Roma mitolojisinde var olan belirli tanrı ve tanrıçalarla özdeşleştirilmiştir.

Özgün Roma ve İtalik Tanrılar

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 28-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Reski rahiplik, roma ayinsel ibadet ve uygulamalarını iki tanrı sınıfına ayırmaktadır: di indigetes ve de novensides veya novensiles. İndigetes Roma devletinin, şehrinin, özgün tanrılarıydılar ve böyle yaklaşık 30 tanrıya adanmış özel bayramlar (festivaller) mevcuttu. Novensides ise kültleri tarihi süreçte daha sonraları şehre gelmiş tanrılardır ki bunların ortaya çıkışları genellikle belirli bir kriz veya ihtiyacın doğduğu bilinen, belirli tarihlerdir.

Erken Roma tanrılarına, di indigetes`e, ilaveten çeşitli etkinlik ve eylemlerde çağırılan özelleşmiş veya uzmanlaşmış küçük tanrılar da mevcuttu. Bu tür eylemlere ayinsel bir boyut kazandırılmıştı, örneğin ekini ekerken belli bir tanrı ismiyle çağırılır, hasat ederkense bir başkası çağırıldı. Aslında bu yoğun ayin kültürünün ve küçük tanrı anlayışının temelinde politeizmden çok bir tür polidemonizm yatmaktaydı; zira bu küçük tanrıların güçleri ancak uzmanlaştıkları/özelleştikleri eyleme yetmekteydi, diğer eylemlerde herhangi bir güçleri bulunmuyor ve bu nedenle de tanrıdan çok bir tür ilahi ruh kavramına yakındılar.

İlk panteonun başında Jüpiter, Mars ve Quirinus üçlemesi (ki bu üçünün rahipleri veya flamenleri en yüksek dereceye sahiptiler) ile Janus ve Vesta bulunmaktaydı. Erken dönemde bu tanrıların pek bir kişilikleri (veya şahsi özellikleri) yoktu ve kişisel tarihlerinde evlilik ve soy ağaçları bulunmuyordu.

Roma Tarihi Hakkında Erken Dönem Mitolojisi

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 28-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , ,

Tanrılar hakkında bir anlatı geleneği olmasa da Romalıların kentlerinin (Roma’nın) bulunuşu, kuruluşu ve ilk dönemleri hakkında çok zengin ve yarı-tarihi yarı-efsanevi anlatı kültürleri mevcuttu. İlk krallar, Romulus ve Numa gibi, tamamen mitik bir doğaya sahipti ve bu tür efsanevi öğeler Cumhuriyetin ilk dönemlerine kadar uzanabilmekteydi.

Bugün, Aeneid ve Livy’nin ilk bir-iki kitabı bu insan mitolojisinin en önemli kaynaklarını oluşturmaktadır.

Erken Dönem Mitolojisinde Tanrılar

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 28-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Romalı tanrı anlayışı, erken dönemde, Yunandakinden çok farklı bir biçimdeydi. Örneğin, eğer bir Yunana Demeter’i soracak olsaydınız, büyük ihtimalle, ünlü mitten yani, Hades’in Persephone’yi kaçırışı üzerine Demeter’in yaşadığı acılardan bahsedecektir. Fakat bir Romalıya Ceres hakkında sorarsanız size onun resmi bir rahibinin, flameninin, olduğunu bu rahibin Jüpiter, Mars ve Quirinus’un flamenlerine karşı ast, ama Flora ve Pomona’nın flamenlerine karşı üst olduğunu belirtecektir. Ayrıca onun diğer ziraat tanrıları Liber ve Libera ile birlikte bir üçlü oluşturduğunu da belirtebilir; ve hatta, ona bağlı olan belirli görevleri olan daha ast tanrıları sıralayabilir: Sarritor (yabani otları temizleme), Messor (hasat yapmak), İnsitor (tohum ekmek) vb.

Bu örnekten de anlaşılabileceği gibi, arkaik Roma mitolojisi, en azından tanrılar ve tanrı anlayışı açısından, anlatılardan değil de tanrılar arasında ve tanrılar ile insanlar arasında yer alan kenetlenmiş ve kompleks bir ilişkiler ağından oluşmaktaydı.

Erken Romalıların özgün dini, daha sonraları birçok farklı ve çelişen inancın eklenmesi ve özellikle de Yunan mitolojisinin büyük bir kısmının asimile edilmesiyle, çok farklı bir hal ve yapıya dönüşmüş, farklılaşmıştır.

Erken Roma Mitinin Doğası

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 28-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , ,

Arkaik Romalıların bir mite sahip olmadıkları söylenebilir. Bununla kastedilen, sonraki dönemde şairlerinin Yunan mitolojisinden esinlenmesine karaki dönemde, Romalıların tanrıların kökenine dair, Yunandaki Titanomaki veya Zeus’un Hera tarafından baştan çıkartılması gibi, bir mit anlayışının veya sıralı bir anlatının bulunmamasıdır.

Romalıların bu erken dönemde sahip oldukları dini yapı iki ana nokta ile tanımlanabilir:

1. Çok gelişmiş bir ayin sistemi, ruhban okulları ve ilgi tanrı “küme”leri;
2. Kentin (Roma kentinin) bulunuşu ve kuruluşuna dair çok zengin bir tarihi mitler yapısı ki bu yapı fani insanlar ile birlikte çoğu ilahi müdahaleyi de içerir.