Yunan Mitolojisinde Misterler

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

’ın dinsel etkinlikleri arasında misterleri de saymak gerekir. Misterler tanrısal güçlerle ilişkiye girme törenleriydi. Bu törenleri dinsel gize ulaşmış olduğuna inanılan ayrıcalı kişiler yönetirdi, törene katılan kişiler de gize katılan kişilerdi. Misterlerin en ünlüsü ya da Lepsina misterleriydi. ’te bir tapınağı vardı, bu tapınak inançlılardan büyük saygı görüyordu. ’e tapınma tüm ’da yaygındı. Bu saygı giderek Orpheus’çuluğun da etkisiyle bir dinsel devinime dönüştü, böylece misterleri ortaya çıktı. Dine giriş ya da gizlerine katılma törenleri (misterion’lar) ve arınma ayinleri belli zamanlarda yapılırdı. Mağaralarda okunan dualar ve Demeter’le ilgili temsiller bu en önemli gerekleri arasındadır. Temsiller arasında en belirleyici olanı ’la Demeter’in birleşmesini gösteren temsildi. Bu yolda misterleri Eskiçağ’da tiyatronun gelişmesi yönünde çok önemli katkılarda bulunmuştur. Trajedinin gelişimi de bu çerçevede olmuştur. Tarihsel açıdan trajedinin temeli din,tiyatronun temeli de trajedidir. Tüm dünyasında yaygın olan bu şenlikler gerçekte basit kır eğlenceleriydi, bir bakıma da içki ve aşk alemleriydi. Şenliklerin en etkin kişileri şairler ve oyunculardı. İlkyazdaki büyük şenliklerinde törenlerle geçen ilk iki günden sonra etkinlikleri başlardı. En başta tiyatro gösterileri ve dithyrambos (dinsel şarkı) yarışmaları yapılırdı. Dithyrambos okuyan korolar Satyros’ları temsil ederdi. M.Ö. VI. yüzyılda koronun karşısına koyulan oyuncuyla belirmiş oldu. Sonra bu ikiye üçe çıktı. Böylece tartışmalı, konuşmalı, çekişmeli, bir karşılıklı ilişkiler ağı örülmeye başladı.

Yunan Mitolojisinde Toplu Oyunlar

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , ,

’da yarışma niteliğindeki toplu oyunların da dinsel bir anlamı vardı. bu oyunların başlıcası Olimpiyat oyunlarıdır. Adını Olypos’tan alan ve ilk olarak Herakles tarafından düzenlenmiş olduğuna inanılan bu beş yılda bir, dönencesinden önceki yeni ayın çıkışında başlatılırdı. İlki M.Ö. 776’da gerçekleştirilmiş olan Olimpiyat oyunlarına her özgür Yunanlı katılabilirdi. Bu oyunlar bir hafta sürerdi ve dinsel törenlerle sona ererdi. Koşuda, güreşte, yumruk döğüşünde, disk atmada üstün gelenler zeytin dalından taçlarla ödüllendirilirlerdi. Bu kişilere kentlerinde büyük saygı gösterilirdi. Olimpiyat oyunlar V. Yüzyıldan sonra kentler arasındaki düşmanlıkların ileri ölçülere varmasıyla tavsadı. Dinsellik toplumunda spordan kadar her alanda etkindi. İnancın gelişimi zamanla tarikatları oluşturdu. Bu tarikatların başında tarikatı gelirdi. , geleneğe göre, şiiriyle hayvanları bile büyüleyen güçlü bir şairdi. Onu ’un oğlu sayanlar vardı. karısı Eurydike’nin ölümü üzerine cehenneme gidip karısını istedi. buna razı oldu. Ancak Orpheus’un dönüş yolunda geriye bakmaması gerekiyordu. Orpheus bu yasağı unutunca karısını bir daha ve hiç görmemek üzere yitirdi. Daha sonra Orpheus da dünyadan ayrıldı. Nasıl öldüğü üzerine değişik yorumlar yapılmıştır. Orpheus’çuluk VI. yüzyılda gelişti ve tüm yunan kentlerine yayıldı. Yunanistan’da uygarlığın gelişmesi ve ona bağlı olarak yaşamın karmaşıklaşması din duygusunun öne çıkmasını, giderek gerçeküstünün gerçeğe baskın duruma gelmesini getirdi. Bu dönüşüm elbette tektanrıcılığa geçişi duyurur.

Yunan Mitolojisinde Törenler, Bayramlar, Şenlikler

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Törenler, , Şenlikler

Törenlere, bayramlara, şenliklere büyük yer veren toplumunda her sitenin kendine göre dinsel davranış formülleri vardı. dinsel bayramlarda müzik yarışmaları, at yarışları, spor gösterileri düzenlenirdi. Bu etkinlik içinde tapınak büyük bir önem kazanmıştı. Büyük tapınakların başlıcaları Delos, , Olympieion ve Delphoi tapınaklarıydı. Ege denizinde Mykonos ve Syros arasında bulunan Delos adasında bir tapınak topluluğu vardı. Delos adası iyonyalı inançlıların toplaşma yeriydi, burada ve ’e saygı törenleri düzenlenirdi. tanrısı Asklepios’un kutsandığı Epidauros’taki (kuzeydoğu Peleponnesos) tapınaklar toplamı da çok önemliydi, burada Artemis ve de saygı görürdü. Delphoi’ide başlıca tapınak tapınağıydı, burada bir de kahinler ocağı vardı. Koloniler kurmak isteyenler buradan görüşler alıp yola çıkarlardı. Kahinler genellikle kolonicileri yüreklendirirlerdi. Atina’daki Olypieion tapınağı adına yapılmıştı. Burada bir de tapınağı vardı. yunan toplumunun dinsel yaşamında kehanet çok önemliydi. Kahin esinini alan insandı. Yunanlılar tanrısal güçlerin dünya üzerindeki edimlerini beklemek istemezler, önceden davranıp tanrıların gelecekle ilgili görüşlerini almak isterlerdi. Tanrıların insanlara yol göstermesi, önerilerde bulunması ya da onların girişimlerini uygunsuz bulması kehanette açıklığa kavuşurdu. Kehanet bir aracıyı gerektirirdi. Örneğin Delphoi’de Apollon insanlara bir genç kızın ağzından, onun sesiyle önerilerde bulunurdu. İnsanın aracı olarak belirmediği durumlarda bir takım seslerin, örneğin sesinin yorumuna yönelirdi. Kısacası kehanette tanrılarla insanlar arasında büyülü ve dolaylı bir ilişki sözkonusuydu. Tanrılara her şey sorulabilirdi. Toplumsal ve bireysel tüm sorunlar üzerine onların görüşü alınabilirdi.

Tufan, Deukalion ve Pyrrha

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , ,

Tufan, Deukalion ve Pyrrha

Kadını yaratarak insanları felakete ve ıstıraba sürüklenmesi ’un öfkesini yatıştırmamıştı, üstelik Pandora’nın kutuyu açmasıyla tüm kötülükler yeryüzüne yayılmış, birbirleri ile kavga etmeye, savaşmaya, birbirlerini öldürmeye başlamışlardı bunun üzerine onlara çok daha büyük bir vermeye karar verdi.Onları tamamiyle yok etmemek müthiş bir tufanın dalgaları arasında onları boğmak istedi.

Fakat Prometheus bu defa da insanların yardımına koştu ve Oğlu Deukalion’a Zeus’un planlarından bahsetti. Deukalion ve ile Pandora’nın kızı olan karısı Pyrrha ’da yaşıyorlardı. Deukalion ’nın kralıydı. Olacakları duyunca Babasının tavsiyesi ile üzeri kapalı bir kayık yaptı ve karısı ile onun içine girdi. Yağmurlar yağdı, sular kabardı, ortalık baştan başa kesildi. Onlar gün gece boyunca dalagalar üzerinde çalkalanıp durdular. Onuncu gün sular alçalmaya başladı ancak ikisinden başka bütün insanlar boğulmuştu. Bu tufan felaketinden kurtula karı koca Othrys dağına yanaştılar ve ayak bastılar.

Deukalion ve karısı daha sonra adalet tanrıçasının yanına gidip soyunun tekrar yaratılması için yardım istediler. Adalet tanrıçası onlara ,Yüce Ana’nın yani ’nın kemiklerini omuzlarının üzerinden atmalarını söyledi. Deukalion ve karısı önce buna çok şaşırdılar. Ardından Deukalion Yüce ana’nın olduğunu hatırladı, buna göre kemikleride , taşlar olmalıydı. Taşları omzunun üzerinden fırlattığında bu taşlar erkek haline dönüştü, Pyrrha da fırlattı taşları, onun fırlattıkları da kadına dönüştüler. Böylelikle insan soyu yeniden başlatılmış oldu.

Üç Tanrıça – Artemis – Aphrodite – Hestia

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , ,

Üç Tanrıça

’ta ’dan başka üç önemli tanrıça daha vardır.

Bunlardan yırtıcı hayvanların tanrıçasıdır. Ormanlarda, dağlarda dolaşır, Ay’ı simgeler. Kuşların yavrularını koruduğu için “gençliğin koruyucusu” olarak nitelendirilmiştir. zaman kinci ve acımasız bir tanrıça olarak gösterilmiştir. Elinde bir yay tutar, gebe kadınları oklarıyla öldürür, böylece bakireliğini korumuş olur.

Aşk ve güzellik tanrıçası çekiciliğiyle insanları ve tanrıları baştan çıkarır. En kişiler bile onun dayanılmaz güzelliğine yenik düşerler. İliada’da ’un ve ’nin kızı olarak gösterilmiştir. Daha sonraları köpüğünden (yun, aphros) olduğuna inanılmıştır. Bazı kaynaklarda ateş tanrısı çirkin ’un karısı olarak gösterilir. Aphrodite güzellik tanrıçası olarak hem doğurma içgüdüsünü öne çıkarır hem de bu yönde insanları tutkulu kılar. Her şeyden önce doğurucu ve çekici kadınlığı simgeler.

Bakire Hestia ile Rea’nın kızı, Zeus’un kızkardeşidir. ve ’la yaşadığı aşk bakireliğini bozmamıştır. bir kişiliği vardır, tanrılara ve insanlara belli bir yükümlülüğü yoktur. Ateş tanrıçası olarak bilinir ve aileyi simgeler. Sofraya oturuşta ve sofradan kalkışta adı anılır. Her kentte saygı görmüş, her kentte adına sürekli bir ateş yakılmıştır. Koloniler kurulurken bir kentten ayrılanlar yeni kentlerinin ocağına bu ocaktan ateş taşımışlardır.

DÜŞÜNCE TARİHİ
Afşar Timuçin
Yayınları
3. Basım, 2000

Sf. 155-179

Yaratılmamış ve Yaratmayan Tanrılar

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

Yaratılmamış ve Yaratmayan

Hesiodos’un açıklamalarından da anlaşılacağı gibi ’da yaratılış yoktur, buna göre tanrıları yaratılmış değildir, yaratıcı da değildir, bunlar oluşmuş ve yalnızca varlıklardır. oluşturan nedenler tanrıları da varetmiştir. Örneğin ’nın ’tan gelişi bir türemeden başka bir şey değildir. Bu yaratılmamış tanrılar dünyayı yönetmekle, yaşamı düzenlemekle yükümlüdürler. Hatta bunlar yaratıcısı olmadıkları, hazır bulundukları dünyayı pek yönetmezler de. onlar doğal ve toplumsal yaşamı kendilerine göre etkilerler ancak. Bu bölünmüş yetkiler ortamında gücü mutlak değildir. Mucize vardır, olağanüstülükler vardır, mutlak güçlülük yoktur. Tanrılar özellikle toplumun ahlak düzeninden sorumludurlar, insanın eksikliklerine eksikli kişilikleriyle çözüm getirmeye çalışırlar, bu yönde hatta bir istem, bir yaptırım gücü ortaya koyarlar. Onlar olmasa, oldukça dağınık olan dünya düzeni daha da dağılacaktır. Düzenli bir evrende düzensiz yaşamının bekçileri ya da yöneticileridirler, en azından insanın derdine olağanüstü bir çerçevede ortak olurlar.

DÜŞÜNCE TARİHİ
Afşar Timuçin
Yayınları
3. Basım, 2000

Sf. 155-179

Yeryüzünün Küçük Tanrıları

Kategori: (Yunan Mitolojisi) Yazan: admin, 25-12-2008

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

Bir de yeryüzünün küçük tanrıları vardır. Bunlardan “İyi Tanrıça” diye adlandırılan buğday tanrıçasıdır, bereket ve tanrıçasıdır. ’la Rea’nın kızıdır. prensleri arasında yerleşen ve ’te bir tapınak kuran Demeter bu prenslerden Triptolemos’u kendisine yardımcı seçmiştir. Triptolemos dünyayı dolaşarak insana tarımın inceliklerini öğretir. Şarap ve bağ tanrısı da küçük tanrılardandır. Bazı kaynaklara göre sonradan olmuştur. Bu belirleme belki de şaraba ve sarhoşluğa karşı hoşnutsuzluğu ortaya koymaktadır. Bazı kaynaklara göre Dionysos ’un ve Semelle adlı Thebai’li bir kadının oğludur. Tüm tanrıların annesi de babası da tanrıyken onun babası annesi insandır. Zeus, ’yi çılgınca sevmiştir. Bu büyük içinde Zeus bir gün semele’ye dile benden ne dilersen der. O da Zeus’u tüm görkemiyle yıldırım tanrısı biçiminde görmek istediğini söyler. Zeus onun isteğini yerine getirir, ama o yıldırımlar Semele’yi öldürür. Semele o sırada gebedir. Zeus ana karnındaki bebeği çekip alır, doğum günü gelene kadar onu görmesin diye kasığında saklar. O zaman Hermes onu kaçırır ve Nysa’daki ’lere bırakır. Bu ’ler diye bilinen periler olmalıdır. Periler Hera’dan çekindikleri için Dionysos’u İra’ya bırakırlar. Zeus da ’leri yıldız yapıp göklere yerleştirir. Dionysos şarap ve bağ tanrısı olduğu kadar üreme tanrısıdır, dünyanın her yerinde insanlara üzüm yetiştirmeyi öğrettiği gibi kendi gizlerini de öğretmiştir. çobanlarının tanrısı Pan da küçük tanrılardandır. Hermes’in oğludur, sevinçli ve gürültücü bir tanrıdır, yarı hayvandır, boynuzları vardır, keçi ayaklıdır, çobanların koruyucusudur. Pan eşsiz bir müzikçidir kavalıyla en güzel ezgileri çalar, orman Nymphe’leri dansederken onlara arkadaşlık ve eşlik eder. Her yırtıcı ortamda, dağlarda tepelerde, ormanlarda görünebilir. Hep aşk içinde yaşar, gönlünü her zaman bir başka Nymphe’ye kaptırır. Aşklarına karşılık bulamaz. Kuyruğuyla, yamuk burnuyla çok çirkindir. Pan’ın bazen oğlu bazen kardeşi olarak belirlenen Silenos suları simgeler. Her zaman sarhoş dolaşan sevinçli bir ihtiyardır. İri yapılıdır. Yürüyemeyecek kadar içtiği zamanlar eşeğiyle dolaşır.

Pan gibi küçük boynuzlu, küçük ayaklı keçiler biçiminde tanıtlanan Satyros’lar; güzel, sevimli kadınlar olarak tanıtlanan dağ cinleri Oreades’ler; orman ya da ağaç perileri Dryas’lar; yarı yarı at Kentauros’lar; yılanlı başlarında domuz dişleri taşıyan canavar Gorgona’lar; belden aşağısı kuş ya da balık biçiminde kötü ruhlu Siren’ler de tanrısal kişilikli varlıklardır.

DÜŞÜNCE TARİHİ
Afşar Timuçin
Yayınları
3. Basım, 2000

Sf. 155-179