Tanrılar Tablosunda Olan Değişim

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 09-01-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yunan tanrıları insan biçiminde olmakla ve insana özgü yetkinliklerin ve hatta eksikliklerin en abartılmış biçimleriyle donatılmış bulunmakla birer insan azmanı gibidirler. Yaşamları insan yaşamını, insanın toplumsal, ailevi, bireysel yaşamını andırır ya da yansıtır. Mısır’da olduğu gibi burada da her tanrı bir kentin koruyucusudur: Athena Atina’yı, Artemis Ephesos’u korur. Dinsel yaşam toplumsal yaşama sıkı sıkıya bağlıdır: tanrılara saygı göstermeyenler topluma karşı suç işlemiş olurlar. Çok karmaşık tanrılar tablosu başlangıçta yalındı, yeni ögeler kazanarak gelişti. Bu gelişimde Yunanlıların başka ülkelerle ilişkilerine girmesi de belirleyici olmuştur. Akalar zamanında tanılar tablosu iki kişilikti, Zeus’un yanında Hera’nın ilk biçimi olsa da Hera’yı andırmayan bir tanrıça yer alıyordu. Zeus çok zaman baba olarak, ışıklı göklerin tanrısı olarak, tanrıça da toprak ve ana olarak düşünülüyordu. Zamanla pekçok değişiklik oldu. Yunan toplumu bir erkekler toplumuydu, bu durum seviciliğin ve oğlancılığın yayılmasını getirdi ve tanrılar düzeninin yapısını da etkiledi. Yunanistan’da dor egemenliği geliştikçe tanrıçalar önemlerini yitirmeye başladılar. Eski Yunanlılar iyi tanrıçaların tümünü Giritlilerden almışlardı. Bu iyi tanrıçaların başında Demeter gelir. Bazı tanrıçalar da Mikenai kaynaklıdır, Hera, Athena, Artemis bunlardandır. Bazı tanrıçalar daha yenidir: Akalar zamanında, yalnız yaşayan Aphrodite de, “bekar” tanrı Apollon da yoktur.

Yunan Mitolojisinde Titanlar

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 08-01-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , ,

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Titan’lar

Tanrılar oluşmuş varlıklardır, doğal olarak oluşumlarının bir tarihi vardır. Bu tarih içinde Titan’lar yaratıcı evrensel güçle tanrılar arasında bir geçiş yeri oluştururlar. Titanlar eski tanrılardır, iri ve güçlü varlıklardır. Önceleri onlar egemendiler. En önemlileri Kronos’tu. Oğlu Zeus yönetimi ele alana kadar tüm tanrıların başında o bulundu. Okeanos ya da evreni çevreleyen ırmak; karısı Tethys; güneşin ve ayın babası Hypeiron; belleği simgeleyen Mnemosyne adaleti simgeleyen Themis; dikkati simgeleyen İapetos; dünyayı omuzlarında tutan Atlas; insan türünün kurtarıcısı Prometheus başlıca titanlardır. Bunlar yönetimin Zeus’a geçişiyle silinip gitmediler, ikincil bir yer tutarak varlıklarını sürdürdüler. Belki de gittikçe karmaşıklaşan, yönetilmesi gittikçe zor olan bir dünyada onların birincil bir yer tutması olanaksızdı. Titanlar arasında sonradan en çok Prometheus önemsenmiştir. Prometheus tanrılılardan tiksiniyordu. Bilinç simgesi olan ateşi tanrılardan çalıp insana armağan etmiş, insana insanlığını kazandırmıştı. Bunu yaparken Zeus’la kötü olmayı bile göze almıştı. “Prometheus insanlık tarihinin ilk azizi, ilk kahramanıdır” der Marx. Zeus elbette tanrılığın insana geçmesini hoş karşılamayacaktı. Prometheus’u bir dağın tepesinde zincire vurdular. Bir kartal onun karaciğerini durmadan yiyordu, ne var ki karaciğer tükenmek bilmiyordu. Prometheus’u bu sonsuz acıdan kurtaran Herakles oldu. Güçlülüğün simgesi kahraman Herakles kartalı öldürdü ve Prometheus’un sonsuz cezasına son verdi.

Yeryüzünün Küçük Tanrıları

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Bir de yeryüzünün küçük tanrıları vardır. Bunlardan “İyi Tanrıça” diye adlandırılan Demeter buğday tanrıçasıdır, bereket ve toprak tanrıçasıdır. Kronos’la Rea’nın kızıdır. Eleusis prensleri arasında yerleşen ve Eleusis’te bir tapınak kuran Demeter bu prenslerden Triptolemos’u kendisine yardımcı seçmiştir. Triptolemos dünyayı dolaşarak insana tarımın inceliklerini öğretir. Şarap ve bağ tanrısı Dionysos da küçük tanrılardandır. Bazı kaynaklara göre sonradan tanrı olmuştur. Bu belirleme belki de şaraba ve sarhoşluğa karşı hoşnutsuzluğu ortaya koymaktadır. Bazı kaynaklara göre Dionysos Zeus’un ve Semelle adlı Thebai’li bir kadının oğludur. Tüm tanrıların annesi de babası da tanrıyken onun babası tanrı annesi insandır. Zeus, Semele’yi çılgınca sevmiştir. Bu büyük sevgi içinde Zeus bir gün semele’ye dile benden ne dilersen der. O da Zeus’u tüm görkemiyle yıldırım tanrısı biçiminde görmek istediğini söyler. Zeus onun isteğini yerine getirir, ama o zaman yıldırımlar Semele’yi öldürür. Semele o sırada gebedir. Zeus ana karnındaki bebeği çekip alır, doğum günü gelene kadar onu Hera görmesin diye kasığında saklar. O zaman Hermes onu kaçırır ve Nysa’daki Nymphe’lere bırakır. Bu Nymphe’ler Hydes diye bilinen periler olmalıdır. Periler Hera’dan çekindikleri için bebek Dionysos’u İra’ya bırakırlar. Zeus da Nymphe’leri yıldız yapıp göklere yerleştirir. Dionysos şarap ve bağ tanrısı olduğu kadar üreme tanrısıdır, dünyanın her yerinde insanlara üzüm yetiştirmeyi öğrettiği gibi kendi gizlerini de öğretmiştir. Arkadia çobanlarının tanrısı Pan da küçük tanrılardandır. Hermes’in oğludur, sevinçli ve gürültücü bir tanrıdır, yarı hayvandır, boynuzları vardır, keçi ayaklıdır, çobanların koruyucusudur. Pan eşsiz bir müzikçidir kavalıyla en güzel ezgileri çalar, orman Nymphe’leri dansederken onlara arkadaşlık ve eşlik eder. Her yırtıcı ortamda, dağlarda tepelerde, ormanlarda görünebilir. Hep aşk içinde yaşar, gönlünü her zaman bir başka Nymphe’ye kaptırır. Aşklarına karşılık bulamaz. Kuyruğuyla, yamuk burnuyla çok çirkindir. Pan’ın bazen oğlu bazen kardeşi olarak belirlenen Silenos suları simgeler. Her zaman sarhoş dolaşan sevinçli bir ihtiyardır. İri yapılıdır. Yürüyemeyecek kadar içtiği zamanlar eşeğiyle dolaşır.

Pan gibi küçük boynuzlu, küçük ayaklı keçiler biçiminde tanıtlanan Satyros’lar; güzel, sevimli kadınlar olarak tanıtlanan dağ cinleri Oreades’ler; orman ya da ağaç perileri Dryas’lar; yarı insan yarı at Kentauros’lar; yılanlı başlarında domuz dişleri taşıyan canavar Gorgona’lar; belden aşağısı kuş ya da balık biçiminde kötü ruhlu Siren’ler de tanrısal kişilikli varlıklardır.

DÜŞÜNCE TARİHİ
Afşar Timuçin
Bulut Yayınları
3. Basım, 2000

Sf. 155-179

Zeus ve Hera

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 16-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , ,

Zeus, Girit’teki İda dağında doğmuştur. Babası Kronos onu yemeye çalışırken annesi Rea araya girmiş, bebeği gözden uzak bir yerlerde nymphe Amaltheia’ya bırakmıştır. Evrenin Kronos’dan soraki baş efendisi Zeus yağmur yağdırmak, rüzgar estirmek, şimşek çaktırmak gibi işler yapar. Denizciler ondan çok çekinirler. Tanrılar tanrısı olmakla birlikte mutlak tanrı değildir Zeus. Öbür tanrılara istediğini yaptırmak gibi bir yetkisi yoktur. Homeros onu “insanların ve tanrıların babası” olarak nitelendirir. İnsan topluluklarını korumak, toplum düzenini ayakta tutmak, savaşanlara yardım etmek onun işidir. Zeus en çok aşklarıyla ünlüdür. Toprağın üstünde egemendir ama en çok kadınlara egemen olmak ister gibidir. Aşka değil kadına düşkündür. Kadınları baştan çıkarırken ahlaki kaygılara düşmez. Bu anlamda bir tanrıdan çok bir insandır. Bir kadından bir kadına koşar. Karısı Hera’dan çekindiği için bu yolda olmadık oyunlara başvurur. Genellikle hayvan kılığına bürünerek kadınları baştan çıkarır. Gene de ahlakçıdır, bütün dünya ahlak açısından zora düşünce Zeus şimşek çaktırır. Bütün tanrılar Zeus’a başeğerler. Kimseye acımayan Zeus karısı üzerinde de tam anlamıyla egemendir, karısı onun buyruklarını adaletsiz bulsa da yerine getirmek zorundadır. Zeus’la kimse tartışamaz, o istediğinde tanrılara da insanlara da büyük acılar verebilir. Başlangıçtaki gençliğinden ve yumuşaklığından iz kalmamıştır, o artık korkulası bir ihtiyardır. Hem karısı hem kızkardeşi olan evlilik tanrıçası Hera kocasına çok kızar ve onu adım adım izler. Gene de evlilikleri en uygun evlilik sayılmıştır. Hera’nın kocasını izleyişi yalnızca kadınlık duygularının etkisiyle olmaz. O böyle bir titizliği daha çok evlilik kurumunu ayakta tutabilmek adına sürdürür. Evliliğin koruyucusu Hera evli kadınlarla özel olarak ilgilenir. Bir özelliği de kinciliğidir, kendisine yapılan bir kötülüğü, hatta bir yanlışlığı hiç unutmaz. Hera kocasını adım adım izleyişiyle kıskançlığın simgesi olmuştur. Hera aynı zamanda kahramanların koruyucusu ve kahramanlık duygusunun esinleyicisidir.

DÜŞÜNCE TARİHİ
Afşar Timuçin
Bulut Yayınları
3. Basım, 2000

Sf. 155-179

Zeus’un Tanrıçalarla olan Evlilikleri

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 16-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , ,

Zeus’un Evlilikleri ve Bunlardan Doğan Çocukları

Metis: Athena
Themis: Horalar, Moiralar
Dione: Aphrodite
Eurynome: Musalar
Leto: Apollon, Artemis
Demeter: Persephone
Hera: Ares, Hebe, Eileithyia, Hephaistos

Zeus ve Europa

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 12-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Europe (Avrupa), tanrılar tanrısı Zeus’un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış, bütün bir kıtaya adını vermiştir. Avrupa, “akşam güneşi” veya “güneşin battığı yer” anlamını taşır.

Avrupa adına (Avropa), İ.Ö.8. ya da 9. yüzyılda yazıldığı öne sürülen Apollo’ya adanmış Homerik İlahi’de rastlanır.

Orada Avropa adı ile anılan yer Mora-Peloponessos yarımadası ve Ege adalarının karşı taraflarındaki yerlerdir. Bu öykü 3.yüzyılda yaşamış İskenderiyeli bir şairin Moskhos Şiirinde anlatılır.Zeus’la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. Europe’nin ünü daha da yaygındır. İo’nun yıllarca acı çekmesine karşılık Europe (Europa), bir boğa sırtında denizler aşıvermesinin yarattığı birkaç saniyelik şaşkınlık ve korku bir yana bırakılırsa hiç üzülmemiştir, denebilir. Zeus’la seviştiği sırada Hera neredeydi bilinmiyor. Bilinen bir şey var, Tanrılar Tanrısı, gamsız, tasasız, gönlü ne dilerse onu yapıyordu.Zeus bir ilkbahar sabahı, gökteki sarayında oturmuş, yeryüzünü gözetliyordu. Gözleri ansızın ilgi çekici bir yaratığa ilişti. Europa’nın babası Tyr yada Sidon kralıdır. Güzel Europa, uykudan uyanmış, gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. İki kıta, kadın kılığında, kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. Europa’yı doğurduğunu ileri süren Asya, onu kendisi almak istemişti. Öteki kıta ise, Zeus’un Europa’yı kendisine verdiğini söylemişti.Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Europa, kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topladı.Deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. Orada oyunlar oynarlar, sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. Hepsi de bilirdi ki en güzel sepet Europa’nın sepetidir… Topal Tanrı Hephaistos yapmıştı o sepeti. Üstünde İo ‘nun inek oluşu, Argos’un öldürülüşü, sonra Zeus’un İo’yu yeniden kadın kılığına sokuşu çiziliydi. Zeus onu görünce dayanamadı. Zaten Aşk Tanrıçası Afrodit’in oğlu Eros’a söylemiş, oda oklarından birini Zeus’un kalbine saplamıştı.Hera uzaklardaydı o sırada, ama Zeus yine de korktu. Bir boğa kılığına girdi.Çiçek toplayan kızların arasına girdi. Yaşıtları gibi, Europa’da boğayı görür görmez dayanamayıp yanına geldi, onu sevdi, okşadı. Hemen eğildi boğa, Sanki Europa’nın sırtına binmesini ister gibiydi..Sırtına bindirip gezdirecek bizi,Öyle tatlı, öyle güzel boğa ki bu,Hiç boğaya benzemiyor, iyi bir insan gibi yalnız konuşamıyor.Europa gülümseyerek, boğanın sırtına oturdu. Ötekilerinde binmesine fırsat vermedi Zeus, fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyordu. Yanlarında. Önlerinde, arkalarında garip deniz tanrıları Nereid’ler, boruları öttürerek Tritonlar ve Zeus’un kardeşi Posedion gidiyordu. Sulardan gördüğü yaratıklardan korkan Europa, düşmemek için bir eliyle boğanın kocaman boynuzunu tutarken, öteki eliyle de, ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu. “ Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır” diye düşünüyordu. Sonunda dayanamadı, kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. Boğa cevap vererek kendisinin Tanrılar Tanrısı Zeus olduğunu, ona tutulduğunu,Girit adasına gittiklerini söyledi. Bir süre sonra Girit adasına ayak bastılar. Orada mevsimler karşıladı kendilerini. Zeus Gortyna’da bir kaynağın yanında, çınar ağaçlarının altında genç kızla birleşti. Europa Zeus’a üç oğul verdi. Minos, Sarpedon ve Radamanthys daha sonra Zeus, Europa’ya üç armağan sundu: Girit kıyılarını herhangi bir yabancının ayak basmasına karşı koruyan tunçtan robot Talos, avını hiç bir zaman kaçırmayan bir köpek ve hedefinden hiç bir zaman şaşmayan bir av mızrağı.

Lydıa’lı Arakne’nin Örümcek Oluşu

Kategori: (Efsaneler, Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 12-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , ,

Athena insanlarin yaptigi bütün sanatlarin ve islerin, özellikle kadinlarin yaptiklari ince nakislarin islemelerin koruyucusu idi. Hera’nin gelinligini kendi elleri ile hazirlamisti. Bu gibi islerde oldukça basarili olan Yunanli kadinlar sanatlarini Athena’yi çalisirken seyrederek ögrendiklerini, onun ögütlerini dinlediklerini söyleyerek övünürlerdi. Fakat iyi kalpli yumusak Athena’nin da zaman zaman öfkeye kapilip kalp kirdigi, intikam aldigi olurdu.

Efsaneye göre Lydia’li güzel bir kiz olan Arakne ( Arachne) gergef islemekte, oya yapmakta o kadar basariliymis ki arada sirada Nympha’lar bile, ormanlardan ve su baslarindan ayrilarak onu izlemeye gelirlerdi. Bir gün periler ona bu güzel sanati bu kadar hos geregef islemeyi sana Zeka Tanriçasimi ögretti diye sordular. Arakne ise “O kim benimle boy ölçüsebilir, ben bu iste herkesi hatta Athena’yi bile geride birakirim ” diye karsilik verdi.

Athena bütün bunlari duymustu. Ihtiyar bir kadin sekline girerek Arakne’nin yanina geldi. “Kizim ” dedi ” Ihtiyarlik insana yalniz keder ve üzüntü getirmez, tecrübe de getirir. Ögütlerimi yabana atma, evet sen sanatinda çok basarilisin, bütün kadinlari, kizlari geçebilirsin fakat bir tanriçanin gücü, sanati herseyin üstündedir. Kendini okadar büyük görme.

“Ben gurura kapilmiyorum, kendimi büyük görmüyorum, gerçegi söylüyorum. Isterse Athena gelsin, ben onunlada yarisa girerim dedi.

“Iste geldi, hodri meydan” demis. Ellerine aldiklari gergefleri büyük bir hiz ve incelikle islemeye baslamislar. Athena dogal olarak tanri ve tanriçalarin mekani Olimpos’tan ve tanri ve tanriçalarin yaptigi büyük islerden sahneler islerken; Arakne tanri ve tanriçalarin ask sahnelerinden görüntüler islemekteymis. Athena ki, hakkinda hiçbir sekilde ask dedikodusu olmayan ve namus kavraminin timsali ve koruyucusu olarak bilinmekte, isleriyle mesguliyeti nedeniyle evlenmemis bir tanriçaymis. Bir gün kendisini nehirde yikanirken gören yasli bir adami bile kör etmisken, bu tür sahnelerin resmedilmesine tahammül etmesi beklenemezdi. Sonunda her ikisi de gergef islerini bitirmisler. Athena Arakne’nin yaptigi gergefi alip, yirtmis. Arakne bu davranisa karsilik olarak , kendini öldürmek istemis. Athena da “Madem sınırını bilmiyorsun ve ayrica kendini bu iste bir numara görüyorsun, sen bundan sonra ömrünü ag üzerinde desen isleyerek geçireceksin” diyerek onu örümcege çevirmis.

O günden beri de örümcekler, bu durumun utanci ile hep kuytu köselerde ve sessiz sedasiz bir sekilde aglarini örmüsler.