Frigler’in doğa tanrısı PAN

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 09-01-2009

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

Frigler’in doğa tanrısı PAN. Doğayı korumak için ülkesinde dolaşırken güzeller güzeli orman perisi Syrinks’le karşılaşır. Ona aşık olur, diler döker ama nafile, orman perisi kendini Tanrıça Artemis!e adamıştır. ( Artemis ve rahibeleri sonsuza kadar bakire kalmaya ant içmişlerdi) Tanrı Pan’dan kurtuluş olmadığını anlayınca kaçar, Pan onu kovalar ve bir pınarın kenarında tam onu yakalayıp sarılmak isteyince, Syrinks, kardeşleri su perilerine yalvarıp yardım ister.
Su perileri Syrinks’i saza çevirirler, Pan’ın kolları bir demet saza sarılır. Pan üzüntü içinde derin bir of çeker. Birden ortalığı hüzünlü ve tatlı bir melodi kaplar. Pan anlar ki bu ses sazlardan çıkmıştır. Bari bu şekilde benim ol der. Değişik boylarda yedi saz keser, bunları balmumuyla yan yana yapıştırarak Syrinks adını verdiği müzik aletini icat eder. Bu müzik aletine günümüzde panflüt diyoruz.

Tanrı Pan-YA DAVUL ?

Euripides’in , Bakkhalar Tragedyasından;

Dionysos şöyle der Bakkha’lara: “.. Alın Phrygia’dan getirdiğimiz davulları, anamız Rhea ve benim için icat edilmiş davulları…”
( Rhea, Ana Tanrıçadır)

Yunan Mitolojisinde Misterler

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Eski Yunanistan’ın dinsel etkinlikleri arasında misterleri de saymak gerekir. Misterler tanrısal güçlerle ilişkiye girme törenleriydi. Bu törenleri dinsel gize ulaşmış olduğuna inanılan ayrıcalı kişiler yönetirdi, törene katılan kişiler de gize katılan kişilerdi. Misterlerin en ünlüsü Eleusis ya da Lepsina misterleriydi. Eleusis’te bir Demeter tapınağı vardı, bu tapınak inançlılardan büyük saygı görüyordu. Demeter’e tapınma tüm Attika’da yaygındı. Bu saygı giderek Orpheus’çuluğun da etkisiyle bir dinsel devinime dönüştü, böylece Eleusis misterleri ortaya çıktı. Dine giriş ya da dinin gizlerine katılma törenleri (misterion’lar) ve arınma ayinleri belli zamanlarda yapılırdı. Mağaralarda okunan dualar ve Demeter’le ilgili temsiller bu dinin en önemli gerekleri arasındadır. Temsiller arasında en belirleyici olanı Zeus’la Demeter’in birleşmesini gösteren temsildi. Bu yolda Eleusis misterleri Eskiçağ’da tiyatronun gelişmesi yönünde çok önemli katkılarda bulunmuştur. Trajedinin gelişimi de bu çerçevede olmuştur. Tarihsel açıdan trajedinin temeli din,tiyatronun temeli de trajedidir. Tüm yunan dünyasında yaygın olan bu şenlikler gerçekte basit kır eğlenceleriydi, bir bakıma da içki ve aşk alemleriydi. Şenliklerin en etkin kişileri şairler ve oyunculardı. İlkyazdaki büyük Dionysos şenliklerinde törenlerle geçen ilk iki günden sonra sanat etkinlikleri başlardı. En başta tiyatro gösterileri ve dithyrambos (dinsel şarkı) yarışmaları yapılırdı. Dithyrambos okuyan korolar Satyros’ları temsil ederdi. M.Ö. VI. yüzyılda koronun karşısına koyulan oyuncuyla trajedi belirmiş oldu. Sonra bu oyuncu ikiye üçe çıktı. Böylece tartışmalı, konuşmalı, çekişmeli, bir karşılıklı ilişkiler ağı örülmeye başladı.

Yeryüzünün Küçük Tanrıları

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Bir de yeryüzünün küçük tanrıları vardır. Bunlardan “İyi Tanrıça” diye adlandırılan Demeter buğday tanrıçasıdır, bereket ve toprak tanrıçasıdır. Kronos’la Rea’nın kızıdır. Eleusis prensleri arasında yerleşen ve Eleusis’te bir tapınak kuran Demeter bu prenslerden Triptolemos’u kendisine yardımcı seçmiştir. Triptolemos dünyayı dolaşarak insana tarımın inceliklerini öğretir. Şarap ve bağ tanrısı Dionysos da küçük tanrılardandır. Bazı kaynaklara göre sonradan tanrı olmuştur. Bu belirleme belki de şaraba ve sarhoşluğa karşı hoşnutsuzluğu ortaya koymaktadır. Bazı kaynaklara göre Dionysos Zeus’un ve Semelle adlı Thebai’li bir kadının oğludur. Tüm tanrıların annesi de babası da tanrıyken onun babası tanrı annesi insandır. Zeus, Semele’yi çılgınca sevmiştir. Bu büyük sevgi içinde Zeus bir gün semele’ye dile benden ne dilersen der. O da Zeus’u tüm görkemiyle yıldırım tanrısı biçiminde görmek istediğini söyler. Zeus onun isteğini yerine getirir, ama o zaman yıldırımlar Semele’yi öldürür. Semele o sırada gebedir. Zeus ana karnındaki bebeği çekip alır, doğum günü gelene kadar onu Hera görmesin diye kasığında saklar. O zaman Hermes onu kaçırır ve Nysa’daki Nymphe’lere bırakır. Bu Nymphe’ler Hydes diye bilinen periler olmalıdır. Periler Hera’dan çekindikleri için bebek Dionysos’u İra’ya bırakırlar. Zeus da Nymphe’leri yıldız yapıp göklere yerleştirir. Dionysos şarap ve bağ tanrısı olduğu kadar üreme tanrısıdır, dünyanın her yerinde insanlara üzüm yetiştirmeyi öğrettiği gibi kendi gizlerini de öğretmiştir. Arkadia çobanlarının tanrısı Pan da küçük tanrılardandır. Hermes’in oğludur, sevinçli ve gürültücü bir tanrıdır, yarı hayvandır, boynuzları vardır, keçi ayaklıdır, çobanların koruyucusudur. Pan eşsiz bir müzikçidir kavalıyla en güzel ezgileri çalar, orman Nymphe’leri dansederken onlara arkadaşlık ve eşlik eder. Her yırtıcı ortamda, dağlarda tepelerde, ormanlarda görünebilir. Hep aşk içinde yaşar, gönlünü her zaman bir başka Nymphe’ye kaptırır. Aşklarına karşılık bulamaz. Kuyruğuyla, yamuk burnuyla çok çirkindir. Pan’ın bazen oğlu bazen kardeşi olarak belirlenen Silenos suları simgeler. Her zaman sarhoş dolaşan sevinçli bir ihtiyardır. İri yapılıdır. Yürüyemeyecek kadar içtiği zamanlar eşeğiyle dolaşır.

Pan gibi küçük boynuzlu, küçük ayaklı keçiler biçiminde tanıtlanan Satyros’lar; güzel, sevimli kadınlar olarak tanıtlanan dağ cinleri Oreades’ler; orman ya da ağaç perileri Dryas’lar; yarı insan yarı at Kentauros’lar; yılanlı başlarında domuz dişleri taşıyan canavar Gorgona’lar; belden aşağısı kuş ya da balık biçiminde kötü ruhlu Siren’ler de tanrısal kişilikli varlıklardır.

DÜŞÜNCE TARİHİ
Afşar Timuçin
Bulut Yayınları
3. Basım, 2000

Sf. 155-179

Yunan Mitolojisinde İnsanın Yaratılışı

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 19-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , ,

Yunan Mitolojisinde İnsanın Yaratılışı

İnsanoğlunun yaratılması konusunda değişik görüşler olmuştur. Bazıları insanı yaratma işini Titanlarla yapılan savaşta, Zeus’un yanında yer alan Prometheus’a ve kardeşi Epimetheus’a verildiğini söylerler. Prometheus’un insanı maddeden yarattığı yada başka bir deyişle yaptığı efsanesi İ.Ö. IV.yy. da ortaya çıkar. Bu efsane belki de tufandan sonraki insanlık çağına aittir. Prometheus diğer bütün tanrılardan daha akıllıydı. Buna karşılık kardeşi Epimetheus akıl yönünden acizdi. Öyle ki insanları yaratmadan önce en değerli armağanları, hayvanlara vermişti; kuvveti, cesareti, kurnazlığı, kürkleri, tüyleri, kanatları, hepsini dağıtmıştı. Sonra pişman oldu ve durumu Prometheus’a anlattı; Prometheus da insanı diğer tüm yaratıklardan üstün kılmanın bir yolu olarak onlara, tanrılara benzeyen bir biçim verdi. Ayrıca, güneşe çıkarak aldığı ateşi de onlara sundu. İçinde halen, kendi ırkını yenen ve onları tahtından indiren Zeus’a karşı bir öfke besliyordu. Böylece insanı yaratarak ondan öcünü alacaktı. Çünkü insanlar sonradan tanrıları hiçe sayacak onların başına bela olacaktı.
Anatole France’nin anlattığı bir mitte ise; Prometheus bir çok heykel yapmıştı1. Yalnızca insanın değil, hayvanlarında heykelini yapmıştı. İnsanda görülen kusurların olmasının nedeni ise şundandır; Prometheus bir gün, yine kilden insana ait bir çok kafa, kol bacak yapıyordu. Bunları birleştirerek raflarına diziyordu. O sırada şarap tanrısı Dionysos geldi. Birlikte gezdiler; eğlendiler, şarap içtiler. Prometheus geri döndüğü zaman çok sarhoş olmuştu. Bu yüzden bazı küçük hatalar yaptı, küçük bir gövdeye büyük bir baş taktı, büyük bir gövdeye ait olan uzun kolları ise küçük bir gövdeye taktı. Hayatta da büyük başların veya uyumsuz gövdelerin olmasının nedeni buymuş.
Bunun dışında Voltaire’nin felsefe sözlüğündeki insanın yaratılış kısmında bahsedilen bir mit ise şöyledir2; Zeus insanın yarattıktan sonra 25 yıl yaşamasını yeterli görüyordu. İnsan ise sızlandı bunun yetersiz olduğunu, zaten yarısının uykuyla geçeceğini çocukluk dönemini de çıkarınca geriye pek bir şey kalmayacağı söyledi. Uzun ömürde dahil tüm iyi özellikler diğer yaratılmışlara verilmişti. O anda insanın yanında altı hayvan bulunuyordu bunlar; tırtıl, kelebek, tavus, at, tilki ve maymun. İnsan bu yaratıkları göstererek Zeusdan onların ömürlerinden kendi ömrüne eklemesini istedi. Zeus ise diğer hayvanlara haksızlık olacağını söyledi, fakat insanın, hayatının belli dönemlerinde o hayvanlar gibi yaşamasını insana şart koşarak onun ömrünü uzattı. Bundandır ki yeni doğan bir insan önse tırtıl gibi yerde sürünür, emekler bu bebeklik dönemidir. Sonra kelebek gibi neşe içinde koşar bu çocukluktur. Gençliğinde ise tavus kuşu gibi gururludur. 25-30 yaşlarına doğru ev bark sahibi olunca at gibi hayatın yükünü çeker. Kırkından sonra insan olgunlaşır tilki gibi kurnaz olur. Elli yaşından itibaren de maymun gibi çirkinleşir. Başka bir anlatıma göreyse; insanı tanrılar yaratmıştır. Önse altın soy meydana gelmiştir. Yaşamlarını tanrılar gibi geçirmişler. Altın soydan sonra gümüş soy yaratılmıştır. Bu soyun insanları daha akılsızdı. Bundan sonra pirinç
soy gelmiştir. Durmadan birbirleriyle savaşırlardı. Bu soyu tanrısal kahramanlar soyu izledi. Birçok efsaneye konu oldular. Şanlı bir soydu. Beşinci soy ise bugün de yaşayanların çağıdır.

MEKONE OLAYI

Titanları yenen Olymposlular evreni kendi aralarında bölüşürler. Sıra gelmiştir insanlarla anlaşmazlıkları yola koymaya; Ölümsüzlerle, ölümlü insanlar Mekone de toplanmışlar. Kesilen her kurbandaki tanrıların hesabına payı saptıyorlarmış. Prometheus bu konuda ölümlülerden yana olmuştur. Yine kurnazlığını göstermiş, büyük bir öküzü keserek ikiye ayırmış, bir yana etini koymuş, üzerini işkembeyle örtmüş, diğer yana kemikleri koymuş ve üstünü yağla kaplamış. Eğer kuzeni Zeus kötü tarafı seçerse aslan payı insanların olacaktır. Aksi olursa üstünlük tanrılarda kalacaktır. Zeus önüne konan paylardan iştah verici, yağlı olanı seçmiş. Yağın altında kemikleri fark edince kendinden geçmiş, ve Prometheus’a çok öfkelenmiş.

Zeus’un Evlilikleri ve Bunlardan Doğan Çocukları

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 16-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tanrıçalarla olan Evlilikleri
Metis: Athena
Themis: Horalar, Moiralar
Dione: Aphrodite
Eurynome: Musalar
Leto: Apollon, Artemis
Demeter: Persephone
Hera: Ares, Hebe, Eileithyia, Hephaistos

Kadınlarla olan Birliktelikleri
Alkmene: Herakles
Antiope: Amphion, Zethos
Kallisto: Arkas
Danae: Perseus
Aigina: Aiakos
Elektra: Dardanos, İasion, Harmonia
Europa: Minos, Sarpedon, Rhadamanthys
İo: Epaphos
Laodameia: Sarpedon
Leda: Helena, Dioskurlar
Maia: Hermes
Niobe: Argos, Pelasgos
Pluto: Tantalos
Semele: Dionysos
Taygete: Lakedaimon

Olympos Tanrıları

Uranos ve Gaia = Uranos’tan Aphrodite doğar. Bu evlilikten Sonrasında:

Koios ve Phoibe; Leto ve Zeus= Apollon, Artemis. Asklepios

İapetos ve Klymene; Atlas ve Pleione; Maia ve Zeus= Hermes

Rhea ve Kronos= Hestia, Hades, Poseidon, Demeter, Zeus

Zeus ve Hera= Ares, Hebe, Eileithyia, Hephaistos ve Zeus’tan doğan Athena

Tanrı Dionysos’tan ise Theogonia’da neredeyse hiç bahsedilmez.

Zeus’un Kadınlarla olan Birliktelikleri

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 16-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Zeus’un Birliktelikleri ve Bunlardan Doğan Çocukları

Alkmene: Herakles
Antiope: Amphion, Zethos
Kallisto: Arkas
Danae: Perseus
Aigina: Aiakos
Elektra: Dardanos, İasion, Harmonia
Europa: Minos, Sarpedon, Rhadamanthys
İo: Epaphos
Laodameia: Sarpedon
Leda: Helena, Dioskurlar
Maia: Hermes
Niobe: Argos, Pelasgos
Pluto: Tantalos
Semele: Dionysos
Taygete: Lakedaimon

Ölümsüz Kheiron’un ölümü

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 05-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , ,

Ölümsüz Kheiron’un ölümü

Birgün Kentauros’lar topluca Herakles’e saldırdırdılar ve Herakles bu sırada Kheiron’un yaralanmasına sebep oldu. Zehirli okuyla at adamı dirseğinden yaralamıştı. Saldırmalarının sebebi ise bir şarap şişesiydi. Herakles, Erymanthos yaban domuzunu avlamak için iz sürerken Pholoe bölgesinden geçmek zorunda kalmıştı. Burada bölgeye adını veren Pholos isminde bir kentauros yaşıyordu. Tanrı Dionysos, Pholos’a ağzı mühürlü bir şarap şişesi hediye etmiş, Herakles’in birgün bu bölgeye geleceğini ve bu şarap şişesini o gün için saklamasını tembihlemişti. Pholos bu şarabı bir şartla Herakles’e sunabilirdi: Herakles gelip dostça Pholos’un konuğu olmalıydı. Başka mitologlara göre bu şişe tüm kentaurosların ortak malıydı ve şişedeki şarabı tek tek değil, hepsi bir arada olduklarında birlikte içerlerdi. Herneyse, Herakles Pholos’a geldiğinde Pholos onu çok konukseverce karşıladı. Ona çeşit çeşit etler pişirdi, Pholos ise alışık olduğu şekilde etleri çiğ yedi. Yemekten sonra Herakles susadı ve şarap istedi. Pholos ise özür dileyerek Herakles’in gösterdiği şarap şişesine tek başlarına el süremeyeceklerini açıkladı. Herakles ise ona endişelenmemesini, yanındakinin Herakles olduğunu bilmesini istedi. Pholos ve Herakles şişeden şarap içmeye başladılar. Ne var ki şarabın kokusunu alan diğer kentauroslar büyük bir kızgınlıkla bir araya gelip Herakles ile Pholos’a kafa tuttular. Dağlardan kopardıkları iri taşları, alevli odunları, ağaçlardan yaptıkları türlü silahları atarak savaşa başladılar. Herakles hemen oklarına davranıp kentauros Ankhios ve Agrios’u yere serdi. Herakles, kalanları Maleas burnuna kadar kovaladı. Orada bir okla dirseğinden yaralanan kentauros Elatos, Kheiron’un mağarasına saklandı. Yarasındaki ok kazayla Kheiron’u da yaraladı. Kentaurosların çoğu Eleusis’e saklandılar. Anneleri Nephele selli bir bulut oluşturarak Herakles’in onları bulmasını engelledi. Herakles, Ankhios ve Agrios dışında 11 kentauros daha öldürdü (Daphnis, Argeios, Amphion, Hippotion, Oreios, İsoleps, Melankhaites, Thereus, Doupon, Phriksos ve Homados). Pholos da bir kazayla can verdi. Soydaşlarını gömerken çekip çıkardığı okun ucu ayağına düştü ve yaralandı. Herakles Pholoe’ye döndüğünde Pholos’u ölmüş buldu ve çok üzüldü. Kheiron, Elatos’un yarasındaki okla yaralanmıştı. Kheiron ölümsüz bir kentauros olduğundan, ölemiyor ama çok acı çekiyordu. Kheiron önce yarasına bildiği bazı merhemlerden sürdü ama Herakles’in oklarıyla açılan yaralar iyileşmiyordu. Kheiron sonunda vazgeçip mağarasına çekildi. Herakles ona birtürlü yardımcı olamadı. Ölümsüz olduğundan ölebilmek için, ölümsüzlüğünü kabul edecek birisini aradılar. Prometheus bu konuda Kheiron’a yardım etti (Çünkü, Prometheus birgün Zeus’u kızdırdığından onu Kafkaslar’a zincirlemişti. Hergün büyüyen karaciğerini bir kartal gelip hergün yiyordu. Herakles Typhon’dan doğma bu dev kartalı tek bir okla öldürüp Prometheus’u kurtarmıştı. Bu yüzden Herakles’e borcu vardı. Herakles’e ayrıca altın elmaların bulunduğu Hesperid’lerin bahçesinin yolunu da göstermişti). Prometheus ölümsüzlüğüne kavuşunca Kheiron öldü.