Yunan Mitolojisinde Su ve Yeraltı Tanrıları

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 22-02-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Su ve Yeraltı Tanrıları

Su ya da tanrıları geniş bir topluluk oluştururlar. Onların başında denizlerin ve dingin suların efendisi vardır. (’i Akdeniz, dingin suları da Karadeniz karşılar.) Deniz tanrılarından biri de Okeanos’tur. Evreni çevreleyen “Okeanos” ırmağının efendisi olan Okeanos dişi titanlardan Tethys’in kocasıdır. Karıkocanın Okeanis denilen birçok kızı vardır. Bu deniz perileri ırmakları ve kaynakları simgeleştirirler. En çok bilinen Styks, Kallirroe ve Arethusa’dır. Su tanrılarından Pontos, Gaia’nın oğludur, adı “deniz uçurumu” anlamına gelir. Büyük oğlu , ’le evlidir. ’un kızları Nareis’ler sayıları otuzla elli arasında düşünülen deniz perileridir. Başlıcaları , Amphitrite, Galateia’dır. Amphitrite, Poseidon’la evlidir. Triton, Amphitrite’yle Poseidon’un oğludur, bazen korkunç bazen iyilikçi bir olarak gösterilmiştir. Geleceği bildirir, büyük bir deniz salyangozu kabuğuyla her yerden duyulacak biçimde ses çıkarır. ’le dövüşmüş, ’a şarabın etkisiyle yenilmiştir. Poseidon’la Amphitrite’nin canavar sürülerine bakar. Geleceği okumak ve istediği biçime girmek yeteneğini Poseidon’dan almıştır. Yer altı tanrılarına gelince, onların başı ’un kardeşi ’tir. Yeraltında ayrıca intikam tanrıçaları Erinya’lar vardır. Bunlar ahlak kurallarını korurlar, bu kurallara karşı gelenleri cezalandırırlar. Bu acımasız ama dürüst tanrıçalar ile Nyks ‘in kızlarıdır. Korkunç canavarlar biçiminde tanıtlanmışlardır. Aile düzenini korurlar, aile düzeyinde cinayetlerle ilgilenirler. Uyku tanrısı , Erebos’la Nyks’in oğlu ’un (Ölüm) ikiz kardeşidir. Yeraltında yaşar, oradan insanlara uyku ve düş gönderir.

DÜŞÜNCE TARİHİ
Afşar
Bulut Yayınları
3. Basım, 2000

Sf. 155-179

Frigler’in doğa tanrısı PAN

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 09-01-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

’in doğa tanrısı PAN. Doğayı korumak için ülkesinde dolaşırken güzeller güzeli orman perisi Syrinks’le karşılaşır. Ona aşık olur, diler döker ama nafile, orman perisi kendini !e adamıştır. ( ve rahibeleri sonsuza kadar bakire kalmaya ant içmişlerdi) Pan’dan kurtuluş olmadığını anlayınca kaçar, Pan onu kovalar ve bir pınarın kenarında tam onu yakalayıp sarılmak isteyince, Syrinks, kardeşleri su perilerine yalvarıp yardım ister.
Su perileri Syrinks’i saza çevirirler, Pan’ın kolları bir demet saza sarılır. Pan üzüntü içinde derin bir of çeker. Birden ortalığı hüzünlü ve tatlı bir melodi kaplar. Pan anlar ki bu ses sazlardan çıkmıştır. Bari bu şekilde benim ol der. Değişik boylarda yedi saz keser, bunları balmumuyla yan yana yapıştırarak Syrinks adını verdiği aletini icat eder. Bu aletine günümüzde panflüt diyoruz.

Tanrı Pan-YA ?

’in , Bakkhalar Tragedyasından;

şöyle der Bakkha’lara: “.. Alın ’dan getirdiğimiz davulları, anamız Rhea ve benim için icat edilmiş davulları…”
( Rhea, Ana Tanrıçadır)

Tanrılar Tablosunda Olan Değişim

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 09-01-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

tanrıları biçiminde olmakla ve insana özgü yetkinliklerin ve hatta eksikliklerin en abartılmış biçimleriyle donatılmış bulunmakla birer azmanı gibidirler. Yaşamları yaşamını, insanın toplumsal, ailevi, bireysel yaşamını andırır ya da yansıtır. Mısır’da olduğu gibi burada da her bir kentin koruyucusudur: ’yı, ’u korur. Dinsel yaşam toplumsal yaşama sıkı sıkıya bağlıdır: tanrılara saygı göstermeyenler topluma karşı suç işlemiş olurlar. Çok karmaşık tablosu başlangıçta yalındı, yeni ögeler kazanarak gelişti. Bu gelişimde Yunanlıların başka ülkelerle ilişkilerine girmesi de belirleyici olmuştur. zamanında tanılar tablosu iki kişilikti, ’un yanında ’nın ilk biçimi olsa da ’yı andırmayan bir yer alıyordu. Zeus çok baba olarak, ışıklı göklerin tanrısı olarak, da ve ana olarak düşünülüyordu. Zamanla pekçok değişiklik oldu. Yunan toplumu bir erkekler toplumuydu, bu durum seviciliğin ve oğlancılığın yayılmasını getirdi ve tanrılar düzeninin yapısını da etkiledi. ’da dor egemenliği geliştikçe tanrıçalar önemlerini yitirmeye başladılar. Eski Yunanlılar iyi tanrıçaların tümünü Giritlilerden almışlardı. Bu iyi tanrıçaların başında gelir. Bazı tanrıçalar da Mikenai kaynaklıdır, Hera, Athena, Artemis bunlardandır. Bazı tanrıçalar daha yenidir: Akalar zamanında, yalnız yaşayan de, “bekar” tanrı da yoktur.

Theseus ve Minotauros hakkında bilgiler

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 09-01-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

’te o zamanlar ile ’un oğlu güçlü hüküm sürüyordu. gücünü kanıtlamak için bir gün ’dan, ona kurban edeceği bir boğayı denizden çıkartıp vermesini ister. öyle görünüyordu ki, bi türlü onu kurban etmeye kıyamaz; boğayı saklar ve poseidon’a başka bir boğa kurban eder. poseidon’un intikamı acı olur. kendi boğasını huysuz kılar ve ’un karısı psiphae’de de bu boğaya karşı, doğaya ters, bir aşk uyandırır. bunların birleşmesinden boğa başlı doğar. daidalos içinden hiç kimsenin çıkmayacağı labyrinthos’u inşa eder. eti ile beslenen buraya kapatılır.

sonrasına gelince, atinalılara karşı bir kazanmış olan minos onlara, haraç olarak, her yıl canavarın yemi için yedi genç erkek, yedi genç kız göndermelerini kabul ettirir. , minotauros’u öldürmeyi kararlaştırarak girit’e hareket edecek gemide yer alır. küçük orada, labyrinthos’un içine tıkılmadan önce halkın önünden geçirilir. kralın kızlarından bu sırada ’u görür görmez aşık olur.

ariane, theseus’tan, girit’i terk ederken kendisini de götüreceğine ve kendisiyle evleneceğine dair söz alır. labyrinthos’ta , minotauros’u uykuda bulur. onu kıpırdayamaz halde toprağa bastırarak tek silahı olan yumrukları ile tepeler…

ve theseus, ariane ‘yi almadan girit’ten kaçar..

Yunan Mitolojisinde Titanlar

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 08-01-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , ,

’lar

oluşmuş varlıklardır, doğal olarak oluşumlarının bir tarihi vardır. Bu tarih içinde Titan’lar yaratıcı güçle arasında bir geçiş yeri oluştururlar. Titanlar eski tanrılardır, iri ve güçlü varlıklardır. Önceleri onlar egemendiler. En önemlileri ’tu. Oğlu yönetimi ele alana kadar tüm tanrıların başında o bulundu. ya da evreni çevreleyen ırmak; karısı Tethys; güneşin ve ayın babası Hypeiron; belleği simgeleyen Mnemosyne adaleti simgeleyen ; dikkati simgeleyen İapetos; dünyayı omuzlarında tutan Atlas; türünün kurtarıcısı başlıca titanlardır. Bunlar yönetimin Zeus’a geçişiyle silinip gitmediler, ikincil bir yer tutarak varlıklarını sürdürdüler. Belki de gittikçe karmaşıklaşan, yönetilmesi gittikçe zor olan bir dünyada onların birincil bir yer tutması olanaksızdı. Titanlar arasında sonradan en çok önemsenmiştir. tanrılılardan tiksiniyordu. Bilinç simgesi olan ateşi tanrılardan çalıp insana armağan etmiş, insana insanlığını kazandırmıştı. Bunu yaparken Zeus’la kötü olmayı bile göze almıştı. “ insanlık tarihinin ilk azizi, ilk kahramanıdır” der Marx. Zeus elbette tanrılığın insana geçmesini hoş karşılamayacaktı. ’u bir dağın tepesinde zincire vurdular. Bir onun karaciğerini durmadan yiyordu, ne var ki karaciğer tükenmek bilmiyordu. Prometheus’u bu sonsuz acıdan kurtaran oldu. Güçlülüğün simgesi Herakles kartalı öldürdü ve Prometheus’un sonsuz cezasına son verdi.

Yunan Mitolojisinde Misterler

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Eski ’ın dinsel etkinlikleri arasında misterleri de saymak gerekir. Misterler tanrısal güçlerle ilişkiye girme törenleriydi. Bu törenleri dinsel gize ulaşmış olduğuna inanılan ayrıcalı kişiler yönetirdi, törene katılan kişiler de gize katılan kişilerdi. Misterlerin en ünlüsü ya da Lepsina misterleriydi. ’te bir tapınağı vardı, bu tapınak inançlılardan büyük saygı görüyordu. ’e tapınma tüm ’da yaygındı. Bu saygı giderek ’çuluğun da etkisiyle bir dinsel devinime dönüştü, böylece misterleri ortaya çıktı. Dine giriş ya da gizlerine katılma törenleri (misterion’lar) ve arınma ayinleri belli zamanlarda yapılırdı. Mağaralarda okunan dualar ve Demeter’le ilgili temsiller bu en önemli gerekleri arasındadır. Temsiller arasında en belirleyici olanı Zeus’la Demeter’in birleşmesini gösteren temsildi. Bu yolda misterleri Eskiçağ’da tiyatronun gelişmesi yönünde çok önemli katkılarda bulunmuştur. Trajedinin gelişimi de bu çerçevede olmuştur. Tarihsel açıdan trajedinin temeli din,tiyatronun temeli de trajedidir. Tüm dünyasında yaygın olan bu şenlikler gerçekte basit kır eğlenceleriydi, bir bakıma da içki ve aşk alemleriydi. Şenliklerin en kişileri şairler ve oyunculardı. İlkyazdaki büyük şenliklerinde törenlerle geçen ilk iki günden sonra etkinlikleri başlardı. En başta gösterileri ve dithyrambos (dinsel şarkı) yarışmaları yapılırdı. Dithyrambos okuyan korolar Satyros’ları temsil ederdi. M.Ö. VI. yüzyılda koronun karşısına koyulan oyuncuyla belirmiş oldu. Sonra bu ikiye üçe çıktı. Böylece tartışmalı, konuşmalı, çekişmeli, bir karşılıklı ilişkiler ağı örülmeye başladı.

Yunan Mitolojisinde Toplu Oyunlar

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , ,

’da yarışma niteliğindeki toplu oyunların da dinsel bir anlamı vardı. bu oyunların başlıcası Olimpiyat oyunlarıdır. Adını Olypos’tan alan ve ilk olarak tarafından düzenlenmiş olduğuna inanılan bu beş yılda bir, dönencesinden önceki yeni ayın çıkışında başlatılırdı. İlki M.Ö. 776’da gerçekleştirilmiş olan Olimpiyat oyunlarına her özgür Yunanlı katılabilirdi. Bu bir hafta sürerdi ve dinsel törenlerle sona ererdi. Koşuda, güreşte, yumruk döğüşünde, disk atmada üstün gelenler zeytin dalından taçlarla ödüllendirilirlerdi. Bu kişilere kentlerinde büyük saygı gösterilirdi. Olimpiyat V. Yüzyıldan sonra kentler arasındaki düşmanlıkların ileri ölçülere varmasıyla tavsadı. Dinsellik eski toplumunda spordan kadar her alanda etkindi. İnancın gelişimi zamanla tarikatları oluşturdu. Bu tarikatların başında tarikatı gelirdi. , geleneğe göre, şiiriyle hayvanları bile büyüleyen güçlü bir şairdi. Onu ’un oğlu sayanlar vardı. karısı Eurydike’nin ölümü üzerine cehenneme gidip karısını istedi. buna razı oldu. Ancak ’un dönüş yolunda geriye bakmaması gerekiyordu. bu yasağı unutunca karısını bir daha ve hiç görmemek üzere yitirdi. Daha sonra da dünyadan ayrıldı. Nasıl öldüğü üzerine değişik yorumlar yapılmıştır. ’çuluk VI. yüzyılda gelişti ve tüm yunan kentlerine yayıldı. Yunanistan’da uygarlığın gelişmesi ve ona bağlı olarak yaşamın karmaşıklaşması din duygusunun öne çıkmasını, giderek gerçeküstünün gerçeğe baskın duruma gelmesini getirdi. Bu dönüşüm elbette tektanrıcılığa geçişi duyurur.