Yunan Mitolojisinde Tufan

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , , , ,

Pandora’nın yaratılması ve yeryüzüne gönderilmesinden sonra, insan soyu çoğalmaya başlar. Beraberinde kötülüklerde çoğalır. İnsanlar tanrılara yüz çevirirler. Zeus, insan ırkını suyla yok etmeye karar verir. Islak kanatlı yelleri sarar ortaya, ırmaklar, dereler, hızla ağaçları, hayvanları, insanları, evleri sürükler. Denizler birbirine karışır. Sonunda tanrı sakinleşince bir kayıktaki kadınla erkeği fark eder; Prometheus’un oğlu Deukalion’nu ve Epimetheus’la Pandoranın kızı Pyrrha’yı tanır. Onları Parnassos’a, su yüzeyinde görülen tek dağa yönlendirir. İkisi de, tanrılara şükrederler. Themis onlara, annelerinin kemiklerini alıp omuzlarının üzerinden atmalarını söyler. Deukalion, bu sözlerden anladığı; her şeyin anası olan yerin kemiklerinden, taşların kastedildiğini anlar. Deukalionun attığı taşlardan erkekler Pyrrha’nın attıklarından kadınlar türer.

* * *

Olympos tanrılarının kuvvet ve kudretine karşılık Prometheus’da kurnazlık ve zeka vardı. Titanların meşhur isyanları sırasında tarafsızlığını muhafaza etmiş ve baş kaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus’un gözüne girmeyi başardı. Zeus onu Olympos’a ölmezler arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kalbinde kin besliyordu. Bu nedenle Tanrıları inkar edecek, hiçe sayacak, işleyeceği kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluku insanı yaratarak dedelerinin öcünü almayı planladı.

Prometheus’un ilk insanı su ile değil kendi gözyaşı ile yoğurduğu balçıktan yarattığı söylenir. İnsan belki de bu yüzden tabiatın en aciz mahlukuydu, kendisini koruyacak hiçbir şeyi yoktu. Fil gibi kuvvetli hortumu, aslan gibi pençesi, kuş gibi kanadı, at gibi koşacak bacakları yoktu. Daha doğuştan ıstırap ve üzüntüler yakasına yapışıyordu. İlk insanlar çiğ meyveler ve kanlı etlerle besleniyordu, güneşsiz oyuklarda barınıyor, sürünerek girdiği mağaralarda geceyi geçiriyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan Prometheus onları vahşi hayvanlardan korumak ve toprağı sürmeye yarayacak aletler elde etmek için madenleri işlemeyi öğretmek ve ateşi vermeyi düşündü.

İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kaplı olan Ferule’den (Şeytantersi Ağacı) bir dal aldı ve Lemnos Adasına gitti. Hephaistos’un (Ateş Tanrısı) alevler saçan ocağından kızgın bir kıvılcım çaldı. Elindeki sopanın özünün içine sakladı, kendisi de bir siyah bir de beyaz atın arasında tutunarak görünmeden kaçmayı başardı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara götürdü. Derler ki o günden sonra ateş (akıl) beyaz ve siyahın enerjisini almıştır, onunla aydınlık da yaratılır karanlık da.

O günden sonra insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. Yiyecekleri pişiriyor, soğuk havalarda ısınıyor, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak aydınlanıyorlardı. Zamanla zavallılıklarını unutarak, kendilerini tanrılarla eşit görmeye başladılar. Zeus bunların olacağını bildiğinden insanlığı kutsal ateşten mahrum bırakmıştı. Kendi haberi olmadan ateşi çalan ve insanları şımartan Prometheus’a çok kızdı ve onu Kafkas Dağlarının en yalçın tepesine gönderdi. Hephaistos’u (Yanardağların, ateşin, sanayinin tanrısı/ Aphrodite’in eşi) çağırarak bu saygısız Titan’ı bir kayaya çaktırdı. İlahi demirci istemeyerek de olsa Zeus’a boyun eğdi.

- Ey Prometheus dedi. Bu çekiçleri ve bu zincirleri görüyor musun? Bunlar senin bahtsızlığını ve benim sonsuz üzüntümü hazırlayacaklar. Seni bu vahşi kayaya çivileyeceğim.Artık sen buradan hiç insan sesi işitmeyeceksin, teselli ve acımak sana yüzünü göstermeyecek, güneşin kızgın ışınlarıyla kuruyarak vücut çiçeğin solacak. Çok sonra gece yıldızlı mantosunun altında geldiğinde sen kalbinde bitmez acılar bulunan bir keder nöbetçisi, bu korkunç yerde, hiç dinlenmeden, uyku nedir bilmeden, dizlerini bükmeden yalnız başına kalacaksın. İniltilerini insafsız kayalardan başka duyan olmayacak. Boş yere feryat edeceksin.

Bunları söyleyen Hephaistos bahtsız Prometheus’un ayaklarına, kollarına kırılmaz zinciri geçirdi, sağlam kayaya çaktı. Bununla da bitmedi. Her sabah kocaman bir kartal geliyor ve süzülüp Prometheus’un ciğerlerini yiyordu. Sivri tırnaklarını göğsüne batırıyor, ciğerini didikliyordu. Akşama kadar onun yediği ciğer, gece sabaha kadar tekrar eski haline geliyor ve işkence aynen devam ediyordu. Bu işkence 30 sene sürdü, sonra Zeus onu affetti ve ölmezler arasına aldı.

Başka bir mite göre de Prometheus heykel yapmasını bilen bir Titan’dı. sadece bir insan değil birçok adamlar yapmış ve onlara can vermişti. Atölyesinde kollar, bacaklar, gövdeler, kafalar, kalpler yapıp, birbirine ekleyerek tamamladığı heykelleri raflara diziyordu. O sırada Dionysos (Şarap Tanrısı) atölyeye geldi, çok çalıştın yoruldun, biraz dinlenip içelim dedi. Prometheus atölyesine döndüğünde sarhoştu. Bu yüzden bazı hatalar yaptı, küçük bir gövdeye koca bir baş, iri bir gövdeye ait olan kolları küçük bir gövdeye taktı. Derler ki hayatta koca başların, uzun bacakların, düzensiz vücutların sebebi de Prometheus’un sarhoş anlarıdır.

Yunanlılara göre Prometheus sadece erkekleri yaratmıştı. Kadın o devirde mevcut değildi. İnsanların ömürleri güzel geçiyor, neşe içinde yaşıyor, huzur içinde ölüyorlardı. Ne zamanki ateşi elde ettiler, gururlanıp Tanrılığa soyundular. Madenleri eritip silahlar yaptılar, birbirlerini boğazladılar, Prometheus’un verdiği seytani zekayla erdemlerini kaybedip, kabalaştılar, bütün iyi huyları kalplerinden kovdular. Manevi bir sefalete düştüler. Eğer Prometheus aklın sembolü olan ilahi ateşi Tanrılardan çalıp insanlara vermeseydi, bu mahluk bu kadar sefil olmayacaktı.(Belki akla ikna olup aşkı üzenler Tarkan’ın şarkısındaki gibi o zaman da akıl değil huzur istemeliydiler kim bilir!) Prometheus’un kurnazlıkla çaldığı akıl onları şımartınca Zeus yalnız erkeklerden ibaret olan bu yüzsüz ve terbiyesiz mahlukların başına bela olarak kadını gönderdi. Zeus usta bir Tanrı olan Hephaistos’u çağırdı ve ona kadını yaratmasını emretti. Hephaistos balçığı su ile yoğurdu ve eşi Aphrodite’i model alarak ilk bakirenin vücudunu yaptı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine Prometheus’un çaldığı ateşten bir kıvılcım koydu. Bütün tanrı ve tanrıçalar ona bir şeyler armağan etti ve ona Pandora (bütün armağan) ismini verdiler. Aphrodite güzellik, Hermes hıyanet ve aldatıcı sözler, Zeus da esrarlı bir kutu armağan etti ve ona bu kutuyu asla açmamasını söyledi. Zeus Pandora’yı Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a hediye olarak gönderdi. Her ne kadar Prometheus kardeşine Zeus’tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etmemesini söylediyse de Pandora’nın güzelliğine hayran olan Epimetheus onu alıp insanların arasına götürdü. Pandora dünyaya gelir gelmez sabırsızlık ve merakla “Acaba kutunun içinde ne var?” diyerek kapağını açtı. Kutunun içinden hastalık, keder, yalan, riya, şehvet, insanların felaketini hazırlayan ne varsa fırlayıp kuşlar gibi uçuşarak dünyaya yayıldı. Pandora hatasını anlayıp kutuyu kapattı ama geç kalmıştı, bu arada insanları yaşatacak, teselli edecek “ümit” de kutunun içinde kapalı kaldı. Zeus ilk kadınla birlikte tüm fenalık ve ıstırapları da dünyaya göndermişti.

Buna rağmen Zeus’un kini sönmedi. Bir tufan çıkararak insanları boğarak öldürmek istedi. Fakat kurnaz Prometheus bir kayık yaparak kendi oğlu olan 1 erkek (Deukalion/ dindar insan) ve 1 dişiyi (Sofi /dişil enerji, insanlığın ulaşabileceği son nokta, 7.mertebe/Zeus’un Meliades perilerinden olma kızı olduğu söyleniyor.) bu kayıkta saklayıp tufandan kurtardı. Derler ki tufandan kurtulan Deukalion Zeus’a bir kurban kesmiş, o da kendisine yalvaran bu dindarı ve eşi olan öz kızını affetmiş ve ilk adağını yerine getireceğini söylemiştir. Deukalion insanlığın tekrar yaratılmasını istedi. Zeus Themis’i (adalet tanrıçası) çağırdı. Themis “başınıza birer örtü sarınız, kemerlerinizi çözünüz ve yerden aldığınız taşları arkanıza atınız” dedi. Deukalion’un attığı taşlar erkeklere, Sofi’nin attıkları ise kadınlara dönüştü. Onlar 2. defa taştan yaratıldıklarından her şeye katlandılar. İşte Prometheus ve insanlığın masalı…

Masallar ,
Evrensel ve sonsuz, yersiz yurtsuz ve
Sahiplenilemeyen,
İnandığınız sürece olan…
En cesur, en ümitli zamanlarımız değil miydi
Çocukluğumuz?
Unuttuk, uzaklaştık,
Büyüdük!
Oysa hep yanımızda değil mi?
Periler, cadılar, kurnaz tilkiler, hain kurtlar,
Şaşkın kargalar, haramiler, krallar, kraliçeler,
Prensler,prensesler…
Herkesin her şeyin masalı yok mu?
Birinin masalıdır belki aslolan yaşam da!
Biz de o masalın kahramanları…
Ancak masallara inananların bildiği gibi,
Tüm masalların ortak yönü sonucudur!

Prometheus’un Ateşi Çalması

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 24-02-2009

Etiketler : , , , , ,

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Zeus ölümlüleri ve onların koruyucusu Prometheus’u cezalandırmak amacıyla, ve bir daha etlerini pişirmesinler diye ateşi saklar. Ne var ki, kurnaz prometheus Zeus’u bir kez daha kandırır. Olympos’a çıkar, orada güneşin alev alev yanan tekerleğinden bir kıvılcım çalar ve bunu bir rezene kabı içine koyarak ve insanlara götürür. Başka bir anlatıma göre Prometheus ateşi Hephaistos’un ocağından çalmıştır. Zeus, ateşi tekrar insanlarda görünce daha çok öfkelenmiş. Hem insanları Hem de kendisine karşı gelen Prometheus’u cezalandırmak için yeni çareler düşünmüş.

Üç Tanrıça – Artemis – Aphrodite – Hestia

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , ,

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Üç Tanrıça

Olympos’ta Athena’dan başka üç önemli tanrıça daha vardır.

Bunlardan bakire Artemis yırtıcı hayvanların tanrıçasıdır. Ormanlarda, dağlarda dolaşır, Ay’ı simgeler. Kuşların yavrularını koruduğu için “gençliğin koruyucusu” olarak nitelendirilmiştir. Zaman zaman kinci ve acımasız bir tanrıça olarak gösterilmiştir. Elinde bir yay tutar, gebe kadınları oklarıyla öldürür, böylece bakireliğini korumuş olur.

Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite çekiciliğiyle insanları ve tanrıları baştan çıkarır. En bilge kişiler bile onun dayanılmaz güzelliğine yenik düşerler. İliada’da Zeus’un ve Dione’nin kızı olarak gösterilmiştir. Daha sonraları deniz köpüğünden (yun, aphros) olduğuna inanılmıştır. Bazı kaynaklarda ateş tanrısı çirkin Hephaistos’un karısı olarak gösterilir. Aphrodite güzellik tanrıçası olarak hem doğurma içgüdüsünü öne çıkarır hem de bu yönde insanları tutkulu kılar. Her şeyden önce doğurucu ve çekici kadınlığı simgeler.

Bakire Hestia Kronos ile Rea’nın kızı, Zeus’un kızkardeşidir. Poseidon ve Apollon’la yaşadığı aşk bakireliğini bozmamıştır. Silik bir kişiliği vardır, tanrılara ve insanlara belli bir yükümlülüğü yoktur. Ateş tanrıçası olarak bilinir ve aileyi simgeler. Sofraya oturuşta ve sofradan kalkışta adı anılır. Her kentte saygı görmüş, her kentte adına sürekli bir ateş yakılmıştır. Koloniler kurulurken bir kentten ayrılanlar yeni kentlerinin ocağına bu ocaktan ateş taşımışlardır.

DÜŞÜNCE TARİHİ
Afşar Timuçin
Bulut Yayınları
3. Basım, 2000

Sf. 155-179

Zeus’un Evlilikleri ve Bunlardan Doğan Çocukları

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 16-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tanrıçalarla olan Evlilikleri
Metis: Athena
Themis: Horalar, Moiralar
Dione: Aphrodite
Eurynome: Musalar
Leto: Apollon, Artemis
Demeter: Persephone
Hera: Ares, Hebe, Eileithyia, Hephaistos

Kadınlarla olan Birliktelikleri
Alkmene: Herakles
Antiope: Amphion, Zethos
Kallisto: Arkas
Danae: Perseus
Aigina: Aiakos
Elektra: Dardanos, İasion, Harmonia
Europa: Minos, Sarpedon, Rhadamanthys
İo: Epaphos
Laodameia: Sarpedon
Leda: Helena, Dioskurlar
Maia: Hermes
Niobe: Argos, Pelasgos
Pluto: Tantalos
Semele: Dionysos
Taygete: Lakedaimon

Olympos Tanrıları

Uranos ve Gaia = Uranos’tan Aphrodite doğar. Bu evlilikten Sonrasında:

Koios ve Phoibe; Leto ve Zeus= Apollon, Artemis. Asklepios

İapetos ve Klymene; Atlas ve Pleione; Maia ve Zeus= Hermes

Rhea ve Kronos= Hestia, Hades, Poseidon, Demeter, Zeus

Zeus ve Hera= Ares, Hebe, Eileithyia, Hephaistos ve Zeus’tan doğan Athena

Tanrı Dionysos’tan ise Theogonia’da neredeyse hiç bahsedilmez.

Zeus’un Tanrıçalarla olan Evlilikleri

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 16-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , ,

Zeus’un Evlilikleri ve Bunlardan Doğan Çocukları

Metis: Athena
Themis: Horalar, Moiralar
Dione: Aphrodite
Eurynome: Musalar
Leto: Apollon, Artemis
Demeter: Persephone
Hera: Ares, Hebe, Eileithyia, Hephaistos

Zeus ve Europa

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 12-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Europe (Avrupa), tanrılar tanrısı Zeus’un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış, bütün bir kıtaya adını vermiştir. Avrupa, “akşam güneşi” veya “güneşin battığı yer” anlamını taşır.

Avrupa adına (Avropa), İ.Ö.8. ya da 9. yüzyılda yazıldığı öne sürülen Apollo’ya adanmış Homerik İlahi’de rastlanır.

Orada Avropa adı ile anılan yer Mora-Peloponessos yarımadası ve Ege adalarının karşı taraflarındaki yerlerdir. Bu öykü 3.yüzyılda yaşamış İskenderiyeli bir şairin Moskhos Şiirinde anlatılır.Zeus’la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. Europe’nin ünü daha da yaygındır. İo’nun yıllarca acı çekmesine karşılık Europe (Europa), bir boğa sırtında denizler aşıvermesinin yarattığı birkaç saniyelik şaşkınlık ve korku bir yana bırakılırsa hiç üzülmemiştir, denebilir. Zeus’la seviştiği sırada Hera neredeydi bilinmiyor. Bilinen bir şey var, Tanrılar Tanrısı, gamsız, tasasız, gönlü ne dilerse onu yapıyordu.Zeus bir ilkbahar sabahı, gökteki sarayında oturmuş, yeryüzünü gözetliyordu. Gözleri ansızın ilgi çekici bir yaratığa ilişti. Europa’nın babası Tyr yada Sidon kralıdır. Güzel Europa, uykudan uyanmış, gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. İki kıta, kadın kılığında, kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. Europa’yı doğurduğunu ileri süren Asya, onu kendisi almak istemişti. Öteki kıta ise, Zeus’un Europa’yı kendisine verdiğini söylemişti.Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Europa, kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topladı.Deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. Orada oyunlar oynarlar, sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. Hepsi de bilirdi ki en güzel sepet Europa’nın sepetidir… Topal Tanrı Hephaistos yapmıştı o sepeti. Üstünde İo ‘nun inek oluşu, Argos’un öldürülüşü, sonra Zeus’un İo’yu yeniden kadın kılığına sokuşu çiziliydi. Zeus onu görünce dayanamadı. Zaten Aşk Tanrıçası Afrodit’in oğlu Eros’a söylemiş, oda oklarından birini Zeus’un kalbine saplamıştı.Hera uzaklardaydı o sırada, ama Zeus yine de korktu. Bir boğa kılığına girdi.Çiçek toplayan kızların arasına girdi. Yaşıtları gibi, Europa’da boğayı görür görmez dayanamayıp yanına geldi, onu sevdi, okşadı. Hemen eğildi boğa, Sanki Europa’nın sırtına binmesini ister gibiydi..Sırtına bindirip gezdirecek bizi,Öyle tatlı, öyle güzel boğa ki bu,Hiç boğaya benzemiyor, iyi bir insan gibi yalnız konuşamıyor.Europa gülümseyerek, boğanın sırtına oturdu. Ötekilerinde binmesine fırsat vermedi Zeus, fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyordu. Yanlarında. Önlerinde, arkalarında garip deniz tanrıları Nereid’ler, boruları öttürerek Tritonlar ve Zeus’un kardeşi Posedion gidiyordu. Sulardan gördüğü yaratıklardan korkan Europa, düşmemek için bir eliyle boğanın kocaman boynuzunu tutarken, öteki eliyle de, ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu. “ Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır” diye düşünüyordu. Sonunda dayanamadı, kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. Boğa cevap vererek kendisinin Tanrılar Tanrısı Zeus olduğunu, ona tutulduğunu,Girit adasına gittiklerini söyledi. Bir süre sonra Girit adasına ayak bastılar. Orada mevsimler karşıladı kendilerini. Zeus Gortyna’da bir kaynağın yanında, çınar ağaçlarının altında genç kızla birleşti. Europa Zeus’a üç oğul verdi. Minos, Sarpedon ve Radamanthys daha sonra Zeus, Europa’ya üç armağan sundu: Girit kıyılarını herhangi bir yabancının ayak basmasına karşı koruyan tunçtan robot Talos, avını hiç bir zaman kaçırmayan bir köpek ve hedefinden hiç bir zaman şaşmayan bir av mızrağı.

Roma Tanrıları

Kategori: (Roma Mitolojisi) Yazan: admin, 22-10-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Roma Tanrıları

Eski Romalılar ilk önce Predeist bir çağ yaşamışlar. Bu çağda Romalılar hiç bir Tanrıya tapmamışlar. Buna rağmen iyilik ve kötülük anlayışına sahiplermiş ve büyü ile uğraşırlarmış. Zamanla inançlarında ölümsüzler Lar’lar ile Penat’lar ortaya çıkmıştır. Her Roma ailesinin bir Lar’ı, birkaç tane de Penat’ı vardı; bu Tanrılar, yalnız o ailenin olur, kendilerine tapınaklarda tapılınamazdı. Bütün şehri koruyan Larlar ile Penatlar da bulunurdu ayrıca.

Artan savaşlar, ulusların kaynaşması ile birlikte Tanrı inancı Roma’ya da gelmiş. Böylece Yunanların Olimpos Tanrılarını Romalılar da kabul etmiş, yalnız adlarını değiştirmişler. Jupiter (Zeus), Neptunus (Poseidon), Vesta (Hestia), Iuno (Hera), Mars (Ares), Vulcanus (Hephaistos), Minerva (Athena), Venus (Aphrodite), Mercurius (Hermes), Diana (Artemis) isimleri verdikleri Tanrılara inanmışlar. Hades’e Pluton, Dionysos’a Bakkhos demişler, Apollon adını değiştirmemiş olduğu gibi kullanmışlar.

Abeona – Roma mitolojisinde çocukların koruyucusu Tanrıça.

Abundantia – Roma mitolojisinde fazla etkin olmayan bolluk, başarı ve şans Tanrıçası.

Aequitas – Roma mitolojisinde adil işlerin ve anlaşmaların Tanrısı.

Alemonia – Henüz doğmamış çocukları besleyen Tanrıça.

Anna Perenna – Yeni yıl Tanrıçası. Onun festivali Mart ayının 15 de kutlanırdı. Romalılar amnis perennis (“sonsuz akıntı”) kelimesine çeşitli anlamlar vermişler

Antevorte – Roma mitolojisinde geleceğin Tanrıçası.

Appiades – Appian su kemerinin yakınlığında tapınakları bulunan beş Tanrıçaya verilen genel ad. Bu Tanrıçalar: Concordia, Minerva, Pax, Venus, ve Vesta idi.

Aurora – Şafak Tanrıçası. Yunan mitolojisinde ona Eos demişler.

Bellona – Romalı’ların Zafer Tanrıçası. Kapadokya Tanrıçası Ma ve Yunan Tanrıçası Nike ile aynı özellikleri taşımaktadır.

Bubona – Roma mitolojisinde atların ve büyükbaş hayvanların Tanrıçası.

Camenta – (Egeria) Romalıların Doğum Tanrıçası.

Caca – Romalıların Ocak Tanrıçası ve Gigant Cacus’un kızakardeşi.

Concordia – Romalıların Barış Tanrıçası.

Concus – Eski Roma Tanrılarından biri. Gizlemek, örtmek, saklamak Tanrısıydı.

Copia – Servet ve bolluk Tanrıçası.

Dea Dia – Büyüme ve gelişme Tanrıçası.

Dea Tacita – Kelime anlamıyla ‘Sessizliğin Tanrıçası’. Roma mitolojisinde Ölüm Tanrıçası.

Diana – Doğa, verimlilik ve çocuk doğum Tanrıçası. O Capua yanındaki Tifata dağında çalışır ve aynı zamanda Ay Tanrıçası görevini de üstlenmiş. Latinlarin de Tanrıçasıydı.

Disciplina – Roma mitolojisinde Disiplin ve düzen Tanrıçası.

Dius Fidus – Ant ve Yemin Tanrısı. Sabine kökenli bir Tanrıydı.

Duellona – Roma Tanrıçası.

Edusa – Küçük çoçuklara beslenmeyi öğreten Tanrıça.

Egeria – Doğum Tanrıçası. Roma’nın kurucusu Romulus’un koruyucusu.

Eventus Bonus – (Bonus Eventus)’İyi Akşamlar’. İş yaşamında başarı Tanrısı. Ayrıca Hasat Tanrısı olarak da bilinir. Heykeli Roma’da, Jupiter tapınağının yanında konulmuştur.

Genius – Roma Tanrısı. Bir nevi koruyucu melek görevini görüyordu. Her insanın kendine ait bir Genius’u olduğuna inanılırdı.

Grazia’lar – (Graces) – Letafet perilerinin Roma mitolojisindeki isimleri. Yunan mitolojisinde Kharit’ler olarak geçerler. Doğadaki güzellik ve neşe insanların da, Tanrıların da kalplerinde duygukları, güzellik hayranlığı onların eseridir.

Fabulinus – Bebeklerin Tanrısı. Efsaneye göre, bu Tanrı Romalı çocuklara konuşmayı öğretirdi.

Faunus – Vahşi doğanın ve verimliliğin Tanrısı. Nasihatçı olarak da tapınım ve saygı görmüştü. O Yunanların doğa tanrısı Pan ile aynı özellikleri taşımıştır, boynuz ve yeleleri varmış. Büyükbaş hayvanların da koruyucusu olarak bilinmiştir. Ona Roma Kır Tanrıları Faun’lar eşlik ederlermiş. Faun’lar Yunan mitolojisinde Satyr’ler olarak yerlerini almışlar. Faunus’un bayan benzeri Fauna’dır. Kurt suratı, çelenk ve kadeh Faunus’un simgeleridir.

Febris – Telaş ve paniğe karşı koruyucu Tanrıça. Febris (“heyecan”) antik Roma’da üç tapınağa sahipti. Bu tanınaklardan biri Palatine ve Velabrum arasında yer almıştı.

Flora – İlkbaharın taze çiçeklerinin Tanrıçası. Quirinalis yakınında tapınağı vardı. Dördüncü yüzyılda bu Tanrıçanın şerefine, 28 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında Floralia festivali kutlanırdı. Flora Yunanların Chloris’i ile özdeşleştirilmiştir.

İanus – (Janus) – Romalıların inancına göre İanus, evlerin kapılarını bekleyen bir Tanrıydı.

Junon – (Iuno) Romalıların baş Tanrıça Hera’ya taktıkları ad.

Jupiter – Romalıların baş Tanrı Zeus’a verdikleri ad.

Juturne – (Juturna) Romalıların Su Kaynakları Tanrıçası. Jupiter onu periye çevirmiş ve Latium yakınlığındaki Lavinium’da bir su kaynağını ona armağan etmişti. O Fontus (Fons)’un annesi ve Janus’un karısıydı.

Juventus – Gençlik Tanrıçasının adı. Romalılar gençlik çağına giren delikanlılara bu adı koyardı.

Kybele – Roma ve eski Anadolu mitolojisinde Tanrıların anası. Onun karakteri Phyrgia’da ortaya çıkmış, daha sonra Yunanistan’a kadar yayılmıştır. Yunanlarda Rheia onun yerini almıştır.

Lar – Romalıların ocakbaşı Tanrısı.

Larv’lar – Roma inançlarına göre tehlikeli ve insanlara bela olan ruhlar. Anlatılanlara göre, Larv’lar ellerinde uğursuzluğun sembolü olan birer baykuş taşırlardı.

Libitina – Roma da ölüler için yapılan merasimi koruyan Tanrıça

Lima – Başlangıçlar Tanrıçası.

Luna – Romalıların Ay Tanrıçasına verdikleri ad. Yunanlar ona Selene derler.

Lucina – Kadınlara doğumda yardım eden ve sancıları azaltan Tanrıça. Sonraları ‘çocuklara ışık bahşeden’ anlamına gelen Juno adını almıştır.

Maia – Mayıs ayına adını veren Tanrıça. Bu ayda ona kurbanlar verilir, adaklar adanırdı. Mitolojide Maia Vulcan’ın yardımcısıydı. Bazen Fauna ve Ops ile eşit tutulurdu.

Mars – İlk başlarda bitkilerin köklerini besleyen bir Tanrı olmasına rağmen daha sonra Yunan mitolojisinden etkilenerek Savaş Tanrısı sıfatını kazanmıştı. Yunanlıların aksine Romalılar onu severlerdi. Onlara göre ise Mars üstün, soylu bir görünüşü olan hiç yenilmeyen bir Tanrıydı.

Mater Matuta – Romalıların şafak Tanrısı.

Minerva – (Minerve) Romalıların Zeka Tanrıçası Athena’ya verdikleri isim.

Moneta – Başarı Tanrıçası.

Nascio – Roma mitolojisinde Doğum Tanrıçalarından biri.

Necessitas – Zaruret, Zorunluluk Tanrıçasıydı. Kader Tanrıçası olarak da bilinmekteydi. Romalılar onun insan şeklinde olduğuna inanırlardı. Yunanlardaki ismi Ananke idi.

Neptun – Romalıların Deniz Tanrısı Poseidon’a verdikleri ad.

Nerio – Romalılarda savaş Tanrısının karısı olup, kahramanlığı temsil eder.

Nundina – Roma mitolojisinde yeni doğan bebeğe isim takıldığı dokuzuncu günün Tanrıçası.

Occator – Acı ve üzüntü Tanrısy.

Orcus – Ölüm ve yeraltı dünyasının Tanrısı. Bazen çok zalim ve korkunç, bazense oldukça iyi bir Tanrı olarak tanımlanmıştır. Yunan Tanrııs Hades’le aynı özellikleri taşımıştı.

Pales – Romalıların koyun sürülerini koruyucusu olduğuna inandıkları Tanrı.

Parkae – Romalıların Ralih Tanrıçalarına verdikleri ad.

Penat’lar – Romalıların Ev Tanrılarına verdikleri ad.

Pilumunus – Yeni doğan çocukları koruyan Roma Tanrıçası.

Poena – Roma mitolojisinde ceza Tanrıçası

Pomona – Romalıların Meyve Tanrıçası.

Puta – Ağaçlar ve asmaları budamakla ilgili olan Roma Tanrıçası.

Romulus ile Remus – Roma mitojisinde ikiz kardeşler. Mars ile Rea Silvanın oğulları. Küçük yaşta Tiber nehrine bırakılan ikizler, dişi bir kurt tarafından bulunmuş, onun sütüyle beslenmişlerdi. Sonra onları Picus adında bir çoban keşfetmiş, evine götürüp besleyip büyütmüştü. Kardeşlerin kaderinde Roma şehrinin temelini koymak vardı. Büyüdükten sonra iki kardeş arasında şehri hangisinin kuracağı konusunda tartışma çıkmış ve bu tartışma Remus’un ölümüyle sonuçlanmıştı. Romulus Roma şehrinin kurucusu ve ilk kralı oldu. Roma’nın kurucusu Romulus da tanrısallaştırılmıştı.

Salus – Romalıların Sağlık Tanrıçası.

Saturnus – Roma Tanrısı Satürnüs çiftçilerin Tanrısı olarak görülmüştür. Mitolojiye göre Satürnüs ve karısı hasat Tanrıçası olan Ops ekincileri korurmuş. Yunan mitolojisinin etkisi ile sonraları Satürnüs Kronos kişiliği kazanmıştır. Satürnüs’ün İtalya’yı yönettiği devre ‘altın çağ’ adını vermişler.

Silvanus – Romalıların Orman, Bağ – bahçe Tanrısı.

Summanus – Romalıların gece çakan Şimşek Tanrısı.

Tellus – Romalıların Yunan mitolojisindeki Toprak Ana (Gaia) ya verdikleri ad.

Terminüs – Romalıların sınır taşı Tanrısı.

Vacuna – Sabinelilerin Tarım Tanrıçası. Vacuna’ya kutsal orman Reate’nin bulunduğu bölgede tapınılmıştır.

Velovis – Bir Roma Tanrısı. Yer altı Tanrılarından sayılmakta, volkanlar ve balıkları bunun idare ettiğine inanılır.

Veritas – Adalet ve Gerçek Tanrıçası. Satürnüs’ün kıız.

Vesta – Aile ocağı Tanrıçası

Virtus – Roma mitolojisinde cesaret ve savaş gücünün Tanrısı

Vulcanus – Ateş Tanrısı. Demircilik ve sanatla da uğraşır. Onun dökümhanesi Etna dağındadır. Burada o yardımcıları ile beraber Tanrılara ve kahramanlara silah yapardı. Yunan mitolojisinde bu Tanrı Hephaestus adını almıştı.