Prometheus Hakkında Genel Bilgi

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Prometheus Titanlar soyundandır. Hesiodos’un söylediğine göre; Titan İapetos’la Okeanos’un kızı kleymene’nin oğludur. Prometheus’un annesinin adı kaynaklarda farklılık gösteriyor. Annesi bazı kaynaklar Okeanos kızı Asia, diğer bazı kaynaklarda ise yine Okeanos’un diğer kızı kleymenedir. İapetos’un dört tane oğlu olur; Atlas, Menoitios, Prometheus ve Epimetheus’dur. Kardeşlerinden Epimetheus Prometheus’a göre zıt kişilikteydi “beceriksizler şahı”diye anılırdı .Prometheus’un evlendiği karısının adı da yazardan yazara değişir. Genelde Kelaino ve ya Klymenedir. Çocukları ise tufan mitosunda da rol oynayan Deukalion , lykos ve Khimaireus, bunların yanına bazen Aitnaios, Hellen ve Thebede eklenir.
Bu dört kardeşinde kaderi korkunçtur . Bunlardan iki tanesi; Menoitios ile Atlas Zeus’a karşı geldiklerinden, diğer Titanlarla birlikte cezalandırılmışlardır. Atlas dünyanın bittiği yerde Hesperidesler’in önünde gök kubbeyi omuzlarında taşıma cezasına çarptırılmıştı. Homeros’a göreyse; Atlas gökle yeri ayıran sütunları taşır . Menoitos’u yıldırımlara çarparak yerin dibine kapatır. Prometheus ile Epimetheus’un ise cezaları başka türlü oldu. Prometheus’u ise bir dağa zincirleterek ciğerini bir kartala yedirtir.Diğer kardeşi epimetheus’un başına bela olsun diye ilk kadını yaratır ve ona gönderir. Bunların ikisi de insanın yaratılmasında önemli rol oynadılar.
Zeus’un böyle korkunç cezaları İapetos oğullarına vermesinin nedenini; bu dört Titan oğlunun aldıkları sıfatlardan anlıyoruz. Bu dört Titan’da akıl yönünden üstündürler ve bu üstünlükleriyle övündükleri gibi, sürekli olarak Zeus’a karşı gelirler . Zeus akıl gücünü elinde tutar ve bu gücü başkasında görmesi de onu çok öfkelendirir. Bunun yanında Prometheus sürekli olarak Zeus’un bu öfkesinin körükler durur. Zekasını ve geleceği önceden görme gücünü Zeus’u aldatmak küçük düşürmek için kullanır.

NİTELİĞİ

İapetosoğulları içinde en akıllı ve en bilge olan Prometheus, Titanların ayaklanmasında kendi soyunun yenileceğini önceden görmüş, kardeşi Epimetheus’u da ikna ederek, Zeus’un yani Olymposlular’ın yanında yer almışlardır. ‘Olayları gören’ , ‘önlemleri zamanın da alan Prometheus zekayı , kurnazlığı, kişilinde somutlaştırmayı da bilmiştir. Athena’nın doğumunda da yer alan Prometheus , ondan uygar bir hayat için ne gerekliyse hepsini öğrenmiş ve bunu başına gelecekleri bildiği halde insanlara sunmaktan onların yanında yer almaktan çekinmemiştir.
Prometheus’un adı önceden gören anlamına gelir. Gaia’nın nasıl ki Kronos’un devrileceğini gördüğü gibi, Zeus’un da bir gün oğlu tarafından devrileceğini bilir. Fakat bu sırrı Zeus’a söylemekten kaçınırdı.

PROMETHEUS’UN ATEŞİ ÇALMASI

Prometheusun ateşi çalışı

Zeus ölümlüleri ve onların koruyucusu Prometheus’u cezalandırmak amacıyla, ve bir daha etlerini pişirmesinler diye ateşi saklar. Ne var ki, kurnaz prometheus Zeus’u bir kez daha kandırır. Olympos’a çıkar, orada güneşin alev alev yanan tekerleğinden bir kıvılcım çalar ve bunu bir rezene kabı içine koyarak ve insanlara götürür. Başka bir anlatıma göre Prometheus ateşi Hephaistos’un ocağından çalmıştır. Zeus, ateşi tekrar insanlarda görünce daha çok öfkelenmiş. Hem insanları Hem de kendisine karşı gelen Prometheus’u cezalandırmak için yeni çareler düşünmüş.

PROMETHESUSUN CEZALANDIRILMASI

Prometheusun Zeus tarafından cezalandırılışı

Zeus ateşi çalıp insanlara vermesinden dolayı, Prometheus’u korkunç bir cezaya çarptırdı.Onu zincirlerle Kaukasos dağında kayaya bağlatarak, kara ciğerini Ekhidna ile Typhondan doğma bir kartala yedirtti. Kartal her gün gelip karaciğerini yiyiyor, ve yenilen ciğer her gün yeniden oluşuyordu. Bu konuda Hesiodosta olmayan detayları Aiskhylos’un anlattıklarından öğreniyoruz3. Zeus’un geleceğiyle ilgili bir sırrı yalnızca Prometheus biliyordu. Zeus bir kadınla evlenecekti. Bununla çiftleşmesinden doğacak çocuk, Zeus’un egemenliğine son verecekti. Zeus bu cocuğun kimden olacağını öğrenmek ve gelecekte de tahtını koruyabilmek için Prometheus’un ciğerini yiyen kartalı öldürmesi için Herakles’i gönderdi. Herakles, Ekhidna ve Typhondan doğma kartalı bir okla öldürdü. Zeus oğlunun bu başarısından çok memnun olmuştu. Prometheus’u yeniden tanrılar katına kabul etti . Başka bir anlatıya göreyse herakles sadece kartalı öldürdü. Fakat Prometheus’un zincirlerden kurtulması için tekrar ölümsüz olması gerekmekteydi. İşte bu sırada Kentaurlarla Teselyanın efsanevi
halkı Lapitler arasındaki savaşta, yanlışlıkla Herakles’in okuyla yaralanan Kentauros Kheiron, bu acıdan kurtulmak için ölmek istedi. Ölümsüz olduğu için ölümsüzlüğünü kabul edecek
birini bulması gerekiyordu. Prometheus bunu kabul etti ve onu çektiği acılardan kurtardı. Kendiside tekrar özgürlüğüne kavuştu ve ölümsüz oldu. Prometheus bildiği sırrı açıkladı;
Zeus, Nereus kızıTthetise gönül vermişti. Bu birleşmeden doğacak çocuk, babasından daha güçlü olacaktı. Zeus’u tahtından indirecekti. Bu sırrı öğrenen Zeus, Thetis’i bir ölümlüyle evlendirmeyi ister. Thetis ise kendisine eş olarak seçilen Peleus’la evlenmemek için, deniz kızlarına has yeteneklerini kullanarak, kılıktan kılığa girdi. Fakat sonunda Peleus’la evlenmeye razı oldu. Peleus’la Thetis, Olyposta, tanrılar sofrasında yapılan evliliklerinden, daha sonra Akhilleus doğdu.

PANDORA

Pandora

Zeus Prometheus’dan sonrada, onun suç ortağı olarak gördüğü, erkekleri cezalandırır. Onlar için kötülük kaynağı olarak gördüğü kadını yaratır. Zeus, tanrıçalara benzer görünümde çekici kılmasını ve topraktan su ile yoğurmasını Hephaistosa buyurur. Athena bedenini uyumlu olarak süsler. el işlerini, kumaşlar, dokumasını öğretir. Ve süslü kuşağını beline sarar. Afrodithe yüzüne dayanılmaz arzu ve zarafet serper. Kharitler boynuna altın gerdanlıklar takarlar, horalar çiçeklerle saçlarını donatırlar, haberci Hermes ise ona şeytani bir zeka ve kandırma becerisini üfler, ayrıca konuşma yetisini de verir. Son olarak kıza can versinler diye Zeus, dört rüzgara esmesini söyledi. Bu yaratılan kadına “bütün tanrıların armağanı” anlamına gelen Pandora adının verirler. Zeus Pandora’ya kapalı bir kutu vererek, Epimetheus’a gönderir. Prometheus daha önceden kardeşini, Zeusdan hiçbir armağan almaması konusunda uyarmıştır. Epimetheus kardeşinin öğütlerini dinlemedi. Pandora’nın çekiciliğine karşı koyamadı ve onunla evlendi. O zamana kadar insanlar, kötülüğü, hastalığı, sıkıntıyı bilmiyorlardı. Yeryüzüne, bütün kötülükler bir kutunun içinde gönderilmişti. Tek yapılacak hata kutunun açılması olacaktı. Pandora’da merak edip yanında getirdiği kutuyu açınca; acılar,dertler, hastalıklar ,yaşlılık, kıskançlık, delilik, ahlaksızlık ,açlık yeryüzüne yayıldı. Kutudan tam umut dışarı çıkmak üzereydi ki, Pandora kutuyu kapattı.Kutuya sadece umudu sokabilmişti. Umut hala insanlara, kötülüklere karşı durma, acılarını hafifletme cesaretini veriyor.

TUFAN

Pandora’nın yaratılması ve yeryüzüne gönderilmesinden sonra, insan soyu çoğalmaya başlar. Beraberinde kötülüklerde çoğalır. İnsanlar tanrılara yüz çevirirler. Zeus, insan ırkını suyla yok etmeye karar verir. Islak kanatlı yelleri sarar ortaya, ırmaklar, dereler, hızla ağaçları, hayvanları, insanları, evleri sürükler. Denizler birbirine karışır. Sonunda tanrı sakinleşince bir kayıktaki kadınla erkeği fark eder; Prometheus’un oğlu Deukalion’nu ve Epimetheus’la Pandoranın kızı Pyrrha’yı tanır. Onları Parnassos’a, su yüzeyinde görülen tek dağa yönlendirir. İkisi de, tanrılara şükrederler. Themis onlara, annelerinin kemiklerini alıp omuzlarının üzerinden atmalarını söyler. Deukalion, bu sözlerden anladığı; her şeyin anası olan yerin kemiklerinden, taşların kastedildiğini anlar. Deukalionun attığı taşlardan erkekler Pyrrha’nın attıklarından kadınlar türer.

* * *

Olympos tanrılarının kuvvet ve kudretine karşılık Prometheus’da kurnazlık ve zeka vardı. Titanların meşhur isyanları sırasında tarafsızlığını muhafaza etmiş ve baş kaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus’un gözüne girmeyi başardı. Zeus onu Olympos’a ölmezler arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kalbinde kin besliyordu. Bu nedenle Tanrıları inkar edecek, hiçe sayacak, işleyeceği kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluku insanı yaratarak dedelerinin öcünü almayı planladı.

Prometheus’un ilk insanı su ile değil kendi gözyaşı ile yoğurduğu balçıktan yarattığı söylenir. İnsan belki de bu yüzden tabiatın en aciz mahlukuydu, kendisini koruyacak hiçbir şeyi yoktu. Fil gibi kuvvetli hortumu, aslan gibi pençesi, kuş gibi kanadı, at gibi koşacak bacakları yoktu. Daha doğuştan ıstırap ve üzüntüler yakasına yapışıyordu. İlk insanlar çiğ meyveler ve kanlı etlerle besleniyordu, güneşsiz oyuklarda barınıyor, sürünerek girdiği mağaralarda geceyi geçiriyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan Prometheus onları vahşi hayvanlardan korumak ve toprağı sürmeye yarayacak aletler elde etmek için madenleri işlemeyi öğretmek ve ateşi vermeyi düşündü.

İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kaplı olan Ferule’den (Şeytantersi Ağacı) bir dal aldı ve Lemnos Adasına gitti. Hephaistos’un (Ateş Tanrısı) alevler saçan ocağından kızgın bir kıvılcım çaldı. Elindeki sopanın özünün içine sakladı, kendisi de bir siyah bir de beyaz atın arasında tutunarak görünmeden kaçmayı başardı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara götürdü. Derler ki o günden sonra ateş (akıl) beyaz ve siyahın enerjisini almıştır, onunla aydınlık da yaratılır karanlık da.

O günden sonra insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. Yiyecekleri pişiriyor, soğuk havalarda ısınıyor, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak aydınlanıyorlardı. Zamanla zavallılıklarını unutarak, kendilerini tanrılarla eşit görmeye başladılar. Zeus bunların olacağını bildiğinden insanlığı kutsal ateşten mahrum bırakmıştı. Kendi haberi olmadan ateşi çalan ve insanları şımartan Prometheus’a çok kızdı ve onu Kafkas Dağlarının en yalçın tepesine gönderdi. Hephaistos’u (Yanardağların, ateşin, sanayinin tanrısı/ Aphrodite’in eşi) çağırarak bu saygısız Titan’ı bir kayaya çaktırdı. İlahi demirci istemeyerek de olsa Zeus’a boyun eğdi.

- Ey Prometheus dedi. Bu çekiçleri ve bu zincirleri görüyor musun? Bunlar senin bahtsızlığını ve benim sonsuz üzüntümü hazırlayacaklar. Seni bu vahşi kayaya çivileyeceğim.Artık sen buradan hiç insan sesi işitmeyeceksin, teselli ve acımak sana yüzünü göstermeyecek, güneşin kızgın ışınlarıyla kuruyarak vücut çiçeğin solacak. Çok sonra gece yıldızlı mantosunun altında geldiğinde sen kalbinde bitmez acılar bulunan bir keder nöbetçisi, bu korkunç yerde, hiç dinlenmeden, uyku nedir bilmeden, dizlerini bükmeden yalnız başına kalacaksın. İniltilerini insafsız kayalardan başka duyan olmayacak. Boş yere feryat edeceksin.

Bunları söyleyen Hephaistos bahtsız Prometheus’un ayaklarına, kollarına kırılmaz zinciri geçirdi, sağlam kayaya çaktı. Bununla da bitmedi. Her sabah kocaman bir kartal geliyor ve süzülüp Prometheus’un ciğerlerini yiyordu. Sivri tırnaklarını göğsüne batırıyor, ciğerini didikliyordu. Akşama kadar onun yediği ciğer, gece sabaha kadar tekrar eski haline geliyor ve işkence aynen devam ediyordu. Bu işkence 30 sene sürdü, sonra Zeus onu affetti ve ölmezler arasına aldı.

Başka bir mite göre de Prometheus heykel yapmasını bilen bir Titan’dı. sadece bir insan değil birçok adamlar yapmış ve onlara can vermişti. Atölyesinde kollar, bacaklar, gövdeler, kafalar, kalpler yapıp, birbirine ekleyerek tamamladığı heykelleri raflara diziyordu. O sırada Dionysos (Şarap Tanrısı) atölyeye geldi, çok çalıştın yoruldun, biraz dinlenip içelim dedi. Prometheus atölyesine döndüğünde sarhoştu. Bu yüzden bazı hatalar yaptı, küçük bir gövdeye koca bir baş, iri bir gövdeye ait olan kolları küçük bir gövdeye taktı. Derler ki hayatta koca başların, uzun bacakların, düzensiz vücutların sebebi de Prometheus’un sarhoş anlarıdır.

Yunanlılara göre Prometheus sadece erkekleri yaratmıştı. Kadın o devirde mevcut değildi. İnsanların ömürleri güzel geçiyor, neşe içinde yaşıyor, huzur içinde ölüyorlardı. Ne zamanki ateşi elde ettiler, gururlanıp Tanrılığa soyundular. Madenleri eritip silahlar yaptılar, birbirlerini boğazladılar, Prometheus’un verdiği seytani zekayla erdemlerini kaybedip, kabalaştılar, bütün iyi huyları kalplerinden kovdular. Manevi bir sefalete düştüler. Eğer Prometheus aklın sembolü olan ilahi ateşi Tanrılardan çalıp insanlara vermeseydi, bu mahluk bu kadar sefil olmayacaktı.(Belki akla ikna olup aşkı üzenler Tarkan’ın şarkısındaki gibi o zaman da akıl değil huzur istemeliydiler kim bilir!) Prometheus’un kurnazlıkla çaldığı akıl onları şımartınca Zeus yalnız erkeklerden ibaret olan bu yüzsüz ve terbiyesiz mahlukların başına bela olarak kadını gönderdi. Zeus usta bir Tanrı olan Hephaistos’u çağırdı ve ona kadını yaratmasını emretti. Hephaistos balçığı su ile yoğurdu ve eşi Aphrodite’i model alarak ilk bakirenin vücudunu yaptı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine Prometheus’un çaldığı ateşten bir kıvılcım koydu. Bütün tanrı ve tanrıçalar ona bir şeyler armağan etti ve ona Pandora (bütün armağan) ismini verdiler. Aphrodite güzellik, Hermes hıyanet ve aldatıcı sözler, Zeus da esrarlı bir kutu armağan etti ve ona bu kutuyu asla açmamasını söyledi. Zeus Pandora’yı Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a hediye olarak gönderdi. Her ne kadar Prometheus kardeşine Zeus’tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etmemesini söylediyse de Pandora’nın güzelliğine hayran olan Epimetheus onu alıp insanların arasına götürdü. Pandora dünyaya gelir gelmez sabırsızlık ve merakla “Acaba kutunun içinde ne var?” diyerek kapağını açtı. Kutunun içinden hastalık, keder, yalan, riya, şehvet, insanların felaketini hazırlayan ne varsa fırlayıp kuşlar gibi uçuşarak dünyaya yayıldı. Pandora hatasını anlayıp kutuyu kapattı ama geç kalmıştı, bu arada insanları yaşatacak, teselli edecek “ümit” de kutunun içinde kapalı kaldı. Zeus ilk kadınla birlikte tüm fenalık ve ıstırapları da dünyaya göndermişti.

Buna rağmen Zeus’un kini sönmedi. Bir tufan çıkararak insanları boğarak öldürmek istedi. Fakat kurnaz Prometheus bir kayık yaparak kendi oğlu olan 1 erkek (Deukalion/ dindar insan) ve 1 dişiyi (Sofi /dişil enerji, insanlığın ulaşabileceği son nokta, 7.mertebe/Zeus’un Meliades perilerinden olma kızı olduğu söyleniyor.) bu kayıkta saklayıp tufandan kurtardı. Derler ki tufandan kurtulan Deukalion Zeus’a bir kurban kesmiş, o da kendisine yalvaran bu dindarı ve eşi olan öz kızını affetmiş ve ilk adağını yerine getireceğini söylemiştir. Deukalion insanlığın tekrar yaratılmasını istedi. Zeus Themis’i (adalet tanrıçası) çağırdı. Themis “başınıza birer örtü sarınız, kemerlerinizi çözünüz ve yerden aldığınız taşları arkanıza atınız” dedi. Deukalion’un attığı taşlar erkeklere, Sofi’nin attıkları ise kadınlara dönüştü. Onlar 2. defa taştan yaratıldıklarından her şeye katlandılar. İşte Prometheus ve insanlığın masalı…

Masallar ,
Evrensel ve sonsuz, yersiz yurtsuz ve
Sahiplenilemeyen,
İnandığınız sürece olan…
En cesur, en ümitli zamanlarımız değil miydi
Çocukluğumuz?
Unuttuk, uzaklaştık,
Büyüdük!
Oysa hep yanımızda değil mi?
Periler, cadılar, kurnaz tilkiler, hain kurtlar,
Şaşkın kargalar, haramiler, krallar, kraliçeler,
Prensler,prensesler…
Herkesin her şeyin masalı yok mu?
Birinin masalıdır belki aslolan yaşam da!
Biz de o masalın kahramanları…
Ancak masallara inananların bildiği gibi,
Tüm masalların ortak yönü sonucudur!

Yunan Mitolojisinde İnsanın Yaratılışı

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 19-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , ,

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Yunan Mitolojisinde İnsanın Yaratılışı

İnsanoğlunun yaratılması konusunda değişik görüşler olmuştur. Bazıları insanı yaratma işini Titanlarla yapılan savaşta, Zeus’un yanında yer alan Prometheus’a ve kardeşi Epimetheus’a verildiğini söylerler. Prometheus’un insanı maddeden yarattığı yada başka bir deyişle yaptığı efsanesi İ.Ö. IV.yy. da ortaya çıkar. Bu efsane belki de tufandan sonraki insanlık çağına aittir. Prometheus diğer bütün tanrılardan daha akıllıydı. Buna karşılık kardeşi Epimetheus akıl yönünden acizdi. Öyle ki insanları yaratmadan önce en değerli armağanları, hayvanlara vermişti; kuvveti, cesareti, kurnazlığı, kürkleri, tüyleri, kanatları, hepsini dağıtmıştı. Sonra pişman oldu ve durumu Prometheus’a anlattı; Prometheus da insanı diğer tüm yaratıklardan üstün kılmanın bir yolu olarak onlara, tanrılara benzeyen bir biçim verdi. Ayrıca, güneşe çıkarak aldığı ateşi de onlara sundu. İçinde halen, kendi ırkını yenen ve onları tahtından indiren Zeus’a karşı bir öfke besliyordu. Böylece insanı yaratarak ondan öcünü alacaktı. Çünkü insanlar sonradan tanrıları hiçe sayacak onların başına bela olacaktı.
Anatole France’nin anlattığı bir mitte ise; Prometheus bir çok heykel yapmıştı1. Yalnızca insanın değil, hayvanlarında heykelini yapmıştı. İnsanda görülen kusurların olmasının nedeni ise şundandır; Prometheus bir gün, yine kilden insana ait bir çok kafa, kol bacak yapıyordu. Bunları birleştirerek raflarına diziyordu. O sırada şarap tanrısı Dionysos geldi. Birlikte gezdiler; eğlendiler, şarap içtiler. Prometheus geri döndüğü zaman çok sarhoş olmuştu. Bu yüzden bazı küçük hatalar yaptı, küçük bir gövdeye büyük bir baş taktı, büyük bir gövdeye ait olan uzun kolları ise küçük bir gövdeye taktı. Hayatta da büyük başların veya uyumsuz gövdelerin olmasının nedeni buymuş.
Bunun dışında Voltaire’nin felsefe sözlüğündeki insanın yaratılış kısmında bahsedilen bir mit ise şöyledir2; Zeus insanın yarattıktan sonra 25 yıl yaşamasını yeterli görüyordu. İnsan ise sızlandı bunun yetersiz olduğunu, zaten yarısının uykuyla geçeceğini çocukluk dönemini de çıkarınca geriye pek bir şey kalmayacağı söyledi. Uzun ömürde dahil tüm iyi özellikler diğer yaratılmışlara verilmişti. O anda insanın yanında altı hayvan bulunuyordu bunlar; tırtıl, kelebek, tavus, at, tilki ve maymun. İnsan bu yaratıkları göstererek Zeusdan onların ömürlerinden kendi ömrüne eklemesini istedi. Zeus ise diğer hayvanlara haksızlık olacağını söyledi, fakat insanın, hayatının belli dönemlerinde o hayvanlar gibi yaşamasını insana şart koşarak onun ömrünü uzattı. Bundandır ki yeni doğan bir insan önse tırtıl gibi yerde sürünür, emekler bu bebeklik dönemidir. Sonra kelebek gibi neşe içinde koşar bu çocukluktur. Gençliğinde ise tavus kuşu gibi gururludur. 25-30 yaşlarına doğru ev bark sahibi olunca at gibi hayatın yükünü çeker. Kırkından sonra insan olgunlaşır tilki gibi kurnaz olur. Elli yaşından itibaren de maymun gibi çirkinleşir. Başka bir anlatıma göreyse; insanı tanrılar yaratmıştır. Önse altın soy meydana gelmiştir. Yaşamlarını tanrılar gibi geçirmişler. Altın soydan sonra gümüş soy yaratılmıştır. Bu soyun insanları daha akılsızdı. Bundan sonra pirinç
soy gelmiştir. Durmadan birbirleriyle savaşırlardı. Bu soyu tanrısal kahramanlar soyu izledi. Birçok efsaneye konu oldular. Şanlı bir soydu. Beşinci soy ise bugün de yaşayanların çağıdır.

MEKONE OLAYI

Titanları yenen Olymposlular evreni kendi aralarında bölüşürler. Sıra gelmiştir insanlarla anlaşmazlıkları yola koymaya; Ölümsüzlerle, ölümlü insanlar Mekone de toplanmışlar. Kesilen her kurbandaki tanrıların hesabına payı saptıyorlarmış. Prometheus bu konuda ölümlülerden yana olmuştur. Yine kurnazlığını göstermiş, büyük bir öküzü keserek ikiye ayırmış, bir yana etini koymuş, üzerini işkembeyle örtmüş, diğer yana kemikleri koymuş ve üstünü yağla kaplamış. Eğer kuzeni Zeus kötü tarafı seçerse aslan payı insanların olacaktır. Aksi olursa üstünlük tanrılarda kalacaktır. Zeus önüne konan paylardan iştah verici, yağlı olanı seçmiş. Yağın altında kemikleri fark edince kendinden geçmiş, ve Prometheus’a çok öfkelenmiş.

Amazonların At Üstündeki Hünerleri

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 05-12-2008

Etiketler : , , , , , , ,

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

At üstündeki hünerleri

Söylenceye göre Amazon kadınları yaşamın her alanına hakim olduğu bir toplumdu. Aralarına erkek almaz, sadece soylarını devam ettirmek için komşu kavimlerle görüşürler ve sonra kendi topraklarına çekilirlermiş. Doğan kız çocuklarını en iyi şekilde eğitirler, onlara at binmeyi, ok atmayı ve yay kullanmayı öğretirlermiş. Erkek çocukları ise, ya bebekken babalarının yanına yollarlar ya da kendilerine ayak bağı olmayacak işlerde kullanırlarmış. Amazonlar, ok atmadaki üstünlüklerinin yanı sıra, “Labris” denilen çift tarafı da keskin olan bir baltayı da çok iyi kullanırlarmış. Savaşlarda, kendilerini savunmak için kullandıkları, yarım ay şeklindeki kalkanları ise pek çok heykele konu oldu.

Vulcanus (Vulcan – Vulkan) Ateşin ve yanardağların tanrısı

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 26-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Vulcanus (ayrıca Vulcan veya Vulkan):
Roma mitolojisinde Jüpiter’in ve Juno’nun oğlu, Maia ve Venüs’ün kocası ve Caeculus’un babasıdır. Ateşin ve yanardağların tanrısıdır, sanatın, silahların, demirin ve tanrılarla kahramanların zırhlarının üreticisidir. Yunan mitolojisinde Vulcan’ın karşılığı olan tanrı Hephaestus’dur. Ayrıca Roma mitolojisinde Mulciber (“yumuşatıcı”) olarak ve Etrüsk mitolojisinde ise Sethlans olarak bilinir.

Vulcanus hakkında
Vulcanus’un demirci dükkânının Sicilya’da Etna Dağı’nın altında bulunduğu düşünülmektedir. Her yıl 23 Ağustos’ta gerçekleştirilen Vulcanalia festivalinde balıklar ve küçük hayvanlar ateşe atılırdı.
Vulcanus’un Roma Forumu’nda bulunan tapınağı Volcanal olarak adlandırılır, eski Roma Krallığı zamanında şehirle ilgili törenlerde önemli bir rol oynadığı görülmektedir.
Bugün, Birmingham, Alabama’da yer alan Vulcanus heykeli dünyanın en büyük dökme demir heykelidir.

Mitoloji’de Vulcanus
Ateşin gizlerini çalmaları nedeniyle Jüpiter insanlığı cezalandırmak istemiş ve diğer tanrılardan, insanlar için zehirli bir hediye olan Pandora’yı yapmalarını istemiştir.
Vulcanus’un güzel ve aptal Pandora’ya katkısı, onu balçıktan şekillendirmek ve ona biçim vermek olmuştur. Ayrıca Olympus Dağı’nda bulunan diğer tanrıların tahtlarını da yapmaktadır.

Bacchanalia – Bacchus (gr.Dionysos) adına dinsel ayin bayram

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 17-11-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , ,

Bacchanalia:
Roma’nın M.ö. 496 yılında yaşadığı kıtlık sonucu Sibylla kitaplarına danışılarak Roma’ya getirdikleri kutsal üçlü den tanrı Bacchus (gr.Dionysos) adına yapılan dinsel ayin ve bayramlara verilen ad,(gr.orgia).

“Uzaklardan, yosunlardan Minos’un kızı hüzünlü gözlerle, Bacchus şenliğinde taş kesilmiş bir heykel gibi , ona bakar..”

Damascius(123 vd), Zeus’un öldürdüğü Titanların küllerinden insan ırkı doğar. Titanlar kötülüğün temsilidir. Ama tanrı soyludur.Titan’ların külünden yaratılan insan Hem tanrısallıktan hem de kötülükten pay aldığı için ikili bir doğaya sahiptir.Ruhunda hem iyilik hem kötülük barındırır.

Orpheus’çu öğretinin de temeli sayılabilecek bu öğretide; günahlarının kefareti için dünyaya gelen insan, kötü(Titan) yanından kurtulabilirse, özgürlüğüne kavuşacak, tanrı ile bir olma şansını elde edecektir. Bu şans Bacchus’çu ayinlere katılıp ruhu arındırarak mümkün olacaktır.

Bacchus adına düzenlenen her kutlamada ; bacchus’un etrafında ki doğanın ruhları kabul edilen dostları canlandırılır.Tanrıdan esinlenip mistik bir delilik halinde çığlıklar atarak kırlarda dolaşan bacchalar(mainaslar) ,törenlere katılan kadınlar tarafından canlandırılırdı .Kadınlar çıplak bedenlerini Nebris ile örtüp başlarına sarmaşıktan taçlar takarlardı. Bir ellerinde thyrsos öteki ellerinde kantharoslarla dolaşırlardı. Çift borulu flütlerin ezgileri ve teflerden yayılan seslerle dans ederlerdi.

Roma’da önceleri gizli kutlanan Bacchanalia törenlerinde genellikle et ve şaraptan oluşan ziyafetle başlanır , şarabın etkisiyle her çeşitten ilkel kötülükler ve aşırılıklar gün ışığına çıkardı . Genç kızlar ve genç erkekler alkolün de etkisiyle kendilerinden geçerek, davulların ve zillerin çıkardığı garip müzikle birlikte tüm ahlaki değerlerini bir yana bırakırdı.

Livius’a göre (39,8 vd.) Roma’daki Bacchusçu ayinler ilk önceleri kadınlar için düzenlenirdi. Zamanla ritüeller erkekleri de cezbetti. Erkekler de taraftar toplamaya başladı./(25,1,6-8). Kamu yerlerinde, Forumda , Capitolium’da, ataların töresine hiç uygun olmayan tarzda dualar eden ve kurbanlar kesen kadınlardan oluşan kalabalık gruplar görülmüştür. Rahipler ve kahinler, kadınların ve erkeklerin kafasını bulandırmıştı.

Başlangıçta bu törenlere sadece kadınlar katılabiliyordu. Campanialı bir kadın olan Pacula Anna bu geleneği bozarak erkeklerinde dine katılmasını ve törenlerin gündüzden geceye alınmasını sağladı.Böylece yaşanan ahlaksızlıklar iki katına çıktı(Liv. 39.13). Livius’a göre: Bu törenlere engel olmak isteyen kişiler hedef olarak seçildiler. Törenlere katılanların soysuz davranışları, taşkınlıkları arttı. Sahte tanıklıklar , kalpazanlıklar, sahte mühürler çığırdan çıktı. Artarak yayılan bacchanalia ritüellerine; cinayetler, çocuk tecavüzleri vb. olaylarında eklenmesi üzerine; M.ö 186 yılında alınan Senatus kararı(Senatus Consultum De Bacchanalibus) ile Bacchanalia yasaklandı. Kararın latince aslı ve çevirisi şöyledir:

“Q. MARCIUS L.F.,SP.POSTUMIUS L.F.COS. SENATUM CONSOLUERUNT NONIS OCTOB. APUD AEDEM DUELONAI. SCRIBENDO ADFUERUNT* M.CLAUDIUS M.F., L. VALERIUS P.F., Q. MINUCIUS C.F. DE BACCHANALIBUS* QUI* FOEDERATI* ESSENT*,ITA EXDICENDUM* CENSUERE: NEQUIS* EORUM BACCHANAL* HABUISSE* VELLET*; SI* QUES ESSENT*, QUI* SIBI* DICERENT* NECESUS ESSE* BACCHANAL* HABERE, EIS* UTI* AD PRAETOREM* URBANUM ROMAM VENIRENT, DEQUE EIS* REBUS, UBI* EORUM VERBA AUDITA ESSENT*, UTI* SENATUS NOSTER DECERNERET, DUM NE MINUS SENATORIBUS C ADESSENT* QUOM EA RES COSOLORETUR*. BACAS VIR NEQUIS ADISSE* VELLET* CIVIS* ROMANUS NEVE NOMINIS LATINI NEVE SOCIUM QUISQUAM, NISI* PRAETOREM* URBANUM ADISSENT*, ISQUE DE SENATUS* SENTENTIA*, DUM NE MINUS SENATORIBUS C ADESSENT* QUOM EA RES COSOLORETUR, IUSSISSENT*. CENSUERE. SACERDOS NEQUIS VIR ESSET*; MAGISTER NEQUE VIR NEQUE MULIER QUISQUAM ESSET*. NEVE PECUNIAM QUISQUAM EORUM COMMUNEM* HABUISSE* VELLET*; NEVE MAGISTRATUM NEVE PRO MAGISTRATU*, NEQUE VIRUM NEQUE MULIEREM QUIQUAM FECISSE* VELLET*. NEVE POST HAC INTER SED CONIURASSE* NEVE COMMOVISSE* NEVE CONSPONDISSE* NEVE COMPROMISISSE* VELLET*. NEVE QUISQUAM FIDEM INTER SED DEDISSE* VELLET*. SACRA IN OQUOLDOT NE QUISQUAM FECISSE* VELLET*; NEVE IN PUBLICO* NEVE IN PRIVATO* NEVE EXTRA* URBEM SACRA QUISQUAM FECISSE* VELLET* NISI* PRAETOREM* URBANUM ADIESET, ISQUE DE SENATUS* SENTENTIA*, DUM NE MINUS SENATORIBUS C ADESSENT* QUOM EA RES COSOLORETUR, IUSSISSENT*. CENSUERE. HOMINES PLUS* V OINUORSI* VIRI* ATQUE MULIERES SACRA NE QUISQUAM FECISSE* VELLET*, NEVE INTER IBI* VIRI* PLUS* DUOBUS, MULIERIBUS PLUS* TRIBUS ADFUISE* VELLET* NISI* DE PRAETORIS* URBANI SENATUSQUE* SENTENTIA*, UTI* SUPRA* SCRIPTUM EST. HAICE UTI* IN CONVENTIONI* EXDICATIS* NE MINUS TRINUM NUNDIUM*, SENATUSQUE* SENTENTIAM UTI* SCIENTES ESSETIS*, -EORUM SENTENTIA ITA FUIT: ‘SI* QUES ESSENT*, QUI* ADVERSUM* EAD FECISSENT*, QUAM SUPRA* SCRIPTUM EST, IIS* REM CAPITALEM* FACIENDAM CENSUERE’ -ATQUE UTI* HOCE IN TABULAM* AHENAM INCIDERETIS*, ITA SENATUS AIQUOM CENSUIT, UTIQUE* EAM FIGER IUBEATIS*, UBI* FACILUMED GNOSCIER POTISIT ATQUE UTI* EA BACCHANALIA*, SI* QUA SUNT, EXTRA* QUAM SI* QUID IBI* SACRI EST, ITA UTI* SUPRA* SCRIPTUM EST, IN DIEBUS X, QUIBUS VOBIS* TABULAE* DATAE* ERUNT, FACIATIS UTI * DISMOTA SIENT. -IN AGRO TEURANO.”

“Consullar Lucius oğlu Quintus Marcius ve Lucius oğlu Spurius Postumius Bellona tapınağında 7 Ekim’de , Senatus’la bir toplantı yaptılar.Aşağıdaki bildirinin kaydedilmesinde, Marcus oğlu Marcus Cladius, Publius oğlu Lucius Valerius ve Gaius oğlu Quintus Minucius da hazır bulundular. Bacchanalia’ya ilişkin olarak, Senatorlar Roma’nın müttefiki konumunda olanlara ilişkin yasaklama kararını aldılar:

Onların hiçbiri evinde Bacchusçu tören düzenlemeye kalkışmayacaklardır. Biri çıkıp onlar için Bacchanalia düzenlenmesinin zorunlu olduğunu ileri sürerse, Romadaki Praetor Urbanus’un huzuruna çıkmalıdır.Bu kişinin önerileri dinlendikten sonra, Senatusumuz bu konulara ilişkin son kararını verecektir. Bu konunun tartışılması sırasında en aza yüz Senatorun hazır bulunması gerekir.Hiç kimse ister Roma yurttaşı olsun, ister Latin ya da müttefiklerden biri, Praetor Urbanus’un huzuruna çıkmadan bir Bacchus tapınıcısı kadınla temasa geçmeyecektir. Praetor Urbanus Senatus’un önerisi doğrultusunda bu konuya ilişkin kararını bildirecektir.Bu konunun tartışılması sırasında en az yüz Senator hazır bulunması gerekir. Senatus bu kararı almıştır.

Hiçbir erkek rahip olmasın. Hiç bir erkeğin ya da kadının rahip yardımcısı olmasına izin verilmesin. Hiçkimse kamu hazinesinden harcama yapmasın. Hiçkimse ne bir erkeği ne de bir kadını rahiip yardımcısı ya da vekili kılmasın. Karşılıklı yeminler, adaklar, ciddi vaatler ya da birbirine söz vermeler konusunda ant içmeye kalkışmasınlar ya da aralarında bir inanç birliği yaratmay çalışmasınlar. Hiçkimse kült törenlerini gizlice uygulamaya girişmesin. Hiçkimse kamuya açık , özel ya da kent dışında, Praetor Urbanus’un huzuruna çıkmadıkça, bu kült törenlerini gerçekleştirmeye kalkışmasın. Praetor Urbanus Senatus’un önerisi doğrultusunda bu knuya ilişkin kararını bildirecektir.Bu konunun tartışılması sırasında en az yüz Senator’un hazır bulunması gerekir. Senatus bu kararı almıştır.

Hiçkimse bu kült törenlerini kadınlı erkekli beş katılımcıdan daha fazla kişiyle kutlamasın. Katılımcılar olarak tören yapmak isteyenlerin sayısı, yukarıda belirtildiği gibi , Praetor Urbanus ve Senatus’un izni olmadıkça, iki erkek ve üç kadından daha fazla olmamalıdır.

Yürürlüğe girmeden en az üç gün önce bu kararlar kamuya açık olarak yapılan bir toplantıda beyan edilmelidir. Senatus’un kararından tam anlamıyla heberdar olunmak istenirse, Senatus’un kararı aşağıdaki gibidir: ‘Yukarıda bildirilen kısıtlamalara karşı hareket edecekler varsa , kendilerine en ağır cezaların verileceğini bilsinler.’ Bu bronz bir levhaya kaydedilecektir; çünkü Senatus bunun böyle olmasını uygun görmüştür. Bu levha da kolayca okunabilecek bir yere asılmalıdır. Bu bildirinin size ulaşmasından sonra on gün içinde Bacchusçu tapım yerlerini belirlemelisiniz. Eğer yaşadığınız bölgelerde bunlardan biri varsa, yukarıda kaydedildiği gibi, içlerinde kendi dinimize ilişkin kutsal birşey yoksa, yok edilmelidir.”

Kararın ardından Romalı yetkililerin başarılı çalışmaları ile yedi bine yakın kişi yakalanmıştır. Davaları bir ay kadar sürdükten sonra bir kısmı mahkûm edilmiş, bir kısmı öldürülmüştür.