Yunan Mitolojisinde Törenler, Bayramlar, Şenlikler

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Törenler, Bayramlar, Şenlikler

Törenlere, bayramlara, şenliklere büyük yer veren yunan toplumunda her sitenin kendine göre dinsel davranış formülleri vardı. dinsel bayramlarda müzik yarışmaları, at yarışları, spor gösterileri düzenlenirdi. Bu etkinlik içinde tapınak büyük bir önem kazanmıştı. Büyük tapınakların başlıcaları Delos, Epidauros, Olympieion ve Delphoi tapınaklarıydı. Ege denizinde Mykonos ve Syros arasında bulunan Delos adasında bir tapınak topluluğu vardı. Kutsal Delos adası iyonyalı inançlıların toplaşma yeriydi, burada Apollon ve Artemis’e saygı törenleri düzenlenirdi. Hekimlik tanrısı Asklepios’un kutsandığı Epidauros’taki (kuzeydoğu Peleponnesos) tapınaklar toplamı da çok önemliydi, burada Artemis ve Aphrodite de saygı görürdü. Delphoi’ide başlıca tapınak Apollon tapınağıydı, burada bir de kahinler ocağı vardı. Koloniler kurmak isteyenler buradan görüşler alıp yola çıkarlardı. Kahinler genellikle kolonicileri yüreklendirirlerdi. Atina’daki Olypieion tapınağı Zeus adına yapılmıştı. Burada bir de Hera tapınağı vardı. Eski yunan toplumunun dinsel yaşamında kehanet çok önemliydi. Kahin tanrı esinini alan yetkin insandı. Yunanlılar tanrısal güçlerin dünya üzerindeki edimlerini beklemek istemezler, önceden davranıp tanrıların gelecekle ilgili görüşlerini almak isterlerdi. Tanrıların insanlara yol göstermesi, önerilerde bulunması ya da onların girişimlerini uygunsuz bulması kehanette açıklığa kavuşurdu. Kehanet bir aracıyı gerektirirdi. Örneğin Delphoi’de Apollon insanlara bir genç kızın ağzından, onun sesiyle önerilerde bulunurdu. İnsanın aracı olarak belirmediği durumlarda bir takım seslerin, örneğin rüzgar sesinin yorumuna yönelirdi. Kısacası kehanette tanrılarla insanlar arasında büyülü ve dolaylı bir ilişki sözkonusuydu. Tanrılara her şey sorulabilirdi. Toplumsal ve bireysel tüm sorunlar üzerine onların görüşü alınabilirdi.

Asklepios – Yunan Mitolojisi’nde tıbbın ve sağlığın tanrısı

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 05-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Asklepios;

Yunan Mitolojisi’nde tıbbın ve sağlığın tanrısı. Apollon ve Koronis’in oğlu, Hygieia, Meditrina, Iaso, Aceso, Aglæa ve Panacea’ nın babasıdır.

Yılanlı asası ile Yunan söylencelerinde Apollon’un oğlu olarak geçer. Buna göre; Teselya Kralı’nın kızı Koronis tanrı Apollon ile sevişir ve ondan gebe kalır. Ne var ki, tanrının çocuğunu karnında taşırken Arkadya’dan gelen bir yabancıyı da yatağına alır. Bu haberi tanrıya kutsal kuşu olan karga verir.Apollon kız kardeşi Artemis’i Koronis’i cezalandırmak üzere görevlendirir. Artemis de kadını bir odun yığınının üzerinde diri diri yanmaya mahkum eder. O ateş öyle büyüktür ki, o zamanlar köpükler gibi ak olan karga tüyleri, o günden sonra is karası rengi olur. Kadın alevler üzernde can vermek üzeredir ki; Apollon çocuğunu Koronis’in karnından alır. Çocuğu yetiştirmesi için at adam Kheiron’a verir. Bu olay hekim-tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simgesidir. Asklepios’a hekimlik sanatını öğreten Kheiron bütün at adamlar gibi doğanın içinde yaşayan, doğanın sırrına ermiş bir varlıktır. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre; Kheiron’un açık havada, güneşin altında şifalı otlardan ve sulardan yararlanma yollarını bilmesi de gerçek olarak ortaya çıkmaktadır. Asklepios böylece usta bir hekim olarak yetişir, hekimliğin ve cerrahlığın tüm bilgilerini edinir. Asklepios, elindeki asasını (ki bu asa da bugün bildiğimiz, tıbbın simgesi olan yılan dolanmış asadır.) yanından hiç ayırmaz, gittiği her yere onu da götürür, yorulduğu zaman da ondan destek alır. Daha öteye giderek, ölüleri bile diriltmeye çalışır. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena, Gorgo canavarı öldüğü zaman bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios’a vermiştir. Gorgo’nun sağ tarafındaki damarlarda zehirli, sol tarafındaki damarlarda şifalı kan varmış. Asklepios bu şifalı kanla ölüleri diriltme yoluna gitmiş. Ancak insanların ölümsüz olması fikri hem Zeus’un iktidarını sarsmış, hem de yeraltınının tanrısı Hades’i çok kızdırmış. Ve Hades kardeşini bir şeyler yapması konusunda kışkırtmış, Zeus da Asklepius’un başına bir şimşek fırlatarak onu öldürmüş. Derler ki o an Asklepius’un elinde reçete yazılı olan kağıt toprağa düşmüş ve yağan yağmurla üzerindeki yazılar toprağa karışmış. Oradan da her derde deva sarımsak bitmiş. Apollon da, Zeus’a yıldırımları bağışlayan Kykloplar’ı öldürerek, oğlunun öcünü almış.

Asklepios’un yok oluşundan sonra hekimlik sanatını kızı, Hygieia (Yunanca sağlık anlamına gelir) ve oğulları Asklepiades adında bir lonca düzeni içinde sürdürmüşlerdir. Atina’da, Bergama’da, İzmir’de Asklepios adına tapınaklar kurmuşlardır. Bergama’da asclepion adıyla bilinen sağlık sitesi antik Yunan dünyasındaki üç büyük sağlık sitesinden biri olarak kabul edilir.

Asklepios efsanesine Anadolu’da yapılan bir katkı da şudur (aynı hikaye Lokman Hekim içinde anlatılır); Zeus Asklepios’u yıldırımıyla öldürünce bu sırada hekimin yazmakta olduğu reçete oradaki bir otun üzerine düşmüş, yağan yağmurla kağıttaki yazı toprağa karışarak her derde deva sarımsak meydana gelmiştir.

Diğer bir söylenceye göre, Asklepios daima elinde asasıyla dolaşırmış. Bu asa, hekim, hastalarına giderken ona destek olur; asasına yaslanan hekim ondan güç alır; yorulmadan hastadan hastaya koşarak şifa dağıtırmış. Asklepios’un yılanlı asası hekimliğin simgesidir ve tıp sembolüdür. Asklepios’un diğer simgeleri: Çam kozalakları, defne dalları, keçi ve köpekdir.
Asklepios, Yunan tanrıları içinde ününü en uzun süre sürdürenlerden biridir. Ortaçağ’a kadar karşımıza çıkar.Hekimler Asklepiades adında bir lonca etrafında biraraya gelirler. Kos (İstanköy) adasında yaşayan Hippokrat’da bu geleneğe bağlıdır.