<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mitoloji &#187; kral</title>
	<atom:link href="http://www.mitoloji.org/etiket/kral/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mitoloji.org</link>
	<description>Mitoloji nedir ?</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2009 16:12:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yunan Mitolojisinde Tufan</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/yunan-mitolojisinde-tufan.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/yunan-mitolojisinde-tufan.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 16:09:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Deukalion]]></category>
		<category><![CDATA[epimetheus]]></category>
		<category><![CDATA[hephaistos]]></category>
		<category><![CDATA[hermes]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[prometheus]]></category>
		<category><![CDATA[seytan]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıçalar]]></category>
		<category><![CDATA[tanrılar]]></category>
		<category><![CDATA[titan]]></category>
		<category><![CDATA[Titanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=626</guid>
		<description><![CDATA[ Pandora’nın yaratılması ve yeryüzüne gönderilmesinden sonra, insan soyu çoğalmaya başlar. Beraberinde kötülüklerde çoğalır. İnsanlar tanrılara yüz çevirirler. Zeus, insan ırkını suyla yok etmeye karar verir. Islak kanatlı yelleri sarar ortaya, ırmaklar, dereler, hızla ağaçları, hayvanları, insanları, evleri sürükler. Denizler birbirine karışır. Sonunda tanrı sakinleşince bir kayıktaki kadınla erkeği fark eder; Prometheus’un oğlu Deukalion’nu ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;">[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]</p> <p>Pandora’nın yaratılması ve yeryüzüne gönderilmesinden sonra, insan soyu çoğalmaya başlar. Beraberinde kötülüklerde çoğalır. İnsanlar tanrılara yüz çevirirler. Zeus, insan ırkını suyla yok etmeye karar verir. Islak kanatlı yelleri sarar ortaya, ırmaklar, dereler, hızla ağaçları, hayvanları, insanları, evleri sürükler. Denizler birbirine karışır. Sonunda tanrı sakinleşince bir kayıktaki kadınla erkeği fark eder; Prometheus’un oğlu Deukalion’nu ve Epimetheus’la Pandoranın kızı Pyrrha’yı tanır. Onları Parnassos’a, su yüzeyinde görülen tek dağa yönlendirir. İkisi de, tanrılara şükrederler. Themis onlara, annelerinin kemiklerini alıp omuzlarının üzerinden atmalarını söyler. Deukalion, bu sözlerden anladığı; her şeyin anası olan yerin kemiklerinden, taşların kastedildiğini anlar. Deukalionun attığı taşlardan erkekler Pyrrha’nın attıklarından kadınlar türer.</p>
<p>* * *</p>
<p>Olympos tanrılarının kuvvet ve kudretine karşılık Prometheus’da kurnazlık ve zeka vardı. Titanların meşhur isyanları sırasında tarafsızlığını muhafaza etmiş ve baş kaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus’un gözüne girmeyi başardı. Zeus onu Olympos’a ölmezler arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kalbinde kin besliyordu. Bu nedenle Tanrıları inkar edecek, hiçe sayacak, işleyeceği kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluku insanı yaratarak dedelerinin öcünü almayı planladı.</p>
<p>Prometheus’un ilk insanı su ile değil kendi gözyaşı ile yoğurduğu balçıktan yarattığı söylenir. İnsan belki de bu yüzden tabiatın en aciz mahlukuydu, kendisini koruyacak hiçbir şeyi yoktu. Fil gibi kuvvetli hortumu, aslan gibi pençesi, kuş gibi kanadı, at gibi koşacak bacakları yoktu. Daha doğuştan ıstırap ve üzüntüler yakasına yapışıyordu. İlk insanlar çiğ meyveler ve kanlı etlerle besleniyordu, güneşsiz oyuklarda barınıyor, sürünerek girdiği mağaralarda geceyi geçiriyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan Prometheus onları vahşi hayvanlardan korumak ve toprağı sürmeye yarayacak aletler elde etmek için madenleri işlemeyi öğretmek ve ateşi vermeyi düşündü.</p>
<p>İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kaplı olan Ferule’den (Şeytantersi Ağacı) bir dal aldı ve Lemnos Adasına gitti. Hephaistos’un (Ateş Tanrısı) alevler saçan ocağından kızgın bir kıvılcım çaldı. Elindeki sopanın özünün içine sakladı, kendisi de bir siyah bir de beyaz atın arasında tutunarak görünmeden kaçmayı başardı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara götürdü. Derler ki o günden sonra ateş (akıl) beyaz ve siyahın enerjisini almıştır, onunla aydınlık da yaratılır karanlık da.</p>
<p>O günden sonra insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. Yiyecekleri pişiriyor, soğuk havalarda ısınıyor, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak aydınlanıyorlardı. Zamanla zavallılıklarını unutarak, kendilerini tanrılarla eşit görmeye başladılar. Zeus bunların olacağını bildiğinden insanlığı kutsal ateşten mahrum bırakmıştı. Kendi haberi olmadan ateşi çalan ve insanları şımartan Prometheus’a çok kızdı ve onu Kafkas Dağlarının en yalçın tepesine gönderdi. Hephaistos’u (Yanardağların, ateşin, sanayinin tanrısı/ Aphrodite’in eşi) çağırarak bu saygısız Titan’ı bir kayaya çaktırdı. İlahi demirci istemeyerek de olsa Zeus’a boyun eğdi.</p>
<p>- Ey Prometheus dedi. Bu çekiçleri ve bu zincirleri görüyor musun? Bunlar senin bahtsızlığını ve benim sonsuz üzüntümü hazırlayacaklar. Seni bu vahşi kayaya çivileyeceğim.Artık sen buradan hiç insan sesi işitmeyeceksin, teselli ve acımak sana yüzünü göstermeyecek, güneşin kızgın ışınlarıyla kuruyarak vücut çiçeğin solacak. Çok sonra gece yıldızlı mantosunun altında geldiğinde sen kalbinde bitmez acılar bulunan bir keder nöbetçisi, bu korkunç yerde, hiç dinlenmeden, uyku nedir bilmeden, dizlerini bükmeden yalnız başına kalacaksın. İniltilerini insafsız kayalardan başka duyan olmayacak. Boş yere feryat edeceksin.</p>
<p>Bunları söyleyen Hephaistos bahtsız Prometheus’un ayaklarına, kollarına kırılmaz zinciri geçirdi, sağlam kayaya çaktı. Bununla da bitmedi. Her sabah kocaman bir kartal geliyor ve süzülüp Prometheus’un ciğerlerini yiyordu. Sivri tırnaklarını göğsüne batırıyor, ciğerini didikliyordu. Akşama kadar onun yediği ciğer, gece sabaha kadar tekrar eski haline geliyor ve işkence aynen devam ediyordu. Bu işkence 30 sene sürdü, sonra Zeus onu affetti ve ölmezler arasına aldı.</p>
<p>Başka bir mite göre de Prometheus heykel yapmasını bilen bir Titan’dı. sadece bir insan değil birçok adamlar yapmış ve onlara can vermişti. Atölyesinde kollar, bacaklar, gövdeler, kafalar, kalpler yapıp, birbirine ekleyerek tamamladığı heykelleri raflara diziyordu. O sırada Dionysos (Şarap Tanrısı) atölyeye geldi, çok çalıştın yoruldun, biraz dinlenip içelim dedi. Prometheus atölyesine döndüğünde sarhoştu. Bu yüzden bazı hatalar yaptı, küçük bir gövdeye koca bir baş, iri bir gövdeye ait olan kolları küçük bir gövdeye taktı. Derler ki hayatta koca başların, uzun bacakların, düzensiz vücutların sebebi de Prometheus’un sarhoş anlarıdır.</p>
<p>Yunanlılara göre Prometheus sadece erkekleri yaratmıştı. Kadın o devirde mevcut değildi. İnsanların ömürleri güzel geçiyor, neşe içinde yaşıyor, huzur içinde ölüyorlardı. Ne zamanki ateşi elde ettiler, gururlanıp Tanrılığa soyundular. Madenleri eritip silahlar yaptılar, birbirlerini boğazladılar, Prometheus’un verdiği seytani zekayla erdemlerini kaybedip, kabalaştılar, bütün iyi huyları kalplerinden kovdular. Manevi bir sefalete düştüler. Eğer Prometheus aklın sembolü olan ilahi ateşi Tanrılardan çalıp insanlara vermeseydi, bu mahluk bu kadar sefil olmayacaktı.(Belki akla ikna olup aşkı üzenler Tarkan’ın şarkısındaki gibi o zaman da akıl değil huzur istemeliydiler kim bilir!) Prometheus’un kurnazlıkla çaldığı akıl onları şımartınca Zeus yalnız erkeklerden ibaret olan bu yüzsüz ve terbiyesiz mahlukların başına bela olarak kadını gönderdi. Zeus usta bir Tanrı olan Hephaistos’u çağırdı ve ona kadını yaratmasını emretti. Hephaistos balçığı su ile yoğurdu ve eşi Aphrodite’i model alarak ilk bakirenin vücudunu yaptı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine Prometheus’un çaldığı ateşten bir kıvılcım koydu. Bütün tanrı ve tanrıçalar ona bir şeyler armağan etti ve ona Pandora (bütün armağan) ismini verdiler. Aphrodite güzellik, Hermes hıyanet ve aldatıcı sözler, Zeus da esrarlı bir kutu armağan etti ve ona bu kutuyu asla açmamasını söyledi. Zeus Pandora’yı Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a hediye olarak gönderdi. Her ne kadar Prometheus kardeşine Zeus’tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etmemesini söylediyse de Pandora’nın güzelliğine hayran olan Epimetheus onu alıp insanların arasına götürdü. Pandora dünyaya gelir gelmez sabırsızlık ve merakla “Acaba kutunun içinde ne var?” diyerek kapağını açtı. Kutunun içinden hastalık, keder, yalan, riya, şehvet, insanların felaketini hazırlayan ne varsa fırlayıp kuşlar gibi uçuşarak dünyaya yayıldı. Pandora hatasını anlayıp kutuyu kapattı ama geç kalmıştı, bu arada insanları yaşatacak, teselli edecek “ümit” de kutunun içinde kapalı kaldı. Zeus ilk kadınla birlikte tüm fenalık ve ıstırapları da dünyaya göndermişti.</p>
<p>Buna rağmen Zeus’un kini sönmedi. Bir tufan çıkararak insanları boğarak öldürmek istedi. Fakat kurnaz Prometheus bir kayık yaparak kendi oğlu olan 1 erkek (Deukalion/ dindar insan) ve 1 dişiyi (Sofi /dişil enerji, insanlığın ulaşabileceği son nokta, 7.mertebe/Zeus’un Meliades perilerinden olma kızı olduğu söyleniyor.) bu kayıkta saklayıp tufandan kurtardı. Derler ki tufandan kurtulan Deukalion Zeus’a bir kurban kesmiş, o da kendisine yalvaran bu dindarı ve eşi olan öz kızını affetmiş ve ilk adağını yerine getireceğini söylemiştir. Deukalion insanlığın tekrar yaratılmasını istedi. Zeus Themis’i (adalet tanrıçası) çağırdı. Themis “başınıza birer örtü sarınız, kemerlerinizi çözünüz ve yerden aldığınız taşları arkanıza atınız” dedi. Deukalion’un attığı taşlar erkeklere, Sofi’nin attıkları ise kadınlara dönüştü. Onlar 2. defa taştan yaratıldıklarından her şeye katlandılar. İşte Prometheus ve insanlığın masalı…</p>
<p>Masallar ,<br />
Evrensel ve sonsuz, yersiz yurtsuz ve<br />
Sahiplenilemeyen,<br />
İnandığınız sürece olan…<br />
En cesur, en ümitli zamanlarımız değil miydi<br />
Çocukluğumuz?<br />
Unuttuk, uzaklaştık,<br />
Büyüdük!<br />
Oysa hep yanımızda değil mi?<br />
Periler, cadılar, kurnaz tilkiler, hain kurtlar,<br />
Şaşkın kargalar, haramiler, krallar, kraliçeler,<br />
Prensler,prensesler…<br />
Herkesin her şeyin masalı yok mu?<br />
Birinin masalıdır belki aslolan yaşam da!<br />
Biz de o masalın kahramanları…<br />
Ancak masallara inananların bildiği gibi,<br />
Tüm masalların ortak yönü sonucudur! </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/yunan-mitolojisinde-tufan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Theseus ve Minotauros hakkında bilgiler</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/theseus-ve-minotauros-hakkinda-bilgiler.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/theseus-ve-minotauros-hakkinda-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 12:33:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[ariane]]></category>
		<category><![CDATA[canavar]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Europa]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[girit]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kafile]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[labyrinthos]]></category>
		<category><![CDATA[minos]]></category>
		<category><![CDATA[minotauros]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[poseidon]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[theseus]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=602</guid>
		<description><![CDATA[[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code] Girit&#8217;te o zamanlar europa ile zeus&#8217;un oğlu güçlü kral minos hüküm sürüyordu. gücünü kanıtlamak için bir gün poseidon&#8217;dan, ona kurban edeceği bir boğayı denizden çıkartıp vermesini ister. hayvan öyle güzel görünüyordu ki, minos bi türlü onu kurban etmeye kıyamaz; boğayı saklar ve poseidon&#8217;a başka bir boğa kurban eder. poseidon&#8217;un intikamı acı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Girit&#8217;te o zamanlar europa ile zeus&#8217;un oğlu güçlü kral minos hüküm sürüyordu. gücünü kanıtlamak için bir gün poseidon&#8217;dan, ona kurban edeceği bir boğayı denizden çıkartıp vermesini ister. hayvan öyle güzel görünüyordu ki, minos bi türlü onu kurban etmeye kıyamaz; boğayı saklar ve poseidon&#8217;a başka bir boğa kurban eder. poseidon&#8217;un intikamı acı olur. kendi boğasını huysuz kılar ve minos&#8217;un karısı psiphae&#8217;de de bu boğaya karşı, doğaya ters, bir aşk uyandırır. bunların birleşmesinden boğa başlı canavar minotauros doğar. daidalos içinden hiç kimsenin çıkmayacağı labyrinthos&#8217;u inşa eder. insan eti ile beslenen minotauros buraya kapatılır.</p>
<p>sonrasına gelince, atinalılara karşı bir savaş kazanmış olan minos onlara, haraç olarak, her yıl canavarın yemi için yedi genç erkek, yedi genç kız göndermelerini kabul ettirir. theseus, minotauros&#8217;u öldürmeyi kararlaştırarak girit&#8217;e hareket edecek gemide yer alır. küçük kafile orada, labyrinthos&#8217;un içine tıkılmadan önce halkın önünden geçirilir. kralın kızlarından ariane bu sırada theseus&#8217;u görür görmez aşık olur.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>ariane, theseus&#8217;tan, girit&#8217;i terk ederken kendisini de götüreceğine ve kendisiyle evleneceğine dair söz alır. labyrinthos&#8217;ta kahraman, minotauros&#8217;u uykuda bulur. onu kıpırdayamaz halde toprağa bastırarak tek silahı olan yumrukları ile tepeler&#8230;</p>
<p>ve theseus, ariane &#8216;yi almadan girit&#8217;ten kaçar.. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/theseus-ve-minotauros-hakkinda-bilgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Baş Tanrı Zeus’un Çapkınlıkları</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/bas-tanri-zeus%e2%80%99un-capkinliklari.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/bas-tanri-zeus%e2%80%99un-capkinliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 10:19:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[aristokrat]]></category>
		<category><![CDATA[Bat]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[egemen]]></category>
		<category><![CDATA[elit]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Europa]]></category>
		<category><![CDATA[ganymedes]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile]]></category>
		<category><![CDATA[ikizlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[Leda]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Olympos]]></category>
		<category><![CDATA[Platon]]></category>
		<category><![CDATA[sparta]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=560</guid>
		<description><![CDATA[Baş tanrı Zeus çapkınlıklarıyla ünlü bir tanrıdır. Ölümlü-ölümsüz, eşcinsellik gibi tüm ilişkilere açık bir kimlik sergiler. Ölümlü ve ölümsüz kadınlarla girmiş olduğu ilişkileri, erkek egemen toplumdaki çapkın erkek kimliğini meşrulaştırmaktadır. Bu öykülerinden birinde kral eşi Leda ile birleşerek (kuğu şekline girer) Leda’nın hamile kalmasına sebep olmuştur. Aynı gece kocasıyla da birlikte olan Leda, ondan da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Baş tanrı Zeus çapkınlıklarıyla ünlü bir tanrıdır. Ölümlü-ölümsüz, eşcinsellik gibi tüm ilişkilere açık bir kimlik sergiler. Ölümlü ve ölümsüz kadınlarla girmiş olduğu ilişkileri, erkek egemen toplumdaki çapkın erkek kimliğini meşrulaştırmaktadır. Bu öykülerinden birinde kral eşi Leda ile birleşerek (kuğu şekline girer) Leda’nın hamile kalmasına sebep olmuştur. Aynı gece kocasıyla da birlikte olan Leda, ondan da hamile kalır. Leda burada, toplumda kocasını aldatan aristokrat kadınların durumunun bir sembolüdür. Bu ve diğer mitoslarla ilgili ayrıntılı bilgi için Azra Erhat&#8217;ın mitoloji sözlüğüne bakabilirsiniz. Bu mitostan yola çıkılırsa tek bir sonuca ulaşılır: O dönemde, tıbbi açıdan henüz ayrı ve aynı yumurta ikizlerinin oluşumlarının bilinmediği için ayrı yumurta ikizlerinin babalarının da ayrı olduğu sanılmaktaydı.<br />
Zeus’un seçmiş olduğu ölümlülerin elit sınıf dediğimiz aristokrat sınıftan oluşu bu tür ilişkilerin genellikle üst düzey sınıflarda törele edildiğini göstermektedir. Zeus’un diğer bir ilişkisi Europa mitosunda karşımıza çıkar. Bu mitosta önemli olan kızın adının bir kıtaya verilmiş olmasıdır. Ayrıca Zeus’un Europa’yı hamile bıraktıktan sonra Olympos’a dönüşü çapkın kocaların çapkınlıklarının ardından en kısa sürede eve döndüklerinin göstergesidir. Zeus’un en önemli mitoslarından biri Ganymedes mitosudur. Zeus, Ganymedes adındaki genç bir oğlana aşık olur ve onu Olympos&#8217;a kaçırır. Ganymedes&#8217;in bundan sonraki işlevi, Olympos&#8217;ta sakilik yapmaktır. Bu mitos toplumdaki eğitim sisteminin bir yansımasıdır. Birinci bin yıl başlarında tüm Yunanistan’daki eğitim sistemi Sparta eğitim sistemiydi. Bu sisteme göre sakat ve hastalıklı doğan tüm çocuklar öldürülüyordu. Sağlıklı olanlardan ise 0-7 yaş grubu arası ailelerinin yanında kalıyordu. Yedi yaşına gelen her erkek çocuk aileden ayrılıp askeri eğitim için 20 yaşına kadar kışlada eğitiliyordu. 20-40 yaş arası erkekler evlenebiliyorlar; ancak kışladan izinli olarak evlerine gidip dölün devamı için eşleriyle birlikte olup kışlaya dönüyorlardı. Kırk yaşını aşabilen erkek emekli sayılıyordu. Kışlaya alınan çocukların başına bir tür eğitmen ve gözetmen rolünde bir “ağabey” veriliyordu. Sonuç olarak ağabey ve çocuk arasındaki duygusal yakınlaşmalar devletin politikası olarak eşcinselliğe dönüşüyordu. Bu Eğitim sisteminin adına pederastik eğitim sistemi denir. Atina’da bu eğitim sistemi, İ.Ö. 8. yüzyıl sonu – İ.Ö. 7. yüzyıl başında uygulanmıştır. Ancak toplumun dejenere olduğu gerekçesiyle bu eğitim sistemi bırakılmışsa da toplumda özellikle de zengin erkekler arasında ve filozoflarda sürekli olarak devam etmiştir. Bir öğreti olarak Platon öğretisinde yer almış, daha sonra bu neoplatonistlerin bir öğretisi olarak devam etmiştir. Toplumdaki bu eşcinsellik giderek küçük oğlan çocuklarının kullanımına dönüşmüştür. Oğlancılık olarak adlandırılan bu sapkınlığa özellikle Batı Anadolu’dan kaçırılan küçük çocuklar alet edilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/bas-tanri-zeus%e2%80%99un-capkinliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apollon ve Hyakinthos&#8217;un Sümbül Oluşu</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/apollon-ve-hyakinthosun-sumbul-olusu.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/apollon-ve-hyakinthosun-sumbul-olusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 01:07:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[apollon]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ilkbahar]]></category>
		<category><![CDATA[keder]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüz]]></category>
		<category><![CDATA[Rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[ZEPH]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=554</guid>
		<description><![CDATA[Apollon ve Hyakinthos&#8217;un Sümbül Oluşu
APOLLON-HYAKİNTHOS MİTİ 
Kral Amyklos&#8217;un HYAKİNTOS adında güzel bir oğlu vardı. Çok yakışıklı bir delikanlı olduğundan ışık ve güzel sanatların tanrısı APOLLON onun güzelliğine hayran olmuş, ona candan bağlanmıştı. Samimiyetleri ve dostlukları çok ileri gittiğinden boş zamanlarını EUROTAS&#8217;ın çiçekli kıyılarında çimenler üstünde disk atmakla geçirirlerdi&#8230;Bir gün yine her zamanki gibi aynı yere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Apollon ve Hyakinthos&#8217;un Sümbül Oluşu</p>
<p>APOLLON-HYAKİNTHOS MİTİ </p>
<p>Kral Amyklos&#8217;un HYAKİNTOS adında güzel bir oğlu vardı. Çok yakışıklı bir delikanlı olduğundan ışık ve güzel sanatların tanrısı APOLLON onun güzelliğine hayran olmuş, ona candan bağlanmıştı. Samimiyetleri ve dostlukları çok ileri gittiğinden boş zamanlarını EUROTAS&#8217;ın çiçekli kıyılarında çimenler üstünde disk atmakla geçirirlerdi&#8230;Bir gün yine her zamanki gibi aynı yere gitmişler, akan derenin şırıltısını dinleyerek bu eğlenceli oyunla meşgul oluyorlardı. Fakat başı çelenklerle süslü kelebek kanatlı ve sarışın ZEPHİROS da Apollon gibi, güzel Hyakintos&#8217;a gönül vermişti. Onun Apollon&#8217;la sıkı fıkı görüşmesini çekemiyor, adeta kıskançlıktan kuduruyordu.Zephiros, gemicilerin en sevdiği rüzgar olduğu halde görevini yapmıyor hatta kederinin arttığı dönemlerde gemileri kayalara bile çarptırıyordu. İşte Hyakinthos&#8217;a hastalık derecesinde bağlanan Zephiros fırsattan yararlanarak, Apollon&#8217;un diski Hyakinthos&#8217;a attığı sırada bir hareketiyle diskin yolunu şaşırttı ve delikanlının kafasına çarptırdı. Zavallı Hyakinthos hemen yere yığıldı. Kafası patlamış, ağzından burnundan durmadan kan geliyordu.Bu felaket karşısında Apollon kalbinden vuruldu. Deli divane oldu.Apollon hemen sağlık tanrısı ASKLEPİOS&#8217;u çağırdı ve ona en etkili ilaçları koymasını söyledi. Fakat ne yazık ki ilaçlar işe yaramadı ve Hyakinthos can verdi.Kederinden ne yapacağını bilemeyen yaz mevsiminin kızgın tanrısı şöyle bağırdı:-Ey sevgili çocuk, ölüyorsun, senin taze ve güzel gençliğini ben kendi ellerimle yıktım, yok ettim. Madem ki ben seninle mezara, yer altına gelemiyorum, madem ki benim yerim göklerdedir, istiyorum ki seni kendim gibi bir ölümsüz yapayım. İstiyorum ki seni, neşeli ve kudretli olduğum zamanlarda görebileyim, ışıklarımla seni okşayayım, koklayayım. Onun için seni çiçek yapacağım. Sen yaşayacaksın. Ben dünyaya yaklaştığım ve ilkbahar kara kışı bozguna uğrattığı zaman sen topraktan baş kaldıracak fışkıracaksın&#8230;Apollon bu sözleri söyledikten sonra Hyakinthos&#8217;un kanının düştüğü yerden bizim SÜMBÜL dediğimiz çiçek fışkırır boy verir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/apollon-ve-hyakinthosun-sumbul-olusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aedon 3. (Yunan) Atina söylencesi</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/aedon-3-yunan-atina-soylencesi.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/aedon-3-yunan-atina-soylencesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 01:02:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Aedon]]></category>
		<category><![CDATA[apollo]]></category>
		<category><![CDATA[apollon]]></category>
		<category><![CDATA[aristophanes]]></category>
		<category><![CDATA[komedya]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüz]]></category>
		<category><![CDATA[sophokles]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tanrılar]]></category>
		<category><![CDATA[Tragedya]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=548</guid>
		<description><![CDATA[Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles’in yitik “Tereus” tragedyasında anlatıldığı gibi, Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion’un kızlarıdır. Prokne Thrakia (Trakya) kralı Tereus’la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatmasın diye dilini koparır. İki kız kardeş İtys’i kesip babasına yedirmekle öç alırlar. Tanrılar Prokne’yi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles’in yitik “Tereus” tragedyasında anlatıldığı gibi, Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion’un kızlarıdır. Prokne Thrakia (Trakya) kralı Tereus’la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatmasın diye dilini koparır. İki kız kardeş İtys’i kesip babasına yedirmekle öç alırlar. Tanrılar Prokne’yi bülbül, Philomela’yı kırlangıç (başka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur), Tereus’u da hüthüt kuşuna dönüştürürler. Aristophanes “Kuşlar” komedyasında bu dramı, Hüthüt’ün ağzından şöyle anlatır:</p>
<p>&#8220;Uyan garip bülbülüm, uyan,<br />
Çöz tanrısal dilini,<br />
Dök yüreğindeki acıları,<br />
Anlat o kutsal ağıtlarınla<br />
Oğlumuz İtys’in başına gelenleri,<br />
Kızıl boynundan su gibi aksın<br />
Oğlumuzun adını inleyen sesin,<br />
Sık fundalıklardan göklere yükselsin,<br />
Apollon, altın saçlı tanrı<br />
Duyup bu acı yankıları,<br />
Alsın fildişi çalgısını,<br />
Karşılık versin sana,<br />
Tanrı koroları kursun yukarda,<br />
Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler<br />
Karışsın sesine mutlu yüceliklerde.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/aedon-3-yunan-atina-soylencesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aphrodite &#8211; Adonis</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/aphrodite-adonis.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/aphrodite-adonis.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 08:35:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[adonis]]></category>
		<category><![CDATA[annesi]]></category>
		<category><![CDATA[aphrodite]]></category>
		<category><![CDATA[artemis]]></category>
		<category><![CDATA[bebe]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[bitkilerin]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Dia]]></category>
		<category><![CDATA[ensest]]></category>
		<category><![CDATA[Etrüsk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hasat]]></category>
		<category><![CDATA[hippolyte]]></category>
		<category><![CDATA[inançlar]]></category>
		<category><![CDATA[kalliope]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[mousa]]></category>
		<category><![CDATA[musa]]></category>
		<category><![CDATA[myrra]]></category>
		<category><![CDATA[Orman]]></category>
		<category><![CDATA[persephone]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[theia]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=533</guid>
		<description><![CDATA[Aphrodite &#8211; Adonis
Suriye kralı Theias’ın Myrra ya da Smyrna adında bir kızı vardı. Aphrodite’in öfkesi, onda babasıyla ensest ilişki yapmak isteğini uyandırdı.
Smyrna, dadısı Hippolyte’nin yardımıyla Theias’ı kandırmayı başardı ve on iki gece boyunca onunla birleşti. Ama, on ikinci gece Theias kızının oyununu fark etti ve bıçağını alarak, onu öldürmek için peşine düştü.
Myrrha (myrra), bu tehlike [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aphrodite &#8211; Adonis</p>
<p>Suriye kralı Theias’ın Myrra ya da Smyrna adında bir kızı vardı. Aphrodite’in öfkesi, onda babasıyla ensest ilişki yapmak isteğini uyandırdı.<br />
Smyrna, dadısı Hippolyte’nin yardımıyla Theias’ı kandırmayı başardı ve on iki gece boyunca onunla birleşti. Ama, on ikinci gece Theias kızının oyununu fark etti ve bıçağını alarak, onu öldürmek için peşine düştü.<br />
Myrrha (myrra), bu tehlike karşısında tanrılara sığındı. tanrılar da, onu ağaca dönüştürdüler. On ay sonra ağacın kabuğu kabardı, çatladı ve içinden bir çocuk çıktı. Çocuğa Adonis adını verdiler.<br />
Çocuğun güzelliğinden etkilenen Aphrodite, onu aldı ve yetiştirmesi için gizlice Persephone’ye emanet etti. Ama, Persephone de çocuğu görünce aşık oldu ve onun Aphrodite’ye geri vermek istemedi. İki tanrıça arasındaki bu kavgada Zeus hakemlik yaptı.<br />
Bazı araştırmacılarsa, Zeus adına Mousa (Musa) Kalliope’nin hakemlik ettiğini söylerler. Sonunda, Adonis’in, yılın dört ayını Aphrodite’yle, dört ayını Persephone‘yle, diğer dört ayını da istediği yerde geçirmesine karar verildi. Ama Adonis her zaman yılın üçte ikisini Aphrodite’yle, üçte birini de Persephone’yle geçirdi.<br />
Daha sonraları, Artemis‘in öfkesi (neden ileri geldiği tam olarak bilinmiyor) Adonis’in başına bir yabandomuzunu musallat etti ve bir av sırasında yabandomuzu Adonis’i öldüresiye yaraladı. Bir ağaçtan doğarak yılın üçte birini yer altında geçiren ve geriye kalan zamanda da aşk ve ilkbahar tanrıçasıyla birleşmek için gün ışığına çıkan bu çocuğun kişiliğinde, bitkilerin boy veriş sırrını sembolik bir tarzda dile getiren bir mitosun bu ilk kabataslak şekli, daha sonraları başka unsurlarla süslenip tamamlanmış bir halde Aphrodite’nin lanetinin hangi nedene dayandığı konusunda açık bilgiler verilmiştir. Buna göre: Kinyras’ın (Theia yerine) karısı ve Smyrna’nın annesi olan Kenkhreis, kızının Aphrodite’den daha güzel olduğunu iddia ederek tanrıçayı incitmiş ve tanrıça da bu hatayı cezalandırmak için Smyrna’da, ağır bir suç olan bu aşkı uyandırmıştı. Smyrna, tutkusunun ensest nitelikte olduğunu farkedince, önce kendini asmak ister, ama bu sırada dadısı çıkagelerek ona, tutkusunu tatmin etmesini öğütler. Ensest gerçekleşince, genç kadın utancından ormana gizlenir; burada, Aphrodite kurbanına acıyarak onu ağaca dönüştürür. Ve Smyrrna’nın babası, ağacın kabuğunu kılıcıyla yararak küçük Adonis’i gün ışığına çıkarır.<br />
Ya da, bir yabandomuzu (genç adamın ölüm şeklini önceden haber verircesine) keskin dişleriyle ağacın kabuğunu yararak bebeğin ağaçtan çıkmasını sağlar. Hellenistik şairler, Adonis’i, Nymphalar tarafindan büyütülmüş ve kırda, ormanda sürüleri güder ya da avlanır biçimde tasvir etmişlerdir. Onun ölümüne yol açan felakete gelince, buna Artemis’in değil, Aphrodite’nin aşığı Ares’in kıskançlığının, ya da Apollon’un Aphrodite’den öç alma isteğinin yol açtığı ileri sürülür (çünkü Aphrodite, yıkanırken kendisini çıplak bir halde gören Apollon’un oğlu Erymanthos’u kör etmişti). Adonis miti, kah İdalion tepesinde, kah Lübnan’da geçer. Byblos’tan, Adonis adlı bir ırmak geçmekteydi ve bu ırmak her yıl Adonis’in ölüm yıldönümünün anıldığı günde kızıla boyanmaktaydı. Birçok çiçek miti de Adonis hikayesine bağlanmaktadır; yalnızca kokulu reçinenin (Myrra’nın gözyaşları) mitsel orijini değil, gülünki de ona bağlanıyordu: başlangıçta gülün rengi beyazdı; ama, Aphrodite yaralı arkadaşnın peşinden koşarken ayağına bir diken battı ve kanı, kendisine adanmış olan bu çiçeği kırmızıya boyadı. Dağ lalelerinin de, yaralanan Adonis’in kanından meydana geldiğine inanılıyordu. İdil şairi Bion, tanrıçanın, Adonis’in akan kanı kadar gözyaşı döktüğünü ve her damla gözyaşından bir gülün, her damla kandan bir dağlalesinin oluştuğunu anlatır. Aphrodite, arkadaşının şerefine bir anma günü ihdas etti; bu günü, Suriyeli kadınlar her yıl ilkbaharda kutluyorlardı. Vazolara, sandıklara vs. tohumlar ekilerek, çabuk bitmesi için sıcak suyla sulanıyordu. Bunlara ‘Adonis’in bahçeleri’ adı veriliyordu. Bu şekilde zorlanan bitkiler toprağın üstüne çıktıktan az zaman sonra ölüyor ve böylece Adonis’in kaderini simgelemiş oluyorlardı. Öte yandan, kadınlar da, Aphrodite’nin sevgilisi olan genç adamın kaderi üzerine ayin yaparak ağıtlar yakıyorlardı. Bu mitnin İbrani asıllı olduğu söylenmektedir. tanrının adı İbranice ‘efendi’ anlamına gelen kelimeden türemedir. Adonis kültü, Hellen döneminde Akdeniz dünyasına yayıldı. Adonis mitolojisine ait figürlere Etrüsk aynalarında da rastlanır. Eski Sami kavimlerinin inançlarında bitki ve yeniden doğuş tanrısının adı da Adonistir. ‘Sahip’, ‘efendi’, ‘rabb’ anlamlarına gelmektedir. Dumuzi, Tammuz, Attis kültlerine yakınlık göstermekle beraber ayrıntıları vardır, farklılık gösterir. Kültün menşei Suriye sahilindeki Nega (byblus) dır. Bu bölgedeki orman tanrısı Hay-tau’nun yerine geçti. Ayrıca Ugarit bölgesindeki bitki ve hasat tanrıları Mot ve Aleyin’in rollerini aldı. Mısır ile özdeşleştirildi; Mısır’ın hasat sonrası ölümü bir bakıma tanrının ölümü olarak düşünülürdü. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/yunan-mitolojisi/aphrodite-adonis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kral Midas&#8217;ın Kulaklarının Uzaması</title>
		<link>http://www.mitoloji.org/efsaneler/kral-midasin-kulaklarinin-uzamasi.html</link>
		<comments>http://www.mitoloji.org/efsaneler/kral-midasin-kulaklarinin-uzamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 08:31:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[midas]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mitoloji.org/?p=531</guid>
		<description><![CDATA[Kral Midas&#8217;ın Kulaklarının Uzaması 
patlayacağını düşünüyordu, diğer yandan söylediği taktirde Kral&#8217;ın kendisini öldürmesinden korkuyordu. Sonunda bir gün daha fazla dayanamayarak ıssız bir yerde bir çukur açtı, ve oraya eğilerek yavaşça &#8220;Haberiniz varmı, Kral Midas eşek kulaklıdır&#8221; diye fısıldadı. Bunu söyleyince üzerinden büyük bir yük kalkmış gibi oldu ve rahatladı. Fakat kazdığı çukurun yanındaki kamışları hesaba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kral Midas&#8217;ın Kulaklarının Uzaması </p>
<p>patlayacağını düşünüyordu, diğer yandan söylediği taktirde Kral&#8217;ın kendisini öldürmesinden korkuyordu. Sonunda bir gün daha fazla dayanamayarak ıssız bir yerde bir çukur açtı, ve oraya eğilerek yavaşça &#8220;Haberiniz varmı, Kral Midas eşek kulaklıdır&#8221; diye fısıldadı. Bunu söyleyince üzerinden büyük bir yük kalkmış gibi oldu ve rahatladı. Fakat kazdığı çukurun yanındaki kamışları hesaba katmamıştı. Kamışlar rüzgarla sallandıkları zaman &#8220;Midas&#8217;ın kulakları eşek kulakları, Midas&#8217;ın kulakları eşek kulakları&#8221; diye sırrı her tarafa yaydılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mitoloji.org/efsaneler/kral-midasin-kulaklarinin-uzamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

